“ Simurg Ateşi “kitabımız çıkmıştı. 10 Şehir 10 Şair Projesi kapsamında ortak çıkardığımız eserle ilk buluşmayı Antalya da gerçekleştirdik. Muhteşem bir buluşmaydı. Tanıtım ve toplantıyla ilgili yorumlarımızı yarın ki yazımızda dile getireceğiz inşallah. Bu proje kapsamında yer alan arkadaşlarımız:
Projede yer alan 10 Şehir ve 10 Şair: Yozgat-Ahmet Sargın, Kayseri- Ali Özkanlı, Nevşehir- Ayşe Paslanmaz, İzmir- Birgül Sevil Tekinay, Ankara- Gülay Coşkun, Tokat-Hasan Akar, Manisa- Mehmet Çetin Baş, Samsun- Süleyman Altunbaş, Gaziantep-  Zekeriya Efiloğlu.
**************
Peki Simurg Nedir?  Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...( Bizim bildiğimiz ve maslarda da adından söz ettiğimiz: Zümrüdü Anka Kuşu…)
Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış; baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu bataklığını. Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yok oluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg’muş. Simurg  Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız: Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...       
       *************
Simurg'un her canlıdan bir iz taşıdığı söylenmektedir... Ve tüylerinde her rengin barındığı... Kanatları altın ve kırmızı karışımı, vücudunun ve başının ise mor renkte olduğu... En garip söylentilerden biri yüzünün insana benzediğidir!
Simurg  Kuş gibi olmayan bir kuştur ! Benzersizliği nedeniyle tektir. Ve hakkındaki tüm efsanelerin en can alıcı noktası, anlamı üzerinde tarih boyunca belki de en fazla kafa yorulmuş olan benzersizlik hareketidir. Ömrünün bir aşamasına geldiğinde, yaşadığı yer (evi) olan 'Bilgi Ağacı'yla birlikte kendini ateşe vererek, kül olana kadar yanmakta ve ardından o küllerin içinden tekrar doğmaktadır!
Kuşlar yurduna vardıklarında halkları onları coşkuyla karşılarken, bir zamanlar yolcu ettikleri otuz kuşu karşıladıklarını sanırlar… Bir zamanlar yolcu ettiklerini sandıkları otuz kuşa sarılırlar… Aileleri, arkadaşları ve halkları belki de asla bilemeyeceklerdir içlerinde ikame edeni… Sadece onlara belirli bir nazarla bakabilenler fark edebilecektir kalıbın ardındaki farklılığı; diğerleri onlara heyecanla sorarlarken Simurg'un var olup olmadığını… Ve tüm o efsanelerin… Soranlara Simurg'un her şeyden daha gerçek olduğunu söyleyeceklerdir….
Evet Projemize ismini veren “ SİMURG”  un efsanevi hikayesi kısaca  böyledir.