Bazen aradığın tek şey sessizlik olur, ne bir çocuk sesi duymak istersin ne bir kuş sesi ne de televizyon sesi. Huzur ararsın… Sessizlik aradığın en büyük şey olur bir anda ve kolay da değildir onu yaşayabilmek. Cep telefonun çalar, birileri senden bir şeyler bekler, kapı zili susmaz. Sorumlulukların vardır sayısız tane. Yanınızdakiler sussa beyniniz susmaz, aklınızda kurarda kurarsınız bir şeyleri. Sonra sessizlik isteyen sen aklındakileri dışından söyleme ihtiyacı hissedersin. Bazen sadece kendimize bazense kendimiz dışındaki birilerine.
Ne gariptir ki bazıları da tam tersini ister deşarj olabilmek için. Bangır bangır müzik dinlemek, konserlere gitmek iyi gelir o kişilere. Sessizlik korkutur kimisini. Canı çok sıkkın zamanlarında yalnız kalmak istemez, arar yanında birilerini.
Haftanın tek izin kullandığım gününde bende sessizlik istedim. Çok sevdiğim kişilerle de görüşmek konuşmak istemedim: sevmediklerimle de. Kısa süre de olsa kaçmak istedim herkesten, bugün beni unutmuş olan herkese minnetkar kaldım. Ardı ardına Şener Şen’in iki sinema filmini izledim sesini kısık tutarak (Av Mevsimi, Gönül Yarası)  ve iki filmin sonunda da ağladım. Sonra caddeden gelen araba sesleri eşliğinde kitap okudum. Şimdi de oturdum yazı yazıyorum, kulaklarımda yine caddeden gelen araba sesleri ve akvaryumda çalışmakta olan motorun sesi. Az sonra da uyuyacağım rüya görmezsem ne mutlu bana. Ya yarın ne olacak biliyor musunuz? Sessiz kalmasın istediğim kişi yine sessiz kalacak ve bu yüzden duyduğum diğer tüm seslerden nefret edeceğim. Şimdi soruyorum sessizlik isteyenler, sizin asıl öfkeniz neye ya da kime?