Geçen Çarşamba oynadığımız MKE Kırıkkalespor Türkiye Kupası maçının özetini , iki farklı yarı ve iki farklı futbol olarak özetleyebiliriz.
Türkiye Kupası ön eleme maçı öncesinde bu köşede bir yazı yazmış ve Sorgun Belediyespor’un Kırıkkale maçını rahat geçeceğini ve bir üst tura çıkacağını söylemiştim.
Düşüncelerimde yanılmadım,  maçın sadece ve sadece 30 dakikalık bir bölümü haricinde takımımız MKE Kırıkkalespor’dan çok üstün bir futbol oynayarak bir üst tura çıktı.
Aslında bu ilk maç herkes için bir sürü bilinmezlikler taşıyordu. Ne biz onları tanıyorduk, ne de onlar bizi. Bizlerden hiç biri Kırıkkalespor’un herhangi bir maçını izleme fırsatı bulamadığı gibi, onların yetkililerinden hiç birinin de bizim takımı izlediğini sanmıyorum. Böyle olunca iki takımın birbirini tanıması için bir 45 dakika lazımdı. İşte eleme turunun bu ilk 45 dakikası her iki takımada bu olanağı sağladı. İlk 10 dakika biz onları yokladık, sonra 30 dakika onlar bizi yokladılar. MKE Kırıkkale ataklarına karşılık veremediğimizi görünce 30. Dakikadan itibaren tüm gücüyle kalemize yüklenmeye başladı. Rakip takımın bu atakları kalemizde çok ciddi bir tehlike yaratamadı. Bunu gören Sorgun Belediyesporlu futbolcular yattıkları 30 dakikalık yaz şekerlemesinden çabuk uyanıp, ilk yarının son 5 dakikasında rakip kaleye gitmeye başladılar. Ancak, maçın başından beri etkisiz olan orta sahanın bu etkisizliğinin devamı nedeniyle rakip kaleye gitsek de, etkili olamadık ve ilk yarı böyle bitti.
İkinci yarı bambaşka bir Sorgun Belediyespor izledik. Teknik Direktörümüz İlhan Özbay da bizim gibi düşünmüş olacak ki, orta sahadaki zafiyeti gördü ve ikinci yarıya Gökhan’ın yerine Serhat Akdeniz’i alarak başladı. İlhan Hoca ilk yarının sonlarına doğru bağırarak uyarmaya başladığı defansın iki kanadında oynayan oyunculara, soyunma odasında nasıl oynamaları gerektiğini anlatmış olacak ki, özellikle Serdar ileri çıktığında geri dönemediği için sürekli arkasına adamkaçırırken, ikinci yarıda gerçek kimliğine büründü ve sağ kanattan ardı ardına gelen ataklara geçit vermedi.
Diğer yandan savunmamızın sağında oynayan ve son hazırlık maçına göre bayağı ilerleme kaydetmiş görünen Ayhan, ilk yarıya oranla, ikinci yarıda daha iyiydi. Onu ilk kez Nevşehir’de ki Yeşil Kırşehir maçında izlemiştim ve beğenmemiştim. Çok dağınık futbol oynuyordu. MKE Kırıkkale maçında onun daha istekli, daha kendine güvenir ve formuna kavuşmak üzere olduğunu gördüm.
Selim ve Kaptan Eray için hiçbir şey yazmayacağım, çünkü geçen yıl kaldığı yerden devam ediyorlar.
Yalnız, Kaptan Eray’a küçük bir parantez açıp, uyarıda bulunacağım. “Bak sevgili kaptan. Biz seni, geçen sene bu takımı sinirli olduğu anda bile yatıştıran, oyunu germeyen, onlara bir ağabey şefkatiyle yaklaşıp, takımını eksik bırakmaktan kurtaran biri olarak tanıdım. Seni birçok kişi, birçok futbolcu, hatta birçok yönetici tahrik ederek, olayların içine çekmeye çalışacaktır. Biz bunun işaretlerini şimdiden görüyoruz. Sen sen ol, sadece futboluna bak. Takımının başarısı için mücadele et. Kimseye uyma. Ne basında, ne sahada ve ne de herhangi bir yerde gezerken yapılacak olan tahriklere kapılma.”
Orta sahaya gelirsek, burada en etkisiz eleman Gökhan’dı. Gökhan’ın etkisizliği orta sahadaki diğer oyuncularımızı da etkiledi. Bu nedenle Teknik Patron Özbay, ikinci yarıya Gökhan’ın yerine Serhat Akdeniz’i alarak başladı. Geçen yıl Serhat Göçen ile çok olmasa da bazı maçlarda bir arada oynayan Serhat Akdeniz’in oyuna girmesi, bir anda oyunun şeklini değiştirdi. Her şeyden önce Serhat Göçen’e güven geldi ve Ümit ile birlikte daha etkili oynamaya başladılar. Serhat Akdeniz her ne kadar durarak oynasa da takımı ileriye taşımaya başladı. Böyle olunca takımımız rakip kalede daha etkili oldu.  Orta sahanın biraz derlenip toparlanması defansı kendine getirirken, forvette ve kanatlarda daha da etkili olmamızı sağladı. Kanatlar çalışmaya, artık havadan top atmak yerine rakip ceza sahası içerisinde Eşref’i aralara atılan toplarla buluşturmaya başladık. Çok geçmeden bu akıllı  oyunun meyvelerini aldık ve takımımızın süper golcüsü Eşref ile 2 dakikada iki gol bularak 2-0 öne geçtik. Attığımız ikinci golden sonra takım maçı kazandık havasıyla geriye yaslanmaya başladı. Daha doğrusu, Bunu gören rakip yeniden üzerimize geldi ve aradığı golü bizim golümüzden 10 dakika sonra buldu. Bu arada biz yakaladığımız bir çok fırsatı değerlendirebilsek ve pozisyona giren futbolcularımız gol atma sevdasına kapılmayarak daha müsait durumdaki arkadaşlarını görebilseler, maçın sonucu en az 5-1 olurdu.
Bu arada kanat oyuncularımızdan Necmi ve Mehmet Güneş’e özel bir yer ayırmak istiyorum. Bu iki kanat oyuncumuz ilerleyen günlerde daha da forma girecek ve daha da hazır olacaklar. İşte o zaman Mehmet, Necmi, Eşref ve birde bunların yanına Mahmut’u ve Emrullah’ı da eklerseniz bu hücum oyuncuları birbirine alışmaları durumunda çok canlar yakacaktır.
Bunlara, formunu yakalaması durumunda Pele Gürkan’ı da ekleyebiliriz.
Tüm bunların ardından ikinci yarıdaki oyunumuza bakarak ve ardından yeni transferlerimizin de takıma katılacağını düşünerek diyorum ki, şimdi daha da ümitliyiz. Hem birinci turdan, hem şampiyonluktan.
Yolunuz açık, bahtınız şen olsun.