YOZGAT siyasetinde hava ısınırken, saflarda netleşmeye başlıyor. Her ne kadar bir çok kişi anketörlerin sorularına yanıt vermekten kaçınıp, kimisi de dolaylı yanıtlar vermeyi tercih etmiş olsa da, birebir sohbetlerde kimin hangi safta olduğunu anlayabiliyorsunuz. Ancak bir şartla; safını netleştiren kişiye kendi düşüncenizi söylemeyeceksiniz, onun açtığı yoldan yürüyeceksiniz ki; kavga çıkmasın...
O nedenle, sokakta yürürken 'sen gazetecisin' diye başlayan, 'ne olur?' sorusu ile başlatılmak istenilen sohbetlere, 'peki sen ne olmasını istiyorsun?' sorusu ile devam etmeyi tercih ediyorum. Zira, soruyu yöneltenin, daha doğrusu 'sen bilirsin' gazını verenlerin, kendi istekleri doğrutusunda bir yanıtı verebilme kıvraklığına sahip değilseniz, işte o zaman kıyamet kopuyor. Ortam gerginleşiyor. Bir koltuğa, bir siyasal oluşumun temsilciliğine, yandaşlığına sizi otutturup, ardı arkası kesilmeyen 'sizin adayınız' ile başlayan cümleleri sıralıyor. 'İyi de o benim adayım değil ki!' demenize bile fırsat tanımadan, sizin kime neden oy vereceğinizi varsayımlayıp, oraya oy vermemenizi gerektirenleri, kendince anlatma ihtiyacı duyuyor. Bu ihtiyaç sahibine destek verenlerin veya karşı duruş sergileyenlerin saflarının hangi yönde olduğunu anlayabiliyorsunuz ama boş yere de geriliyorsunuz. Şu günlerde gerilmek istemiyorum...
Yozgat'taki genel havaya bakıldığında seçmenin tercihi belli. Yüzde 5 ila 10 arasında kararsız bir seçmen profili görünüyor. O kesimin de önemli bölümünün yönü belli. Tercihini belirlemiş ama birden fazla olan bu düşüncesini zaman içerisinde netleştirmeye çalışıyor. Aktif siyasetin içerisinde bulunanlar, milletvekili adayları ile kamuda görev yapan yönetim kısmında, amir unvanlıların ise kafaları tahminlerin de ötesinde karışık...
Karışıklığın nedeni, seçmen kapısını çalan, elini uzatan herkese güler yüzlü karşılık veriyor. Anlatılanların doğru olduğunu kabul edip, onay veriyor. Zira, politik çalışma yapan siyasetçi, seçmen üzerinde etkin olabilmek için, kapısını çaldığı seçmenin beklentilerine yönelik konuşmalar yapıyor. Haliyle de seçmen olumlu karşılık veriyor. Aktif siyaset yapanlar, kapısını çaldıkları, güler yüz ile karşılandıkları, saatlerce kendilerini dinleyenleri, kendi hanelerine artı olarak kayıt altına alıyorlar. Kendi lehlerine skoru belirleyip, buna inanmak istiyor/inanıyor...
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yozgat'ta AK Parti'nin 4-0 yapamaması halinde, CHP'nin bir milletvekili, kendilerinin de 3 milletvekili çıkartabileceğini söylüyor. Ama görünen, Cumhur İttifakı 3, Millet İttifakı 1 milletvekili çıkartabilme ihtimali güçlü. Bunların partiler arasındaki dağılımını tahmin etmek zor. Çünkü dengeler farklı. Yozgat'ta MHP gerçeğini görmezden gelemeyiz. Yozgat'ta İYİ Parti gerçeğini, 'iki binden fazla oy alamaz!' anlayışı ile küçümseyemeyiz. Köprünün altından çok sular akacak. 24 Haziran gecesi şapka düşecek, kel görünecek. Kırmadan, dökmeden olsun...