''Bu kent neden gelişmiyor?'' sorusunun yanıtını herkes çok iyi bilmesine karşın, bunu itiraf etme cesaretini kolay kolay kimse gösteremiyor, dile getirmekten çekiniyor, sıkıntı yaşama ihtimalini düşünerek.
İşte o zaman da devreye ''Yalakalar'', ''Dalkavuklar'' giriyor, ''Evet efendim!'', ''En iyisini siz bilirsiniz!'', ''Siz olmazsanız bizim halimiz nice olur!'' gibisinden kelamlar ederek, efendisine yaranmaya çalışırlarken, ne kadar çok zarar verdiğinin farkına vardığında, bu kez kendisine yeni bir ''Efendi'' bulmakta gecikmezler.
Onlar için ''Dün dünde kalmıştır, yarının ne olacağına yarın olduğunda'' bakılacağından, ''Efendileri'' vardır, bir de efendilerinin her dediğini onaylamayan ''Düşmanları!'' vardır.
Kraldan çok kralcıdırlar...
Örneğin, yapılan bir işin yanlışlığı ifade edildiğinde efendisi, ''Galiba doğru söylüyorlar, yanlış mı yaptık yoksa!'' düşüncesine kapılırken, bu tipler efendisinin ne düşündüğünü hesaba katmadan ortaya çıkıp, kendi kafasına göre ''Savunma'' hesapları yapmaya başlarlar.
Kim mi bunlar?...
Etrafınıza bir bakının!...
Mutlak göz göze geleceksiniz ve o anda, ''Dalkavuk'' mesleğinin gereğini yerine getirip, gözünü sizden kaçırmak suretiyle, ''Yalakalık'' yapmaya başlayacaktır.
Özellikle bu kenti yönetenlerin eteklerinden tutan ''Yalakaları, dalkavukları'' gördüğünüzde, ne kadar zararsız olduklarını düşünebilirsiniz...
Bu sizi yanıltmasın...
***
GURBETTEKi
YOZGATLILAR
Yozgat dışında yaşayanların bir bölümü Kurban Bayramı tatilinden yararlanıp, geldiler. Eski dostlar, tanıdıklarla bir vesile ile karşılaşıp, ayak üzeri de olsa sohbet etme imkanı bulduk.
''Yozgat'ı gazetelerin internet sitelerinden takip ediyoruz'' diyerek söze başlayan bazı hemşehrilerimiz, ''Güzel öneriler yapılıyor, sanırım dikkate alınıyordur'' diye de eklediler.
Yozgat dışında, gurbette yaşayan hemşerilerimiz, il nüfusunun her geçen yıl eksilmesi, göçün bir türlü durdurulmasından yakınarak; tarım ve turizm sektöründe yapılacak yatırımlarla göçün durdurubalibeceğine dikkat çektiler.
Peki bu nasıl olacak?...
Öncelikle Yozgat'ı yönetenlerin buna inanması, ardından da siyasi aktörlerin devreye girmesi gerekmektedir. Tarım ve turizm sektöründe faaliyet gösteren resmi kurumların daha aktif hale getirilmesiyle birlikte, sivil toplum örgütleri de kendilerine çeki düzen verip, yola çıkacaklar, taşın altına ellerini koyacaklardır.
Yozgat dışında yaşayanları ''Bugüne kadar ne faydası dokundu ki?'' mantığından hareketle dışlayarak, bu güne kadar kimse bir yere vararamıştır, bundan sonra da varamayacaktır. İstanbul'da, İzmir'de gerçekleştirilen fuar etkinliklerine 4 parça afiş, parmak çörek, arabaşı, testi kebabı götürmek suretiyle Yozgat'ı tanıttıklarını sananlar, gurbetteki Yozgatlı değerlere sahip çıkarlarsa daha doğru bir adım atmış olurlar...