Yozgat'ta bir zamanlar el sanatları oldukça yaygın olarak yapılırdı. Burada işinin ehli ustalar tarafından yapılan, hazırlanan ürünler, çevre il ve ilçelerle birlikte büyük şehirlerde de ilgi görürdü. Genç yaşta kaybettiğimiz rahmetli dayım Ali Uymaz, önce çırağı sonra ortağı olan Zakir Usta bu isimlerdendi...
Yozgat'a pazarcı esnafı olan babamla birlikte her geldiğimizde Şekerpınar'ın bitişiğinde ikamet eden dedem, namıdeğer Tellal Seyfi'nin evinde kalmama rağmen, aynı avlu içerisinde ikamet eden dayımın hep ismini duydum ama babama diktiği kundurasını almaya gittiğimizde ancak görebildim...
Büyük Cami Karşısında açtığı pazarcı tezgahını öğleden sonra kapatan babam, beni dedemin yanından aldı, Saat Kulesi'nin altındaki ayakkabıcıya götürdü. Dayım Ali Uymaz, hemen yanında Zakir Usta ile birlikte çalışıyor, kapı girişinde ise bir çırak elinde bir ayakkabıyı boyuyordu. içeriye girdik, dayım ağızında ip, gözünde gözlük, bir elinde iğne, diğer elinde ayakkabı ile karşıladı bizi. Bana baktı, ''Hacı mı?'' diye sordu, babam da ''Hacı'' diye yanıt verdi. Gülümsedi, sevdi...
O yıllarda hayatta olan büyüklerin ismini taşıyan çocuklara ismi ile hitap edilmezdi. O nedenle daha çok ''Hacı'' denilirdi. Benim ismim de dedemle aynı olması nedeniyle nenemin vefat etmiş babasının ismiyle çağrılır, anılırdım.
PTT ile eski Büyük Sinema Salonu aralığında eskiden tuvalet vardı. Un Pazarı'nda dedemin yanında bulunduğum zamanlarda ihtiyaç gidermek için buraya gidip, gelirken Saat Kulesi altındaki işyerinde ayakkabı diken ustalardan birisinin aslında çok yakınım olduğunu öğrendiğimde buruk bir sevinç yaşamıştım...
Dayım Ali Usta ile ortağı Zakir Usta'nın İç Anadolu bölgesinin en iyi kundura dikebilen ustalarından olduğunu sonradan öğrendim. Büyüklerimin anlattıklarına göre, İstanbul'da kurulan ilk ayakkabı fabrikasının sahiplerinin Ali ve Zakir ustanın yanına gelip, çeşitli model ayakkabıların kalıplarını yaptırmışlar, ustabaşı olarak çalışmaları için yüksek paralar teklif edilmesine karşın, her ikisi de dönüp bakmamışlar...
O yıllarda oldukça meşhur olan yumurta topuk, ''Çarşamba'' ve ''Perşembe'' adı verilen, kabadayı ayakkabılarının her iki usta tarafından dikildiği, Samsun'daki ustalara da eğitim verdikleri de söylenmektedir. Bu ayakkabılara rakip olarak, Yozgat'a özgü imal ettikleri, tabanı geniş, kış aylarında kaymaması için tırtılları bulunan, içerisi astarlı ayakkabıların daha sonra Sümerbank tarafından kalıpları satın alınarak seri imalatına geçildiğinden de bahse konu edilmektedir...
Yozgat'ın namı sadece ayakkabı imalatı ile sınırlı değil elbette. Zaman içerisinde yazdığım, önümüzdeki zaman içerisinde de ömür yeterse yazabileceğim o kadar çok sanat dalı var ki; günümüze kadar intikal edenler, onların yanında çok sıradan kalır...
Birgün, günü geldiğinde şimdiki Nurdoğdu Apartmanı, Dr. Yaşar Akyol apartmanının bulunduğu bölgedeki imalathanelerden, oradaki ustalardan bahsetmek isterim...