Lidya Kralı Krezis ile Pers hükümdarı Büyük Keyhüsrev arasında MÖ.540 yılında meydana gelen savaşta Kerkenez’in yağma edilerek yakılıp yıkıldığını öğreniyoruz. Güneş tutulması ile karanlığa bürünen Kerkenez’in en hakim noktasında tarafların “Tanrı Savaşmamızı İstemiyor!” diyerek savaşı bıraktıklarını ve savaşmaktan vazgeçtiklerini biliyoruz. Tarihe tanıklık eden bu olayın yıllarca efsane gibi anlatılıp dillendirildiğine şahit oluyoruz.
Kerkenez Dağından çıkarılan tarihi eserleri korumaya alıp adeta o günlerin anısını yeniden yaşatmaya çalışıyoruz. Ancak Kazı çalışmalarının belirli bir izin doğrultusunda yapılması ve ödeneğinin kısıtlı olması sebebiyle çalışmaların ağır yürütüldüğünü biliyoruz. İşin garibi de bu kazıların başında 2 İngiliz Arkeolog görev yapıyor olması?
Yozgat Arkeoloji müzesinin yapılamamış olması önemli bir eksikliktir. Kerkenez Dağında çıkarılan tarihi eserleri, Büyük Nefes bölgesinde ortaya çıkarılan tarihi kalıntıları maalesef koruya bilmiş, el altında tutabilmiş değiliz. Bu eserler Arkeoloji Müzesinde değerlendirilmeyi sergilenmeyi bekliyor. Yozgat tarihi için Arkeoloji Müzesi şarttır diyoruz ve arkeoloji müzesini bekliyoruz..
Kazı çalışmalarının zaman alması sebebiyle Kerkenez Dağında ve Büyük Nefeste çıkarılacak tarihi eserlerin sergilenmesi de yıllarımızı alacaktır. Gönül arzu ediyor ki: tarihi eser ve tarihi ören yeri itibariyle önem arz eden Yozgat yöresi turizmde kendine düşen payını bir an önce alabilsin.
Sarıkaya ve Yerköy Kaplıcalarını düşünün! Roma döneminden beri kullanılan kaplıcalar maalesef tarihe tanıklık edemiyorlar. Sarıkaya Kaplıcalarında kazılar devam ediyor. Yerköy Uyuz Hamamı da kendi kaderiyle baş başa bırakıldı. Şifalı suları ile ünlü olan Yerköy Uyuz Hamamı bugün için kayıp nehir konumundadır. Kazı çalışmaları ve sondaj çalışmaları yapılmalıdır. Hepimizin bildiği gibi burada bir “ Uyuz Hamamı” vardı ve çevresine şifa dağıtıyordu. Bu hamamın bugün yerinde yeller esiyor.
Yozgat ve yöresi her konuda ihmal edildiği gibi tarihi mekân olarak da ihmal edilmiştir. Çıkarılan eserler dağıtımı, elde kalan eserler ise oraya buraya serpiştirilmiştir. Ciddi anlamda bir kazı çalışmasının yürütülememesi tarihi mekânların üzerini örterek küllenmesine hatta talan olmasına neden olmaktadır.
Yozgat tarihi gün yüzüne çıkarılmalıdır. Tek sıkıntının sahip çıkacak el, çalışkan yöneticiler olduğu konusundaki kanaatlerimizi belirtmek isteriz. Kimse bizi yanlış anlamasın bizim amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Yer altı çarşıları ile ilkçağ dönemine ait yerleşim alanlarıyla Yozgat nerede ise tarih kokuyor. Ama biz bugüne kadar bu tarihi dokudan yeterince istifade edebilmiş değiliz. İç Turizme de dış turizme de şehrimizin güzelliklerini açamadık. Oysa buna ciddi mana da ihtiyacımız var. Şehrimizi turizme kazandırmak zorundayız.
Yozgat zengin tarihi, yer altı madenleri, ilçelerdeki tanınmış kaplıcaları, Kanyonu ve doğal yaylaları itibariyle yeniden ele alınmalıdır. Büyük Camii, Başçavuşoğlu Camii, Divanlı Camii, Askerlik Binası, Tarihi Türk Evleri ve Türkiye’nin İlk Milli Parkı olan Çamlığı ile yeniden gündeme gelmeli, Turizm turlarına dahil edilmeli, Turizm ajanslarında Yozgat yerini almış olmalıdır. Bu konuda ciddi bir tanıtıma ihtiyacımızın olduğunu söyleyebiliriz.
Biliyoruz ki, bunların ortaya çıkarılması zaman alacaktır. Turizm değerleri ve kaplıcalarının değerlendirilmesi hususunda ciddi çalışmalar yürütülmelidir. Projeler hazırlanmalı, ödenekler çıkarılmalı ve turizm değerlerimiz harekete geçirilmelidir. Bölgemize modern tesisler kuracak yatırımcılar lazım.... Tarihi mekanları gün yüzüne çıkarılacak, para, ödenek, zaman lazım....Bu konuda siyasilerimiz bize destek çıkacaktır ona inanıyoruz.