Geçen günde yazmıştım. O kadar gereksiz konu ve gündem ile meşgul oluyoruz ki bazen nasıl becerebildiğimize şaşırıp kalıyorum.
Mesela geçen hafta birileri şu Yozgat’ta çekilen filmi eleştiriyor, Yozgat’ı küçük düşürdüğünü ve Yozgat’ı karaladığını söylüyordu.
Peki bu hafta ne oldu?
Hiç kimseye gerek kalmadan Yozgatlı kendi kendini ulusal medyada yine karaladı veya zan altında bıraktı.
Biz varken ele ne hacet?
Kimseye kaptırmayız bu meselelerdeki marifetimizi.
Önce şehit babası çıktı ekranlara oğlunun isminin kaldırılmasına üzüldüğünü, kırıldığını dile getirdi.
Dinlersen hak verirsin, doğru bulursun.
Sonra Belediye Başkanı Kazım Arslan konuyla ilgili açıklama yaptı.
Dinlersen hak verirsin, doğru bulursun.
Mesele doğru zeminde, doğru zamanda, doğru platformda bir araya gelemememizdi yani.
Mesele Yozgatlıların birbirini dinlememesi, birbirinin isteğini ve talebini görmemesiydi.
Ne şehit babası belediyenin orada yaptığı anlamlı ve maneviyat içeren projesini anlayıp- hak verdi, nede belediye şehit babasının masumane ve vicdani çıkışına tam manasıyla kulak verdi.
Ama neyse ki dün bir araya gelindi ve diyalog sağlandı.
Şehit babası amcamız dedi ki ben yanlış anlaşıldım, Yozgat Belediyesi dedi ki biz yanlış anlaşıldık.
Şehit babası Fahri Turan amca dedi ki belediyenin şüheda parkı ve tepesi projesine karşı değilim…
Belediye dedi ki şehidimizin ismini parktan neden kaldıralım, biz onun yanına, oraya yeni şehit isimlerini de ekleyeceğiz.
O şehitler ki Yemen, Çanakkale, Kore, Kıbrıs, Güneydoğu, Sakarya, Dumlupınar, İnönü şehitleri…
Hepsi bu aziz vatanın evlatları…
Hangisi unutulabilir ki?
Hangisi atlanabilir ki?...
Özetle meseleyi çözüme kavuşturduk.
Zaten Yozgat halkı ve bizler Başkan Arslan’ın bu konudaki hassasiyetini, inanç ve fikriyatını çok iyi biliyoruz.
Daha dün 1 Kasım öncesi hain terör örgütünün sinsi saldırılarına tepki amaçlı düzenlenen yürüyüşte farklı siyasi parti temsilcileriyle yan yana yürümüştü başkan.
Eline Türk bayrağını alarak, mevzu bahis vatan ise gerisi teferruattır demişti.
Cumhuriyet Alanı’nda toplanan binlerce Yozgatlının maneviyatını yükseltecek bir konuşma yapmıştı.
Bugün ise diyalog eksikliği ve zayıflığından dolayı böyle bir ithamla karşı karşıya kaldı.
Demem o ki biz şu küçücük Yozgat’ta dahi birbirimizi yeteri kadar dinlemiyor, anlamaya çalışmıyoruz.
Bunun sonucunda ise başımıza böyle ilginç ve saçma olaylar geliyor.
Sonrada içimizden olmayan insanlara saldırıyor, bizle dalga geçiyorlar, alay ediyorlar diyoruz.
Bence biz kendimizle dalga geçiyor, kendimizle alay ediyoruz…