Yozgat’ta her ilçeye üniversite kurmak, Türkiye’de her ile üniversite kurmak gibi bir şey…

Yani o denli sorumluluğu büyük, ağır, zor bir iş…

Özellikle de sonuçları noktasında ciddi manada külfet…

Ha, olaya memur gözüyle; “Borçlanmadan mal sahibi olunmaz” şeklinde bakar,

Temelini atalım, eksik, sorunlu, sıkıntılı olursa olsun en azından bir üniversitemiz olsun, kör, topal fark etmez derseniz haklısınız.

Her ile üniversite kurma mantığı ne kadar yanlış ise her ilçeye ilk etapta üniversite kurma mantığı da o kadar yanlış bana göre.

İlçeler bu duruma tepki gösterebilirler belki ama üniversitenin mevcut durumu ve gerçeklerini göz ardı etmeden konuşmamak gerekiyor.

Her kes her şeyi ister…

Biz öyle bir milletiz ki işe yarasın ya da yaramasın ‘Onda var bizde de olsun’ mantığından asla vazgeçmeyiz.

Bu gün Van depreminde ortaya çıkan yağma görüntülerinin de temelinde bu var aslında.

Japon, Japon’ken yardımını sıraya girip, medeni bir şekilde alırken biz herkese fazla fazla yetebilecek yardımları yağmalıyoruz diye kızmıyor muyuz kendi kendimize.

İstemenin de bir doyum noktası, mantığı ve paylaşımı olmalı…

Ben Yozgat’ta her ilçenin üniversite isteme gerekçesini haklı ama şimdilik yersiz buluyorum.

Bu sözüm yanlış anlaşılmasın lütfen… Yozgat her ilçesi, köyü, kasabasıyla bizim… Yozgat tek başına şehir merkezinden ibaret değil elbette…

Çocukluğumun geçtiği, çok değer verdiğim bir ilçedir Çayıralan.

Bozok Üniversitesi Senatosu son toplantısını Çayıralan’da yapmış.

Toplantının mekanı Çayıralan olunca haliyle ilçenin yöneticileri, önde gelen temsilcileri, hayırsever işadamları bir heyet olup, senatoyu ilçe girişinde karşılamış.

Hem misafirperverlik, hem de yüksek okulu talebini dile getirme yani fırsat değerlendirme adına doğru bir hareket.

Hayırsever İşadamı Hayri Yıldız’ın eğitim konusundaki hassasiyetini çok iyi biliyorum.

Zira yüreğindeki hayırseverlik duygusu, eğitime, dolayısıyla insana verdiği değerden gelir.

Çayıralan’a kurulması istenen yüksek okul için elinden geleni ardına koymayacak bir eğitim aşkına sahip.

O’nun gibi ilçede değer sahibi insanlar az değil.

Senatonun toplantısı öncesi yüksek okul için bağışlanan arazi gezdirilmiş Rektör Prof. Dr. Tamer Uçar ve senato üyelerine.

Talepler bir kez daha dile getirilmiş…

Çayıralan hakikaten bu tür desteklere muhtaç, ihtiyaç sahibi, her geçen gün küçülen bir ilçe.

Orman zenginliği bakımından önemli bir potansiyele sahip ilçede bu alanda kurulacak bir yüksek okul yanlış bir karar olmaz.

Bunun gibi daha pek çok ilçenin özelliğine uygun yüksek okullar kurulabilir.

Biraz öncede ifade ettiğim gibi her ne olursa olsun bu haliyle Bozok Üniversitesi’ne bağlı yüksek okullar açmak,

- Öncelikle Bozok Üniversitesi Kampusunun gelişimini engelleyecek, projelere sekte vuracak,

- Alt yapısını ve daha pek çok ihtiyacını giderememiş üniversitenin ilçelerde kuracağı yüksek okulların her zaman bir ayağı topal, bir gözü kör olacak,

- Her ne kadar hayırseverler destek olsa da işin akademik boyutu bir şekilde eksik kalacak, kendi kendine yetmeyen yüksek okullar doğacak,

- Kendi kendine yetmeyen yüksek okullar, tohum yetişmez kurak, çorak topraklar misali yetersiz, bilgisiz, tecrübesiz öğrencilerin yetişmesine yol açacaktır.

Bu durumu İnci Varinli’nin rektörlüğü döneminde de defalarca kez gündeme getirdim.

Ne gariptir ki, Sayın Varinli de aynı görüşe sahipken ilçelerin taleplerine bir anda olumlu yanıt verdi.

Ya siyasi mekanizmanın ağırlığına dayanamadı, ya da bir şekilde o günkü popülist politikalara kendini kaptırdı.

Geçmişi sorgulamak değil ama yapılan yanlışı anlatma adına ifade etmem gerekirdi.

Bozok Üniversitesi’nin bu günkü rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar da Çayıralan’daki açıklamasında çok önemli şeyler söyledi.

Uçar, genel olarak ilçelerde yüksek okul kurulması yönünde zaten çokta talep geldiğini belirterek şunları söylüyor;

-  Ancak takdir edersiniz ki bu talepleri eşzamanlı olarak tümünü karşılamamız mümkün değil?

Nedenini de açıklıyor Sayın Uçar;

- Ancak takdir edersiniz ki bu talepleri eşzamanlı olarak tümünü karşılamamız mümkün değil. Elbette belli bir plan program çerçevesinde tüm ilçelerimizden gelen taleplere yanıt vermeyi istiyoruz. Tabii şu aşamada önceliğimiz merkez kampüsümüzdür. Erdoğan Akdağ Kampüsümüzün çok ciddi sorunları var. Merkez Kampüsümüz Bozok Üniversitesi’nin imajıdır.

Buna rağmen üniversitenin illaki kurulmasını istemek bilerek ya da bilmeyerek üniversiteye zarar vermekten başka bir şey değildir.

Olaya popülist bakmak, siyasi kaygıyla hareket edip üniversiteyi etki altında bırakmak,

Bozok Üniversitesi güce, desteğe ihtiyacı varken, mevcut potansiyeli bölmeye çalışmak,

Egoist düşüncenin esiri olmaktan başka bir anlam taşımaz.

Bu gün Sorgun ve Sarıkaya’da temelleri atılan yüksek okul inşaatlarının durumu ortada.

Temellerin atılmasında dönemin milletvekili, TESKOMB Genel Başkanı Abdulkadir Akgül’ün emeği büyük…

O gün siyasetin içindeyken destek oldu…

Bu gün de destek olurum, hele bir inşaat sezonu açılsın da diyor…

Peki inşaat sezonu açılır da destek gelmezse ne olacak?

Kime kızacağız o takdirde?

Akgül’e mi, temelin atılmasına müsaade veren üniversite heyetine mi?

Akgül’ün yüksek okulların inşaatını (şimdilik) desteksiz bıraktığı felan yok, öyle bir durum olursa ki, o zaman ne gerekiyorsa hep birlikte ama yüksek sesle zaten konuşuruz.

Aslında işin inşaat kısmı en kolayı. Asıl olan sonrası, açılacak bölümler, koordine, akademik atamalar, yurt, sosyal donatı vesaire vesaire…

Bu kadar gerçeğin ardından Çayıralanlı’nın, Kadışehrli’nin, Çekerekli’nin… yüksek okul istemesi hak mı, hem de yerden göğe kadar hak…

Ama bir de hak var ki, o da Bozok Üniversitesi’nin öncelikli olarak gelip, büyümesi…

Büyümeden küçülsün, küçük olsun, bir ayağı topal, bir gözü kör olsun bizim olsun diyorsanız da el insaf, vicdan diyorum…

Daha da ne deyim ki…

Halep ordaysa arşın burada.