1 Haziran Cumartesi günü gazetenin kuruluş yıldönümü nedeniyle Ankara'dan Yozgat'a gelen Gazetemizin sahibi Mükremin Kayhan ile birlikte Sözcü Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, Gazetemiz yazarlarından Salim Taşçı ağbeyimizle birlikte önce taziye ziyaretinde bulunduk, ardından dünden aklımızda kalan anıları bir kez daha anarken, Muammer A. Karadeli'yi de bir kez daha yadettik.
Aslına bakarsanız, kuruluş yıldönümümüzü bu yıl sadece duyurup, yarım asra ayak bastığımızda ise daha geniş çaplı bir tören yapmayı düşünüyorduk. O yüzden de fazla bir hazırlık yapmaksızın, 1 Haziran günü ''47 yaşına bastık'' başlığı altında kuruluş yıldönümümüzü okurlarımıza duyurmak niyetindeydik.
Ankara'dan gelen telefon ile özel bir sayı yapmamızın daha doğru olabileceğine karar verdik. Son dakika da bu eki hazırlamak üzere kolları sıvadık.
Hakkın rahmetine kavuşan Muammer A. Karadeli, İLERİ Gazetesinde de uzun yıllar yazıişleri müdürlüğü görevinde bulunup, köşe yazarlığı yapmış bir isim. Bir dönem birlikte de çalıştık, Tonosluoğlu Çarşısı'ndaki matbaa ve gazete bürosunda. Güzel anılarımız oldu, entertip denilen dizgi makinası başında.
Kurşun ile çalışıyordu, dizgi makinesi. Kurşunun eritilip, hazır olması gerektiğinden bazen yetersiz kalıyordu. Yanılmıyorsam yine bir yıldönümüydü, özel sayı yapma kararı aldık. Tüm hazırlıkları yaptık ama kurşun konusunda yeterli tedbirimizi alamamışız. O yıllarda büyük boy tek yaprak, iki sayfa olan İLERİ Gazetesi'ni tabildot boyutta 8 sayfa çıkartmak için dizgiler yapılırken, kurşun bitti. Sayfamızda da bir bölüm kalmıştı. ''Ne yapalım!'' diye düşünürken, elimize bir ilçe haritası geçti. Altına tarımla ilgili el dizgisi ile bir-iki satır yazı yazıp, gazeteyi bağladık.
Teknoloji şimdiki gibi değil, o yıllarda. O yüzden bu ve benzer konularla sürekli karşılaşıyor, birebir yaşıyorduk.
Aradan yıllar geçti, Mükremin Kayhan tarafından satın alınan İLERİ Gazetesi'ni yeni çehresiyle okurla buluşturma kararı aldık. Teknoloji gelişmişti ama şimdiki ile mukayese kabul etmeyecek kadar gerilerdeydi. O yıllarda bir taraftan yeni teknolojiye uyum sağlayıp, günlük vasıflı, ofset gazeteyi çıkartmaya çalışırken, diğer taraftan da yılların tabularını da yıkmak pek kolay olmadı.
Hepsi güzel anılar. Bir çoğu ise ders olarak gelecek kuşaklara anlatılabilecek cinsinden. Tabi anlatılanları dinleyebilecek, dinlediklerini de yorumlayıp, ders çıkartabilecek isimleri bulabilirseniz.
Nice yıllara...
Karar zamanı
Yozgat'ta kamuya ait binaların akıbeti hemen hemen hep aynı. Bir taraftan ''Tasarruftan'' söz ediliyor, devletin her kuruşa ihtiyacının olduğu belirtiliyor, diğer taraftan devletin elindeki taşınmazlar kullanılamaz halde tutuluyor, çürümeye bırakılıyor.
Yozgat'ın temel sorunlarının birisi de sanırım, elinde bir planlamanın, yol haritasının bulunmamasıdır. Bir de buna koordine eksikliği eklenince kimin ne yaptığı, ne yapacağı belirsiz bir hal alıyor, keyfiyet doğuyor.
Konu Askerlik Şubesi binası ile sınırlı bir durum değil. Daha önceden kamu kurumlarının kullanımındaki birden fazla bina, kamu kurumlarının kendi binalarına taşınmaları sonrasında boşaltıldı. Binalar aylarca boş tutuldu. Binaların boşalacağı, hatta ne zaman boşaltılacağı en az bir yıl öncesinde belli olmasına karşın, koordine eksikliğinden, planlamanın olmamasından dolayı atıl durumda bırakıldı.
Yozgat Emniyet Müdürlüğü kendi binasına taşındıktan sonra iki-üç yıl boş tutulan eski hizmet binası çürüdü, kullanılamaz hale geldi, şimdi üniversiteye tahsis edildi. Yeniden, temelden bir bina yapılıyormuş gibi şuan çalışmalar yapılıyor. Buna benzer daha çok örnek sıralanabilir.
Yozgat Askerlik Şubesi tarafından kullanılan tarihi yapı, bir yılı aşkın süredir boş tutuluyor. Yozgat Belediyesi'ne tahsisi yapıldı. Belediye ''Başkanlık makamı'' yapmayı düşündü, olmadı. Sonrasında ''Kent Konseyine'' verilmesi planlandı, olmadı. Bir ara ''Konuk Evi'' olarak düşünüldü, olmadı. ''Çocuk Meclisi kullanılsın'' düşüncesi ortaya atıldı, olmadı. En son Belediye Başkanı Yusuf Başer tarafından binada gerçekleştirilen ienceleme fotoğrafıyla birlikte ajanslar tarafından yapılan haber servisinde, binanın ''Kent Müzesi'' olarak restore edilmesinin kararlaştırıldığı bildirildi. O konudan da ses seda çıkmadı, çıkmıyor.
Hani bir söz vardır ya, ''Ölümü gösterip, sürünmeye razı etmek'' diye, bizimkisi de şimdi ona döndü. Önceleri, ''Ne yapalım?'' sorusu sorulduğunda hepimiz farklı fikirler ortaya attık. Dilimizin döndüğü, aklımızın yettiği ölçüde fikirler üretip, önerilerde bulunduk. Şimdi herkes bu önerilerini, düşüncelerini geri çekti, beklemeye başladı.
''Şu yapılsın, bu yapılsın!'' diyerek, vaktin boşa aktığını, geçen zaman süreci içerisinde de binanın gözümüzün önünde atıl durumda, çürümeye başlamasının verdiği kaygı ile ''Yapılsında ne yapılırsa yapılsın, yeterki kullanıma alınıp, çürümesine, yok olmasına izin verilmesin'' modunda kendimizi bulduk.
Yozgat Belediyesi, daha önceki bazı projelerini askıya almış durumdu. Tarihi Askerlik Şubesi binasının biran önce restore edilip, yapılması gerekir. Aksi takdirde tarihi bina için çok para harcamak zorunda kalırız.