Geçtiğimiz hafta sonu Türk sporu adına ciddi bir rezalet yaşadık. Bazılarımız fanatik olabilir “Bunda ne var canım!” diyebilirler ama tam anlamıyla bir rezaletti bu, cehaletin, zorbalığın adıdır. Türk sporu adına da kötü bir gelişmedir. Gerçekten de bunu yapanlara, kim olursa olsun, hangi takımı tutarsa tutsun, yazıklar olsun!
Efendim, bayanları, kızları, çocukları stada getirsek, küfür azalır, spora ahlaki bir  seviye gelirmiş. Gelen ahlakı da rezaleti de gördük. Bunu (şöyle) savunanlar varsa onlara da yazıklar olsun: “Canım tüm dünyada bu tür olaylar yaşanıyor! Ülkemizde de yaşanması normal.”
Yaşanıyor da kardeşim dükkanını topa tuttuğunuz adamı suçu ne? Camları kırıp binlerce liralık zarar açtığınız esnaf kardeşimizin suçu ne? Yazık değil mi bu insanlara? Ekmeğini, rızkını, çoluk çocuğunun nafakasını taşa tutuyorsunuz! Sportmenlik anlayışı bunun neresinde? Zarar gören insanlara acımıyor musunuz?
Kundakladığınız Petrol Ofisi sahibinin suçu neydi? Peki alev alev yansaydı, büyük bir patlama olsaydı, onlarca insan ölseydi, ya da yaralansaydı kardeş katili olmayacak mıydınız? Sizin PKK’lı teröristlerden farkınız ne olacaktı o zaman? Bu ne cehalet böyle, bu ne intikam Allah aşkına?
Polis otosu taşa tutuluyor, sonra devriliyor ve yakılmaya çalışılıyor. Taşlar havada kurşun gibi sekiyor, polisler taş yağmurundan kendilerini korumaya çalışıyorlar. Allah Allah bu neyin kavgası? Sanıyorsunuz ki PKK’lı teröristler şehri basmış, eşkıya şehre inmiş. Dağ başı mı burası kardeşim? Sağa sola saldırıp insanlara korku-dehşet yaşatıyorsunuz? Bunun adına spor fanatiği diyenlere de yuh!.. Spor anarşisi.
Ey devlet baba, bu kadarı olmaz!.. Buna seyirci kalınmaz, aynen terör belasında olduğu gibi bu taşkınlıkları yapanları bir bir tespit etmelisin, yakası toplanmalı, hesabı sorulmalı, zararları da onlara fatura edilmelidir. 
Görüntüleri izleyip, fotoğrafları inceleyip, suçluları adalete teslim edin deriz. Devlet baba da bunların peşini bırakmasın. Bırakmasın ki, bu tür rezaletleri yaşamayalım…
Tepkiye tamam, sevince, coşkuya tamam, üzüntüye siteme de tamam; ama çevreye zarar vermeye, faturasını vatandaşa çıkartmaya hayır!.. Yazık değil mi dükkanı zarar gören esnaf kardeşime? Peki suçsuz günahsız insanlar bu taşlardan yaralanıp ölseydi, sakat kalsaydı ne olacaktı? Kundakladığınız petrol istasyonu patlayıp çevreyi yerle bir etseydi bunun hesabı sizden sorulmayacak mıydı? Artık bu tür şehir eşkıyalarından hesap sorulmalı, esnafın, devletin zararı bunlara fatura edilmelidir. Yaşı küçük mü, anası var babası var kesin faturasını onlara, herkes haddini bilsin. Bunların sayesinde biz spordan, sporcudan tiksinir hale geldik.
Sahaları, statları küfür edebiyatıyla dolduran beyler küfrünüz sizin olsun. 
O sahaları bundan rahatsızlık duyanlar çoktan terk ettiler. İstediğiniz kadar küfür edin onu kendine layık görmeyenler aranızdan ayrıldılar. 
Bana kızabilirsiniz, bu kadar ağır söz olmaz diyebilirsiniz ama bu denli cehalet, bu denli küfür, insan olana yakışmaz. Bize hiç yakışmaz. Kardeşliğe de sığmaz. 
Elinize ne geçiyor sövmekle, dövmekle, vurup kırmakla… Sonucu değiştiriyor mu sizin küfür edebiyatınız? Sonra bunu sportmenliğe, centilmenliğe ve insanlığa nasıl sığdırıyorsunuz Allah aşkına?
Hani, “Eğlenmesini de bilmiyoruz, sevinmesini de bilmiyoruz” diyenler var ya galiba haklılar. Sevinirken, eğlenirken birilerini kırıyor, bozuyor, yıkıyoruz. 
Hatta canına kıyıyoruz. Ölümüne neden oluyoruz, sakat bırakıyoruz. 
Bunları sorgulamak, engellemek zorundayız. Kimse alınmasın, takım, grup hedefimiz değil. Hangi takımı tutarsanız tutun sorun değil. 
Yeter ki insanca, adam gibi destekleyip adam gibi sevinelim ya da insanca yenilgiye evet diyelim. 
Sporda her yenilen ortalığı dağıtıp yıkacaksa vay gele halimize…
Yakışmadı dostlarım, bu bize yakışmadı. 
Türk sporuna leke getirdi, kardeşliğimizi zedeledi, suçsuz, günahsız insanlara fatura kesildi. 
Valla tek kelimeyle “Yazıklar olsun” diyoruz böylesi bir anlayışa.