Ekim ayının son haftası içinde açıklanan bu kararla Türkiye Futbol Federasyonu, o hafta sonu sahamızda oynayacağımız, belki de bizim için lige yeniden sarılış maçı olarak düşündüğümüz Sinop Boyabat Çeltikspor maçını Merzifon’da oynamamızı kararlaştırmıştı. Yapacak bir şey yoktu. Çıkıp, oynayacak, bu kötü gidişe bir son verecektik. En azından bizler öyle olmasını istiyorduk.
Böyle olmasını istememizi gerektiren bir çok olumlu nedenlerde vardı. Bu düşüncelerle 29 ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının ardından 14.15 de Merzifon’a hareket ettik. Saat 17.00 de Merzifon’a ulaştık ve otele yerleştik.
Stadın yanında bulunan yan sahada takımımız, Antrenör Murat Gözübüyük yönetiminde bir ter idmanı yaptı. Otele dönüp yediğimiz yemeğin ardından Antrenör Murat Hoca oyuncuları bir araya toplayarak bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın ardından ben de takımın olduğu salona geçerek Belediye Başkanımız Ahmet Şimşek’i telefonla arayıp, takımın moral motivasyonunu yükseltecek bir şeyler söylemesini istedim. O da biraz sonra beni telefondan aradı ve oyunculara bu maçtan üç puanla dönmelerini istediğini belirtti. Bu konuşmanın ardından ben o gün oynanacak olan Bursaspor-FB maçını izleyeceğim bir yer aradım. Bir kahvede maçı izledim. O maçta 1-1 berabere sonuçlandı. Sonra otele dönüp yattım, bu arada hep aklımda yarın oynanacak maç vardı. Acaba bu maçı alabilecek miydik?
Sabah erkenden kalkıp, çarşıya çıkıp birkaç gazete aldım ve saat 10’ 00 a kadar onları okudum. Bu arada gariptir ama içimden hep bu maçı farklı kazanacağımızı düşünüyordum. Bu düşünceye beni iten en büyük sebebin, ligin dördüncü maçının oynanacak olması ve hala galip gelemememize rağmen, geçtiğimiz yıl oynadığımız amatör küme maçlarında aldığımız farklı sonuçların etkisi olduğunu söyleyebilirim. Tabii tüm bunların yanında bir de takımımızın sahip olduğu otobüs. Sinop Boyabat Çeltiksporlu futbolcular da takım otobüsünden etkilenmiş gibi gözüküyorlardı.
Bir çok kimse ‘’Neden futbolcu böyle bir otobüsten etkilensin ki? ‘’ diye düşünebilir. Aslında ilk zamanlar bende öyle düşünmüştüm, daha sonra bir çok rakip futbolcunun bu durumdan olumsuz etkilendiğini gözlemledim. Rakip futbolcular olumsu etkileniyordu ama bizim futbolcularda hiç olumlu etkilenmiyorlardı. Bu nedenle Sinop Boyabatlı futbolcular 70. dakikada takımımızdan Yücel’in attığı golle 1-0 yenik duruma düşmelerine karşın, o olumsuz etkiyi üzerlerinden atıp, inatla biz bu maçı alacağız dercesine mücadele ettiler ve 80. dakikada Fatih, 89. dakikada İsmail’le buldukları iki golle maçı 2-1 kazandılar.
Bu maçta kalecimiz Alptekin’in aldığı bir darbe sonucu sakatlandığını ve 88. dakikada oyunu terk etmek zorunda kaldığını, hemen ardından da ikinci golü yediğimizi belirtmek zorundayım. Bu arada rakip oyuncuların çok sert oynadığını da söylemeden geçemeyeceğik.
İşte böyle bir atmosferde kesinlikle kazanacağımızı sandığım bu maçtan da 2-1 lik bir yenilgiyle ayrılmıştık ve benim bu takımla ilgili ümitlerim de artık tamamen tükenmeye başlamıştı. Beni bu yenilgi çok üzmüştü ama, daha da çok üzen şey, Sinop Boyabat Çeltiksporlu oyuncuların, maç bitişinde söyledikleri, ‘’Altlarındaki araba Mercedes, kendileri at arabası’’ benzetmeleriydi.
Bu arada kaptanımız Salih’in gittiğimiz her deplasmanda takım otobüsünü gözü gibi sakınması ve gelebilecek her türlü tehlikelerden uzak ve güvenli bir yere park etmesi de gözlerden kaçmıyordu. (Sürecek)