Mayıs ayının sonları, Haziran ayının başları.. Şimdi gözünü sevdiğim Sorgunun ekinlik olan mekanları yemyeşil ekinlerle, herk olan tarafları etli kangallarla, güllü tapanlarla, işlenecek fığlarla, rengarenk gelinciklerle binbir çeşit burcu burcu kokan ot ve çiçeklerle doludur.
Çıksam şöyle Küçükköhne taraflarından Şahmuratlı, Temrezli, Peyniryemez, Alcı, Emirhan, Çakırhacılı, Kodallı taraflarına mis gibi kepir toprakların kokusuyla yemlik, madımak, kızılca, koyungözü, hardal, kangal, şeker tikeni yiyerek, yanımda birde yufka ekmek ile az bir şeyde çökelek olsa aman Yarabbi. Gelmek ister mi insanın canı o yazıdan yabandan.. Yağmur yağsa sağanak bir şekilde, ıslansam, ibikli serçeler, kırlangıçların kaçışlarını şahinlerin süzülüşlerini izleyerek saklanacak yer arasam dere ve öz kenarlarında.. Ne memleket orası taşına toprağına kurban olduğum Yozgat..
Tabiatı sevmeyen insanları sever mi? Hayvanlara himaye ve vefa gösterir mi? Ülkesine verimli, vatandaşına hayırlı olur mu?. İşte bu kutsal topraklardan beslenen insanlar Vatanı için canını vermekle en çok övünen karaktere bürünüp, vefalı, asil ve cömert oluyor. Çobanı azığını paylaşır, köyünde sadakacı bile onurize edilerek misafir edilir, öğretmenin ömür boyu eli öpülür, itibar verilir, analar babalar baş tacı olur, fakiri mağduru kardeş bilinir, ekmek kırıntısı üç kez öpülerek başa konulur, ineğinin, koyununun, köpeğinin, atının hepsinin birere adı olur, büyüğe saygı, küçüğe sevgi gösterilir , öyle büyümedik mi bu kutsal topraklarda.
Hani derler ya. Suyun başında duran içemezmiş diye.. Şimdi Sorgun’da olup ta bu mevsimin, bu iklimin nimetlerini yaşamayan gaflet içinde insanlar vardır, Onlara sesleniyorum. Çıkın şöyle bir araziye. Ciğerleriniz burcu burcu hava ile bayram yapsın. Doğal bitkilerden tadın. Sanayi şehirlerinin kirli ve vefasız havalarından uzak olduğunuza şükredin. Trafik, çevre kirliliği, gürültü, hoşgörüsüzlük ortamından uzak olduğunuzu bu yaşamın sizlere bir nimet olduğunu hatırlayın.
Ey bütün hemşehri dernekleri nerdesiniz. Ne iş yaparsınız. Hepiniz veya bir kaçınız hasret günleri diye birer organizasyon tertip edip de dolaştırın, kaynaşmayı dayanışmayı sağlasanız ya memleketimizde. Bazlamalar, yufkalar, açalım. Pilavlar mantılar pişirelim. Ayranlar çaylar içelim. Çok mu zor. Biriken streslerimizi bu şekilde atsak daha üretken, daha verimli olmaz mıyız?
Saygılarımla arz ederim.