‘‘Senin için akılsız kalmayı göze almışım, sen aklınla mantığını birleştirmeye üşeniyorsun!’’
Yozgat’ta bir zamanlar ‘‘Dost Sofrası’’ kurulur, bu sofra etrafında toplananlar, her şeyi konuşurlar, birbirleri ile ilgili olumsuzlukları da açıkça ifade edip, uyarılarda bulunurlarmış, ‘‘Dost acı söyler’’ kabilinden.
‘‘Yemek bahane, sohbet şahane’’ kabilinden söylenen durum ise daha farklı bir ortam. Bu tip ortamlarda da, sohbete katılanlara söylenmesi gerekenler, dostlar birbirlerine söylüyormuş gibi, ‘‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’’ kabilinden, ifade ederlermiş.
Hal böyle olunca da memleketin ‘‘Akil’’ insanları, sorunları büyümeden yerinde çözüp, ahaliyi de yönlendirmek suretiyle, doğrunun, güzelin ortalya çıkmasına ciddi katkılar sağlarmış.
Bugün eksikliğini hissettiğimiz en önemli sorunlardan birisi de bu olsa gerek. Zira, yol göstericimizin olmaması nedeniyle her konu ‘‘Ben yaptım, oldu!’’ mantığı ile ‘‘Fomalite’’ niteliğinde yerine getiriliyor, yaz bozlarla yaşamımız deyim yerinde ise ‘‘Arap Saçına’’ dönüşüp, içerisinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Yozgat’ın Cehirlik Bölgesi, Çeşka Kalesi, yer şekilleri gibi konular işlenip, turizme kazandırılabilir. Ama ortak akıl oluşmayınca kafalar karışıyor. Karışan kafaların durulması için devreye girebilecek ‘‘Akil’’ insanlar çıkmayınca da sorun sorun olmaktan çıktığı gibi, gündem olmaktan da çıkartılıp, kaderiyle başbaşa bırakılıyor.
Belirli bir dönem önce Çeşka Kalesi’nde kurtarma kazıları gerçekleştirildi. Çeşka Kalesi’nin turizme kazandırılması planlandı. Yolunun yapılması, kale etrafından insanların konaklayabilecekleri alanların oluşturulması gündeme getirildi.
Ama olmadı...
Kimimiz dedik ki; ‘‘Çok iyi olur!’’, diğer yarımız dedi ki; ‘‘Yol yapılır, insanlar gelip, gitmeye başlarsa kale tahrip olur!’’, kimilerimiz de; ‘‘Yol yapılır, insanların gidip, gelmesi kolaylaşırsa o zaman kale alkoliklerin mekanı haline gelir!’’
Yanlış olan hangisi?...
Uzaktan baktığımızda hepsi doğru mantık gibi görünüyor ama  ‘‘Neden?’’ sorusuna yanıt bulmadan, ortaya atılmış olduğunu hiç aklımızın ucuna dahi getirmiyoruz.
Çeşka Kalesi’ne insanlar gelip gitmeyecekse, oradaki tarihi, turistik mekanın varlığının kime nasıl bir faydası olabilir?...
Ve üstelik, ‘‘kuş konmaz kervan geçmez’’ konumundaki bir yapının ömrünü ne kadar uzun tutabilirsiniz?..
Zaten, Çeşka Kalesi’nde kurtarma kazıları yapıldığında görüldü ki, kale içerisindeki geçitlerin tamamı toprakla dolmuş, define meraklıları kale içerisini tahrip etmiş. Eğer turizme açık, halkın gelip, gidebildiği bir yer olsaydı tahrip olma ihtimali ne kadar olabilirdi ki!...
Bu binlercesinden bir örnek durum. Ortak akıl konusunda biraraya gelemediğimiz için o kadar çok kaybımız var ki; saymakla bitmez, inanın...

_______________________________________

MAÇ KRİTİK

Havanda Su Dövmek!..

Yozgat’ta amatör sporun bitme noktasına geldiği konusunda herkes hemfikir. Ancak, sorunu çözmek üzere iyi niyetli adımların atılmadığı da bir gerçek. 
Geçtiğimiz pazar günü, herkes pikniğe çıkarken, çalışmak zorunda olan bizler de kendimize kısa süreli piknik havası teneffüs ettirmek üzere yola çıktık, soluğu iki lokma ekmek yemek üzere Çapanoğlu Kentpark tesislerinde aldık.
Belediyenin sosyal tesislerine geldiğimizde tamamına yakınını tanıdığımız yüzlerle karşılaştık. Kayseri’den Osman Yozgat’ın etrafında toplanan, önemli bölümünü spor sahalarından tanıdığımız bu isimler, amatör sporun gelişiminden söz ediyorlar, kulak misafiri olduğum kadarıyla.
Hal böyle olunca da ister istemez kulak misafirliğimizi bir kenara bırakıp, pürdikkat dinlemeye başladık, konuyu anlamaya çalıştık.
Konu açık ve net, Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi’nde mücadele veren takımların antrenörsüz maça çıkmalarının engellenmesi isteniyor, kendilerine belirli bir bedel ödenerek, takımların sözleşme yapmalarının zorunlu hale getirilmesi noktasında karar alınması talepleri dile getiriliyor.
Konuşmalar giderek ilginç bir hal almaya başlıyor. Kendileriyle sözleşme yapılmadığı için takımların sahaya antrenörsüz çıktığı, bu yüzden de Yozgat’ta amatör sporun gelişemediği gibi, yok olma noktasına geldiğini ileri sürenler oluyor.
İşte burada biraz durup, düşünmek lazım, düşüncesinden hareketle kafamı kaldırıp, katılımcıları gözden geçiriyorum. Öncesinde fazla gidip, gelmiyordum ama son iki yıldır amatör küme müsabakalarını yakından takip etmeye çalışıyorum. Toplantıya antrenör olarak katılanların yüzde 90’ını müsabakalarda hiç görmedim. Geriye kalan yüzde 5’i sadece kendi takımlarının maçlarında sahalarda görülürken, geriye kalan yüzde 5’lik kısmı da bildiğimiz isimler ama sessiz sedasız dinlemedeler.
Toplantıya katılan ve kulüplerin lisanslı antrenör çalıştırmadığı için amatör sporun geri kaldığını ileri sürenlerden bazılarını biliyorum ki, sözleşme imzaladığı takımın maçlarına gitmediği gibi, sonucunu da merak edip, öğrenme ihtiyacı bile duymamıştır. Buna karşılık kulüpten lisansına karşılık para almıştır. 
 Kulüpler birileriyle sözleşme imzaladığı zaman, lisanslar, sözleşmeler mi Yozgat’ta amatör sporun kalkınmasına katkı sağlayacaktır. Yozgat’ta amatör sporun kalkınmasını isteyenler, öncelikle amatör sporun ne durumda olduğunu gelip, yerinde görürler, yaşarlar, takip ederler.
Kim ne derse desin, eğer biri antrenör olduğunu söylüyor ve branşıyla ilgili müsabakaları, olayları takip etmiyorsa, ben o kişiye antrenör demem, diyemem.
Eğer ortada bir samimiyet varsa, öncelikle bunun gereği yerine getirilmelidir. Yozgat’ta sporun kalkınması, gelişmesi için ‘‘Ben’’ düşüncesinden sıyrılıp, insanların, spor adamlarının biraraya gelerek, bireysel menfaatlerini değil, sporun sorunlarını tartışmaları ve gereğini yapmaları gerekir.
Önümüzdeki süreçte Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nun seçimleri var, tarih belli. Birden fazla aday adayı isimleri dolaşıyor, piyasada.
Kimin seçildiği veya seçileceği o kadar önemli değil. Önemli olan Yozgat’ta amatör sporun gelişmesi noktasında kimler taşın altına elini koyabilir? Bu sorunun yanıtı bulunmalıdır. Yoksa hep navanda su dövülür.