Türk Dil Kurumu, sürecin tanımını böyle yapıyor, “Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses”.
Son yıllarda vatandaşın fazlasıyla duyduğu bir sözcük ‘süreç’…
Özellikle siyasilerin ağzından duyduğumuz, medyanın da yaygın kullandığı sözcük.
Neyse konumuza gelelim.
Devletler, toplumlar, kurumlar veya insanlar zaman içerisinde belli süreçler ve dönem aralıkları yaşarlar.
Bu bazen bir ferdin üzerine aldığı görev olabilir, bazen ise başına gelen talihsiz tablolar zincirinin son halkasına ulaşmaya çalışana kadar geçen süredir.
Ben aslında süreç yönetme kavramına değinmek istiyorum.
Belki kurum, isim ve unvan belirtsem bu yazımı doğru anlayan ve yorumlayan üç-beş vatandaş çıkacaktır ancak, bunun iki katıda yanlış anlayan ve yanlışa çeken çıkacaktır.
Şimdi konuyu biraz daha açalım…
Süreç yönetmek lider işidir, ehil işidir…
Şimdi siz bir süreçte görev aldınız ve bu uzun bir maraton, sizde bunu selamete yada bitiş çizgisine taşımak zorundasınız, üzerinize düşen bir takım sorumluluklar ve görevler var, bunu unutmamanız gerekir.
Siz işin sonunda başarısız olduğunuzda, bitiş çizgisine ulaşamadığınızda belli bir yere kadar başarılı olduğunuzu beyan etseniz de, belli dönem aralıklarında başarı grafiğini yükselttiğinizi, hatta zirveye çıkardığınızı ifade etseniz de süreçlerde ‘sonuç’ önemlidir.
Sürecin sonunda başarıya ulaşamamış iseniz, hedefi yakalayamamış iseniz, geçen süre içerisinde elde ettiğiniz başarılar yok hükmündedir.
Sürecin sonuç kısmında ortaya çıkan kocaman bir hiç ise, atılan ok hedefe ulaşmamış ise insanların, toplumun, basının, yetkililerin veya ilgili camia ve cemiyetin eleştirilerine açık olmak zorundasınız.
İşte süreç yönetmek bu denli güçle ve zorlu bir iştir.
İpi göğüslediğinizi düşünürken, bir anda tepe taklak olabilirsiniz.
Dünya şampiyonu olduğunu düşünen pehlivanın saniyelik bir hatayla sırtının yere gelmesi gibi bir şeydir bu süreç yönetme işi.
Bu yüzden siyasiler hep kritik süreç, zorlu süreç, bu süreç, gibi cümleler kullanırlar.
İktidar bazen muhalefet liderlerine içinde bulunduğu zorlu süreçte verdiği destekten dolayı teşekkür eder.
Yozgat’ta da bazen bu tablolarla karşılaşmaktayız…
Sürecin sonuna yaklaşılırken verilen beyanatlar, ortaya çıkan manzara yukarıda belirttiğim gibi oluyor.
Yani süreci yönetenler sürecin ahvaline dair öngörüde bulunanları, danışmanlık yapmak isteyenleri yada yol göstermek isteyen iyi niyetlileri dikkate almıyor, ciddiyet gösterilmiyor ve varılan durak başarısızlık oluyor.
Sonrasında ise belli dönem aralıklarında elde edilen başarı veya ulaşılan çizgi marifetmiş gibi anlatılıyor.
Mesela Yozgat spor camiası yaklaşık bir ay sonra bir başarısızlıkla daha yüzleşme durumunda kalabilir. 
İnşallah olmaz ama olduğunda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır sanırım.
Bu konuya burada nokta koyuyorum.
***
Mart ayı bu ayda dünyaya gelenler için sanırım soğuğu ifade eder.
Yani doğum gününü Mart ayında kutlayanların hepsi soğuk ve karlı günlerde kutlama yapmıştır.
Bende Mart ayında doğan bir vatandaş olarak hatırlarım ki tüm doğum günlerim soğuk, ayaz ve kar altında geçmiştir.
Mart ayında doğan insanlar acaba bu yüzden mi dışarıdan hep soğuk görünür ve algılanır ?
Mart ayının sonuna gelir iken Yozgat yine ayazı ve soğuğu yaşıyor.
Bir ara güneşi görüp heveslenenlere yaptığım ikazlarda yine haklı çıktım…
Mart ayı kendi özelliklerini gösterdi.
Çiçek açan dalları fotoğraflamak isterken, ertesi gün birçoğunun yaprak döktüğüne tanıklık ettik.
İçinde yaşadığımız dünyanın portresi gibi aslında değil mi?
Bir yanda mutlu-mesut yaşayan ülkeler ve onların halkları, çocukları, öbür yanda yanan, yakılan öldürülen insanlar…
Mart ayında yağan kar bahçesinde meyvesi olan vatandaşı perişan etti.
Yaz ayında badem, erik, kayısı yemeyi hayal edenler, Mart ayının  şiddetli donu ve yağan karıyla yaprak döken meyve dallarını çaresizlikle izlediler.
Hikmetinden sual olunmaz ben inanıyorum ki o ağaçlar bu yaz yine meyve verir.
Yozgatlı Şair- Aşık Kaplani bir şiirinde şöyle der: “Meyveye dönüşür kuruyan dallar/ Kaplani giyinir yeşiller allar”
Bir çiçekle bahar olmaz, ama her bahar bir çiçekle başlar…
Baharınızdan ve yazınızdan ümidinizi kesmemek dileğiyle.
Selametle.