TÜRKİYE yeni bir döneme başlangıç yaparken, yeni sistemle ilgili yorumlar devam ediyor.
Ben ise yeni sistem ve yeni kabineden çok, yeni sistemin taşraya yansımalarını merak ediyorum.
Bilirsiniz taşrada işler farklı yürür.
Yeni değil, Osmanlı’dan beri böyledir.
Mesela ünlü hikayeci Refik Halit Karay, ‘Memleket Hikayeleri’ adlı eserinde taşra bürokrasisini çok güzel anlatır ve işler.
Neyse, biz Yozgat’a dönelim…
***
Yozgat’ta bilindik bürokrasinin dışında, farklı işleyen bir bürokratik yapı vardır.
Bu bürokratik yapıda görev yapanlar seçilmişlere iş yaptırmazlar.
Yeri gelir atanmışların da çalışmasına engel olurlar.
Seçilmişlerden devam edelim…
Mesela seçimle iş başına gelen yöneticinin emrinde olanlar, seçilmişi alt etmek için gece-gündüz çalışır.
Böyle bir davranışa girme sebebi ise genellikle şunlardır:
-Farklı siyasi görüşe mensup olabilirler.
-Çalışmak ve üretmek istemez, yan gelip yatmak daha iyidir.
-Menfaat ve çıkarını bozmuş, sistemini dağıtmıştır.
Bu gibi sebeplerle emri altında çalıştığı seçilmişe ve onun yürüttüğü iş ve projelere zarar verirler.
Böylece seçilmişi iş yapamaz, çalıştıramaz hale getirerek, koltuğundan devirmeye çalışırlar.
***
Bu durum yeri geldiğinde atanmış için de geçerlidir.
Atanmış, işini takip eden veya çalışkan bir isim olabilir.
Veya kendince bir takım hayırlı hizmetlerde bulunmak isteyebilir.
Bunun için emri altındakileri çalıştırmak, işlevsel hale getirmek ister.
Yukarıda saydığım gibi huzuru bozulan, rahatı kaçanlar yine harekete geçer.
Hele taşra siyasetçilerinden tanıdığı güçlü isimler var ise, onlar üzerinden baskı kurmaya çalışır.
Hatırı geçen, ulaşabildiği güçlü siyasetçiler sayesinde, atanmışı alt etmeye, kendi taşrasından göndermeye ulaşır.
Bunu başarır ise ‘bu da gitti, sıradaki gelsin’ diyerek yeniden mevzilenir.
Yok başarılı olamaz ise atanmış gidene kadar aynı hareketlerine devam eder.
***
Demem o ki yeni Türkiye’nin yeni döneminde taşrada çözülmesi gereken meseleler bunlardır.
Ülkeyi yönetenler merkez ile kalmayıp, taşradaki bu hantal yapının dişlilerini yağlamadığı sürece, değişen pek bir şey olmaz.
Dümenin başına geçenler, gemiyi yürütmemek adına direnenlere gerekli yaptırımları uygulayabilmeli.
Bunun için ise uygun hukuki alt yapı hazır hale getirilmeli.
Geleneksel hale gelmiş kurnaz taşra bürokratlığı, yeni dönemdeki reformlarla rafa kaldırılmalı.
Seçilmiş ve atanmışın altında çalışan bürokrat, vazife sorumluluğu çerçevesinde işine odaklanmalı.
Yoksa aynı tas, aynı hamam olur vallahi.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Anayasa komisyonu başkanı olan Sayın Bozdağ’ı.
*Anma etkinliklerini vatandaşla takip eden Başkan Arslan’ı.
*Coşkulu konseriyle milli duyguları ayağa kaldıran POMEM’i.