Yaz saati uygulaması 28 Ekim pazar sabahı 04.00’da saatler bir saat geriye alınarak sona erdi. Bu bir saat ileri- geri alma uygulamasının çıkış noktası nedir diye kafa yorup düşünenlere işte cevabı.
1908 yılında İngiliz müteahhit William Willett (1856-1915), kahvaltı öncesi yürüyüşe çıkar. Yaz mevsiminin o güzelim sabah saatlerinde pek çok insanın uyuduklarını gözlemler.
Kendisi aynı zamanda iyi bir golfçü ve at binicisidir. Akşamın çabucak olması halinde yeteri kadar golf oynayamadığını görür. Bu durum William Willett’i bir hayli rahatsız eder. Canı sıkılır.
Yaz aylarında saatleri ileri alma fikrini öne sürer. Sonunda fikir benimsenir ve kabul görür. Böylece ileri saat uygulaması ilk defa İngiltere’de başlamış olur. Bu nedenle yaz saatinin fikir babası olarak William Willett’in ismi anılmış olur.
Başlangıç ve bitişi zamanı önceden belirlenen yaz saati uygulamasında sözü edilen süre sadece bir saattir. Avrupa Birliği ülkeleriyle martın son pazar günü başlar, ekimin son pazar günü sona erer.
*
28 Ekim yanı zamanda Nineler Günüydü. Daha nice yıllara altın kızlar…
***
KEDİNİN APARTMANLA İLGİSİ
Güzel bir havada oldukça işlek bir cadde yürüyorduk. Bir apartmanın kapalı, büyük dış cam kapısını bir kedinin patileriyle dokunmakta olduğunu gördük.
Daha doğrusu dokunmadan çok ön patileriyle sağlı sollu camı uzun uzun tırmaladığını fark ettik. Kedi oldukça sakin, seri bir şekilde, etrafına hiç bakmadan uzunca bir süre bu seyirlik hareketlerinin devamını sürdürdü.
Adeta “Dışarıda kaldım, beni unuttunuz, kapıyı açar mısınız, beni sımsıcak yuvama alın” dercesine cam üzerinde kayıp duran ön patilerini alabildiğince uzatıp cama ısrarlı bir şekilde yapışmaya çalışıyordu. Hem de içeriyi kollamayı ihmal etmeden…
Tahmin ettiğiniz gibi kedi tüm bu artistik hareketlerini arka iki ayağının üzerinde durarak gerçekleştiriyordu. Kedinin şahlanış durumları ise görülmeye değer ender anlardandı.
Çok şaşırmıştık.
Bu güzel tablo bizim ve oradan gelip geçenlerin hemencecik dikkatini çekmeyi başardı.. Birden apartmanın önünde kendiliğinden sessiz bir kalabalık oluşuverdi. Durumun ilginçliğin farkına varanlar fotoğraf makineleri, cep telefonları ile resim çekmeye, video görüntüsü almaya başladılar.
Kedi, insanların kendisine baktığını, resminin çekildiğini, hayran kitlesini, artan kalabalığı fark edince her şey bir anda değişti. Sessiz ve sakince, utanarak hiçbir şey olmamışçasına apartmandan çok fazla uzaklaşmadan, 2-3 metre ilerisinde durdu. Kaldırımın tam ortasına oturdu.
“Yine mi sizler? Ne oluyor? Niye bakıyorsunuz? Komik olan ne?”, Bugün yine rahat bırakmadılar, meşhur olmanın badeli bu mu? Dercesine etrafını süzüp sevimli bir kedi pozisyonunu alarak bu sefer kendisine bakanları izlemeye başladı.
Kedinin bu şovunu meraklı gözlerle izleyen kalabalık da dünyanın en mutlu insanı edasıyla, yüzlerinde gülümseme ile dağılıp yollarına devam ettiler. E, haklı olarak…
Buraya kadar anlattıklarım hakikaten görsel olarak oldukça ilginçti. Bundan daha ilginç olanı ise bize göre, o apartmanın önünde bulunan yazıydı. Yazıda aynen şunlar yer alıyordu:
“Kedinin apartmanla hiçbir ilgisi yoktur. Lütfen zile basmayınız.”