Sorgun ilçesinin Karakız Beldesi Hapis Boğazı bölgesiyle ilgili olarak, ''Hititlerin merkezi topraklarında yer alan ve M.Ö. 1200 yılına kadar faaliyet gösterdiği anlaşılan, atölye büyüklüğü itibariyla Anadolu’daki en eski ve önemli heykel atölyelerindendir'' deniliyor, araştırmacılar yaptıkları çalışma sonrasında hazırladıkları raporda.
Böylesine önemli olan bölgedeki atölye ve içerisinde bulunan tamamlanmış, yarım kalmış, yeni başlanmış aslan heykeli ile diğer figürlerin ''Korunamadığı'' gerekçesiyle yerinin değiştirilmesi gündeme geldi. Yozgat Valiliğinin ''Bekçi görevlendirmesi'' yapmak yerine, bakanlığa başvuruda bulunarak, ''Koruyamıyoruz, kaçak defineciler eserleri tahrip ediyorlar'' gibisinden serzeniş içeren yazısına bakanlık, ''O halde eserleri korunabilecek bir bölgeye taşıyın'' yanıtını vermişti.
Bakanlığın resmi yazısına istinaden gerekli çalışmalar yapıldı, hazırlıklar tamamlandı, taşıma işi ihale edilip, yüklenici fima belirlendi. Ancak, Karakız Belediyesi, Hapis Boğazı ile belde arasındaki dere yatağı ve yol yapım işini birazda maddi imkansızlık nedeniyle yapamadı. Eğer yapmış olsaydı, geçtiğimiz Ağustos ayı içerisinde taşıma işlemine başlanıp, Eylül ayı içerisinde de taşıma işlemi tamamlanacaktı.
''Taşınacak'' denildiği günden beri bunun yanlışlığına işaret etmeye çalıştım, dilim döndüğünce.  Atalarımız der ki, ''Taş yerinde ağırdır.'' O halde biz taşı yerinden kaldırıp, ayağımızın üzerine bırakıp, topal kalma konusunda neden bu kadar ısrarcıyız, anmakta zorlanıyorum.
Haber amaçlı 2-3 kez Karakız beldesinde bulunan Hapis Boğazı'ndaki Heykel Atölyesi'ne gittim, fotoğraflar çekip, röportajlar yaptım. Yine birileri bana kızacak, tepki gösterecek ama ne yapayım, gerçek bu. Burası Yozgat il sınırları içerisinde değil, başka bir ilin sınırları içerisinde olsaydı, şimdiye kadar orası ihya edilmiş, turistlerin uğrak yeri haline gelmişti. Ama Yozgat ili hudutları içerisinde yeralınca, yararlanmak şöyle dursun, yok etmek için adeta yarış ediliyor.
Bir ilin Valiliği, yerinden ancak vinçlerle kaldırılabilecek heykelleri koruyamıyor, korunması konusunda bir kulübe yapıp, iki bekçi görevlendiremiyorsa, o zaman işin kolayına kaçmakta haklıdır, çaresi de yoktur. Yapması gereken, ''Koruma'' adı altında, kendilerine göre güvenli alana taşıma işlemini uygun buldukları gibi, üzerini kapatıp, varsa kapılarına kara kilitler asıp, ''Kuş konmaz, kervan geçmez'' bir hale getirilmesi işlemini hayata geçirirler, bugüne kadar olduğu gibi.
Ama yine de sormak isterim; Eğer bir alanda bulunan eserler korunamıyor, turzime kazandırılması yönünde bir çalışma yapılamıyor, ''Koruma'' adı altında gizlenmeye, unutturulmaya çalışılıyorsa o zaman il olmanın, Valilik makamının bulunmasının bir anlamı kalır mı?...
Yol engelinin çıkmasına sevindim, taşınamaması karşısında mutlu oldum. Eğer, alınan karardan vazgeçilir, bölge turizme kazandırılırsa, çok daha iyi olacaktır.