17 Ekim 2003 yılında UNESCO tarafından “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi”ni büyük bir oy çoğunluğuyla kabul edildi. Buna göre, “Somut olmayan kültürel miras”; toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar,  bilgiler, beceriler ve bunlara  ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar anlamına geliyor. Bu anlamda da Yozgat’ta gerçekten çok ciddi bir potansiyel mevcut.
Somut Olmayan Kültürel Mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılması, UNESCO tarafından bunun kabul edilmesine bağlı bir anlamda. Bu konuda Gazi Üniversitesi’nde görevli hemşehrimiz Prof. Dr. Öcal Oğuz önemli bir avantaj. Zira, UNESCO’nun bu konudaki Türkiye temsilcisi konumunda.
Yozgat’ta somut olmayan kültürel mirasımızda ilgili ilk çalışma Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü tarafından yapıldı. Kültürel mirasımız konusunda o günlerde fazla bir bilgi sahibi değildik, haber yapmak üzere gittiğimizde görsel unsurlar karşısında şaşırdık. Yapılan haber ulusal basında da yer buldu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından somut olmayan kültürel miramız ortaya çıkartılıp, UNESCO tarafından da kabul edilmesine yönelik bir çalışma başlattı. Geçmiş yıllarda da Yozgat’taki somut olmayan kültürel mirasımızla ilgili bir çalışma yapılması talep edilmesine karşılık, birazda fazla bilgi sahibi olunamaması nedeniyle konu üzerinde fazla durulmamış.
Konu yeniden gündeme geldi. Bakanlık ciddi bir çalışma yapılmasını talep edince Yozgat’ta bir komisyon oluşturularak, çalışmalara başlanıldı.
Bu komisyon tarafından gerçekleştirilen çalışma ile somut olan kültürel miras ile ilgili 15 unsur belirlendi. Bunlardan ilk etapta Cehirlik Lalesi ve Gelin Kayası ile ilgili çalışma yapılması uygun bulundu. Komisyon üyelere bölgede inceleme yaptı.
Yapılacak çalışma sonucunda hazırlanacak rapor ve dokumanlar UNESCO tarafından envanter listesine dahil edilmesi halinde Yozgat’ta bu alanda çalışmalar yapılıp, turizme yönelik yatırımlar hayata geçirilecek.
Önemli bir fırsat bu...
Bunun en iyi şekilde değerlendirilmesi için herkesin gerekli desteği vermesi gerekir.
Türkiye’nin bir çok bölgesinde gelin kayası ve efsanesi vardır. En akla yatkını olanı da, her ne kadar hemen hemen her bölgede benzer hikayeler, öyküler anlatılıyor olsa da Yozgat’ta anlatılan rivayetler, daha çok yerli yerine oturuyor.
Büyüklerimizin anlattığına göre, istemediği birisiyle evlendirilmek istenilen gelin, bölgede konaklanınca dua ederek, ‘‘Yarabbi ya beni sevdiğime kavuştur, ya da taş eyle’’ diyerek ağlıyor. Bu duası kabul alan gelin, deve  katarı insanlarla birlikte kaya oluyor. Gelinin gözyaşları ise toprakla buluşup, ‘‘Lale’’ olarak her yıl mayıs ayının ikinci yarında açıp, sönüyor.
Dünyaca ünlü Hollanda Lalesi’nin de İstanbul üzerinden Yozgat’tan gittiği ileri sürülmektedir. Ne kadar doğrudur bilinmez, ama rivayet olunca doğru