Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar'dan dün gelen yazılı açıklamada, ''Hedefimiz aslında hem nitelik hem de nicelik açısından daha fazlasına ulaşmaktır. Ancak bu hedefimize ulaşmamızı sınırlayan koşullar var'' sözüne takılı kaldım.
Sayın Prof. Uçar, bu ''Sınırlayan koşulları'' farklı biçimde özetliyor ama özetlediklerinin de temelinde aynı şeyler yatıyor.
9 bin öğrencisi bulunan Bozok Üniversitesi'nin hedefi ''Hem nitelik hem de nicelik açısından daha fazlasına ulaşmak'' olarak ifade ediliyor.
Bunu sınırlayan koşulların başında, üniversite sayısının 174'e ulaşması nedeniyle, üniversiteler arasında başlayan rekabete dikkat çekiliyor, nitelikli öğrencilerin tercih etmesi noktasında iyi bir çalışma yapılması gerektiğinin altı çiziliyor.
Diğer üniversitelerle nasıl rekabet edilir?...
Öncelikle üniversitenin  akademik kadrosunun eksiksiz olması, akademik kadroda alanında isim yapmış başarılı olmuş isimlerin bulunması gerekiyor.
Bugün Bozok Üniversitesi dışında kalan üniversitelerde bu nitelikte akademisyen sayısının bir hayli fazla olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu akademisyenlerin Yozgat'a gelmeleri, Bozok Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sağlamamız gerekir. Sadece Yozgatlı olanları değil elbet, diğerlerinin de gelebilmesi noktasında çalışmaların yapılması zorunlu bir durumdur.
Yozgatlı olan akademisyenleri Yozgat'a getiremezseniz, Yozgatlı olmayan akademisyenleri Yozgat'a getirebilmek için daha fazla çalışmanız gerekiyor...
Bir akademisyenin Yozgat'a gelebilmesi için ''Cazibe'' tarafı neresidir veya var mıdır?...
Olmadığı için zaten binbir naz ile akademisyenleri Yozgat'a getirebiliyorsunuz...
Hal böyle iken, bir de ilçelere, yetmedi beldelere kadar üniversiteye bağlı okullar açmaya kalkıştığınız da durum iyiden iyiye çıkmaza girer...
Bu durumda iş üniversite yönetiminden çok, siyasilere düşmektedir...
Zira, üniversite yönetimi özellikle hükümete mensup siyasilerle ilişkilerini sıcak tutmak durumunda, aksi takdirde Bozok Üniversitesi'nin büyümesi noktasında gerekli olan mali kaynağı temin etmekte zorlanacaktır. Siyasiler, üniversitenin bu zafiyetini kullanıp, istedikleri yöne çekme gayreti içerisinde olmaları, Bozok Üniversitesi'nin gelişmesi, rekabet edebilir konuma gelmesinin önüne set vurmakla kalmaz, içerisinden çıkılmaz bir konuma gelmesine vesile olur.
Üniversite kurulduğu tarihten itibaren aynı görüşteyim, tekrar ediyorum...
Bozok Üniversitesi'nin şu aşamada ilçelere yayılması lükstür, kendi kendini bağlaması anlamına gelecektir...
Bozok Üniversitesi'nin Yozgat'ta gelişmesi, büyüyüp, güçlenmesi, akademik kadrosunu çoğaltması gereklidir.
Zaten zar zor getirilen akademisyenlerin bir de ilçelere dağıtılması sorunu çıkmaza götürür...
Eğer bir ilçenin talebi varsa, bina dışındaki şart en az iki profesör, 4 doçent, 6 doçent yardımcısı kadrosunda, kariyerinde akademisyenin Bozok Üniversitesi kadrosuna dahil edilmesini sağlaması gerekir.
Bu talebi getiren bakan da olsa, milletvekili de olsa fark etmez...
Aksi durumda, bu üniversitenin rekabet gücü daralır... 
Rekabet gücü daralan bir üniversiteye akademisyenler gelmeyeceği gibi, öğrencilerin gelme ihtimali de yoktur.
Siz olsanız gönderir misiniz?..

__________________________________________________________________________________

MAÇ KRİTİK
Hatay'a 'Can Suyu' verdik

Eğer, sezon sonunda Hatayspor şampiyonluk turunu atıp, bir üst lige çıkarsa Yozgatspor'a teşekkür etmesi gerekir.
Zira bu şampiyonlukta Yozgatspor'un payı küçümsenemeyecek kadar büyük.
Kinaye olsun diye söylemiyorum, bu bir gerçek...
Bir takımın bir takıma şansı tutmadığı zaman, tutmaz...
En formda olduğunuz dönemde, rakibinizin de en kötü döneminde bile karşı karşıya gelseniz, sanki kale direkleri arasına gizli bir perde çekilir, top bir türlü içeriye girmez...
İstediğiniz sonucu alamazsınız...
Geçmişte Çaykur Rizespor takımıyla Antalya'da oynanan play-off grubunda mücadele ettik ve yenildik.
Daha sonra Çaykur Rizespor ile oynadığımız tüm maçları kazandık, üstelik farklı kazandık...
Rize ekibinin bize karşı bir türlü şansı tutmadı, en iyi olduğu dönemde bile...
Bu sezon da Yozgatspor'un şansının bir türlü tutmadığı takımlardan birisi Hatayspor...
Ligin ilk yarısında Yozgatspor iyi gidiyordu, Hatayspor kötü...
Yozgat Bozok Stadında oynanan maç öncesinde Yozgatspor, zirve hesabı yapıyordu. Alacağı galibiyetle zirvede kendisine iyi bir yer edinip, rakiplerine göz dağı verecekti.
Hatayspor ise, şampiyonluk hesabı olmayan bir ekip görüntüsündeydi...
Ama hesaplar tutmadı...
Yorgun ve bitkin gelen Hatayspor, sahadan 1-1'lik skorla ayrılırken, zirvede bulunan diğer takımlarında puan kaybetmesiyle kendisini birden ilk üç takımdan birisi olarak buldu, bugünlere geldi.
Yozgatspor ise bu maçtan sonra inişe geçip, kötü günler yaşadı, sonra toparlandı...
Hatayspor ikinci yarıya iyi başlamadı, sürekli puanlar kaybetti...
Konuk ettiği Yozgatspor'a da yenilmesi durumunda şampiyonluk ümitlerini büyük olasılıkla play-off grubuna bırakacaktı.
Yozgatspor, son haftalarda iyi maçlar çıkartıp, puanlar topladı.
Bu maçı kazanması halinde play-off grubuna kalma hesapları yerine şampiyonluk hesapları yapacaktı...
Evdeki hesap çarşıya uymadı...
Beklenmedik bir yenilgi alan Yozgatspor, aldığı bu farklı yenilgi ile play_off grubuna kalma şansını da zora soktu.
O nedenle diyorum ki; Hatayspor şampiyon olması durumunda bunu Yozgatspor'a borçludur, büyük oranda.
Teknik direktör Alaaddin Demirözü'nün söylediği gibi, yenilgi her şeyin sonu değil...
Kaybedilen üç puan...
Kazanılması gereken daha çok puanlar var...
Ortada bir hedef var...
Bu hedefe ulaşmak için de kazanmak durumundasınız...
Yenilgiye, kayıp puanlara, geçmişe takılı kalırsanız, o zaman hedeften tamamen uzaklaşırsınız...
O nedenle Yozgatspor'lu futbolcular bu yenilgiden ders çıkartmak durumundalar...
İleriye bakarlarsa, kalan maçları zor da olsa kazanıp, hedefe ulaşabilirler...
Bu arada, Hatay deplasmanında ummadığımız bir yenilgi aldık ama güzel şeylerde yaşanmış...
Taraftarlar arasındaki birbirlerine gösterilen hoşgörü, gerçekten görülmeye değer cinsindenmiş..