Yozgat insanının ''Tembel'' olduğu ileri sürülür, tarım alanlarında çalışmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinden gelen insanlar örnek gösterilerek.
Peki bu ne kadar doğru?...
Yani Yozgat insanı gerçekten ''Tembel'' olduğu için mi, tarım alanlarının büyük bölümü boş duruyor?, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden insanlar, bizim insanımız çalışmadığı için mi buralara geliyor?...
Önce fotoğrafa bakalım...
Yozgat'ta tarım sektöründen geçimini temin eden insanlar, gelir düzeyi düşük olması nedeniyle teknolojik gelişmeleri yakından takip etme imkanından yoksun. Tarlasına ektiği ürünü babadan kalma yöntemlerle ekip, biçiyor. Bu da üretilen ürünün maliyetinin yükselmesinde önemli rol oynuyor. Üretici, ürününü maliyetin altında satmaya başlayınca, üretimden vazgeçip, kendi ihtiyacı kadar alanı ekip, biçiyor, tüketiyor. Yetişen nesil ise, örneklere bakmak suretiyle tarım sektörünün karın doyurmadığı düşüncesiyle, geçimini başka kentlerde arıyor.
Tarım sektöründe, babadan kalma yöntem ve uygulamalar yerine teknolojik gelişmelere paralel çalışmaların yapılabilmesine yönelik hazırlanan projeler devreye sokuluyor. Sektör çalışanlarının, aktörlerinin düşük maliyetli, kaliteli ürünler ekip, biçmesi noktasında teşvik edici çalışmalar gerçekleştiriliyor.
Peki sorun nerede?...
Yozgat'ta bugüne kadar uygulanan projelerden bazılarına bakmak gerekiyor.
Uygulamaya konulan proje ile iki köyde yaşayan çiftçilere dağıtılan saanen keçilerinden günlük 10-15 litre süt alındığı, yılda iki kez doğum yaptığı ve her seferinde de 5-6 yavru verdiği belirtildi.
Başka bir proje ile besiciliği geliştirmek üzere damızlık inekler dağıtıldı. Sılajlık mısır ekimi yaptırıldı, yem bitkilerine yönelik ekim alanları tespit edilip, teşvik edildi. Nevşehir ve Niğde patatesinde görülen hastalık nedeniyle Yozgat pilot bölge ilan edilip, sertifikalı patates ekimi yaptırıldı. Nohut, mercimek üzeritimine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi. Musabeyli Boğazında meyvecileğe yönelik, Karanlıkdere bölgesinde üzüm üretimine yönelik projeler uygulamaya konuldu. Aspir, Kanola ektirildi, sanayi ürünü olarak pazar sorunun bulunmadığının altı çizildi...
Örnekler çok...
Ama konunun önemini anlatabilmek için bu kadarı bile yeterli.
Şimdi bu projelerin akibeti ne durumda, bilen var mı?...
Olduğunu sanmıyorum...
Biliyorum ki, saanen keçisi dağıtılan köye daha hiç kimse gitmedi. Keçilerden günlük bir litre bile süt alınamadı ama bir ilgiliye yetkiliye ulaşılamadığından unutulup, gitti, proje fiyasko ile sonuçlandı. Diğerleri için de durum aynı. Üzüm bağları tesis edildi, meyve bahçeleri kuruldu, üreticinin bu ürünü nasıl yetiştireceği konusunda yönlendirme yapılmadı. Üretici ürünün hasadını yaptıktan sonra pazarda alıcı bulamadı, çöpe döktü.
Sonrasında ise tarım sektörüyle olan ilişkisini noktaladı.
Şimdi soruyorum, bu durum da, bu fotoğraf karşısında halen ''Yozgat insanı tembel!'' diyen varsa, lütfen bir adım öne çıksın...