Sosyal medyada iki hareket var ki çoğu zaman aynı şeymiş gibi düşünülüyor:
Beğenmek ve retweet etmek.
Oysa hukuki açıdan bu iki eylem her zaman aynı değerlendirilmez.
Bir paylaşımı beğenmek, çoğu kullanıcı için bir “görüp geçme” refleksidir. Bazen katılmak, bazen desteklemek, bazen sadece görünür kılmak anlamına gelir. Ancak teknik olarak içerik kullanıcının kendi hesabından yeniden yayımlanmaz. İçerik sahibinin sayfasında kalır; siz yalnızca bir etkileşimde bulunmuş olursunuz.
Retweet veya diğer sosyal mecralarda gönderileri paylaşmak ise farklıdır.
Retweet ettiğiniz/paylaştığınız içerik artık sizin hesabınızdan da yayımlanır. Başka bir deyişle, içeriği kendi takipçi kitlenize taşımış olursunuz. Dijital dünyada bu, yeniden yayma anlamına gelir.
İşte hukuki ayrım tam burada başlar.
Ceza hukukunda temel ilke şudur: Bir içeriğin suç sayılabilmesi için açık bir kanuni düzenlemeye dayanması ve kişinin kastının bulunması gerekir. Eğer bir paylaşım açıkça suç teşkil eden bir içerik barındırıyorsa — örneğin şiddete çağrı, açık tehdit ya da suç işlemeye tahrik — bu içeriği retweet etmek/paylaşmak, o içeriğin yayılmasına katkı sağlamak anlamına gelebilir. Bu durumda değerlendirme, “yeniden yayma” çerçevesinde yapılır.
Beğeni ise daha tartışmalıdır. Çünkü beğeni, içeriği yeniden üretmek değil; etkileşim göstermek olarak kabul edilir. Beğeninin tek başına suç sayılması için, içeriğin niteliği ve kullanıcının açık destek iradesi birlikte değerlendirilir.
Burada ifade özgürlüğü devreye girer. Anayasa’nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına alır. Bu özgürlük, sadece çoğunluğun benimsediği görüşleri değil; rahatsız eden, sert veya aykırı bulunan düşünceleri de kapsar. Demokratik toplumun sınavı da tam olarak budur.
Ancak unutulmamalıdır: Retweet/paylaşım, teknik olarak bir yayma fiilidir. Özellikle yorum eklenmeden yapılan retweetlerde ve paylaşımlarda dahi, içerik kullanıcının hesabında görünür hale gelir. Bu nedenle hukuki sorumluluk değerlendirmesi yapılırken “Ben yazmadım, sadece retweet ettim/paylaştım” savunması her zaman yeterli olmayabilir. Çünkü ceza hukuku açısından önemli olan, fiilin sonuç doğurup doğurmadığıdır.
Öte yandan ceza hukuku geniş yorumlanamaz. Suç ve ceza ancak kanunla belirlenir. Sırf bir içeriğin rahatsız edici bulunması, onu paylaşan ya da beğenen herkesin otomatik olarak suçlu sayılacağı anlamına gelmez. Hukuk devleti, duygusal tepkilerle değil; açık ve öngörülebilir kurallarla işler.
Sonuç olarak: Beğeni ile retweet/paylaşım aynı şey değildir. Retweet/paylaşım, içeriği yeniden dolaşıma sokar; beğeni ise çoğu zaman etkileşim niteliğindedir. Ancak her iki durumda da içerik belirleyicidir. Açıkça suç teşkil eden bir içeriğin yayılmasına katkı sağlamak hukuki sorumluluk doğurabilir; fakat sırf eleştirel ya da sert bir görüşü beğenmek ya da paylaşmak, tek başına suç sayılmaz. Dijital dünyada küçük görünen hareketler, hukuken büyük sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle mesele korkmak değil; bilinçli hareket etmektir.
Çünkü özgürlük, sorumlulukla birlikte anlam kazanır.