Artık bir sorunla karşılaştığımızda ilk refleksimiz bir avukata danışmak değil, arama motoruna yazmak. “Boşanma davası ne kadar sürer?”, “Kiracıyı nasıl çıkarırım?”, “Hakaret davası açarsam ne olur?”… Birkaç tıkla onlarca cevap önümüze düşüyor. Peki bu cevaplar gerçekten “hukuk” mu?

Sorunun özü tam da burada başlıyor: Hukuk, hazır kalıplarla çalışan bir alan değildir. Oysa internet, özellikle de arama motorları, hukuku sanki herkes için geçerli tek bir doğru varmış gibi sunar. Halbuki hukuk; somut olayın özelliklerine, tarafların durumuna, delillere, yüksek mahkemelerin güncel kararlarına ve hatta bazen hâkimin takdirine göre şekillenen dinamik bir alandır. Google veya diğer sosyal medya uygulamalarında ise bu karmaşık yapıyı birkaç paragrafla sadeleştirir—ve çoğu zaman yanıltır.

Bir örnekle düşünelim: “Hakaret suçunun cezası nedir?” diye arattığınızda, karşınıza belli bir ceza aralığı çıkar. Ancak Türk Ceza Kanunu kapsamında hakaret suçunun oluşup oluşmadığı; sözün söylendiği ortamdan, taraflar arasındaki ilişkiye, kullanılan ifadelerin niteliğinden olayın bağlamına kadar pek çok değişkene bağlıdır. Google size sonucu söyler, ama süreci ve istisnaları anlatmaz.

Daha da önemlisi, internetten edinilen eksik ya da yanlış bilgiler, kişileri geri dönüşü zor hatalara sürükleyebilir. Örneğin bir kişi, “nasıl olsa hakkım var” düşüncesiyle hukuka aykırı bir işlem yapabilir. Ya da bir başkası, aslında güçlü bir hakkı varken, “benim bir şey yapma şansım yok” diyerek hakkını aramaktan vazgeçebilir. Her iki durumda da sorun, bilginin varlığı değil; bilginin yanlış yorumlanmasıdır.

Sosyal medyanın sunduğu bilgiler çoğu zaman geneldir. Oysa hukuk özeldir. İnternette okuduğunuz bir yazı, başka bir kişinin davasına ait olabilir; farklı bir şehirde, farklı şartlarda, farklı bir hukuki zeminde verilmiş bir kararın özetidir. Siz ise onu kendi durumunuza uyarlamaya çalışırsınız. İşte tehlike tam da bu noktada ortaya çıkar: Her olay kendine özgüdür, ama internet herkese aynı cevabı verir.

Bir diğer risk de sahte uzmanlık”tır. Hukuk alanında yazılmış gibi görünen pek çok içerik, aslında alanında yetkin olmayan kişiler tarafından hazırlanır. Üstelik bu içerikler, kesin ifadelerle sunulur: “Şunu yaparsanız kesin kazanırsınız”, “Bu durumda mutlaka dava açın”… Oysa gerçek bir hukukçu, çoğu zaman “duruma göre değişir” demek zorundadır. Çünkü hukukta kesinlik nadirdir, ihtimaller esastır.

Elbette internet tamamen değersiz değildir. Aksine, doğru kullanıldığında hukuki farkındalık yaratır, insanlara temel kavramları öğretir ve hak arama bilincini artırır. Ancak internet, bir avukatın yerini tutmaz. Çünkü hukuk sadece bilgi değil, aynı zamanda yorum, strateji ve tecrübe işidir.

Sonuç olarak, sosyal medyadan öğrenilen hukuk, eksik bir pusula gibidir. Yön gösterir, ama sizi doğru yere götüreceğinin garantisi yoktur. Hukuki bir meseleyle karşı karşıya kaldığınızda, en güvenilir yol hâlâ aynıdır: Somut durumunuzu bilen, sizi dinleyen ve hukuku sizin adınıza yorumlayan bir uzmana danışmak.

Çünkü hukuk, arama motoruna yazılacak birkaç kelimeden ibaret değildir. Ve bazen yanlış bir bilgi, doğru bir hakkın kaybına neden olabilir.