Son günlerde ülkemizde trajikomik hadiseler meydana geliyor. Yolsuzluk iddaaları, dershane tartışmaları, Fethullah Gülen’in ses kayıtları, Cemaat-Ak Parti restleşmeleri derken oradan oraya savrulan Türkiye gündemi seçimlere kadar pek de durulacağa benzemiyor.
Bu yazımda şu haklı şu haksız diye değerlendirmede bulunmak istemiyorum. Ön plana çıkartmak istediğim konu, ülkemizde kim hükümet olursa olsun birilerinin kadrolaşmasına müsaade edilmesi. Geçmişte solcuların elinde bulunan birçok kadro şu an cemaatin (son günlerin moda tabiri paralel devletin) elinde. Kim olursa olsun gücü elinde bulundurursa bunu kullanmak ister. İnsanoğlunun fıtratında vardır bu. Tarihimize baktığımda ecdadımız da kimsenin fazla güçlenmesine müsaade etmemiştir. Devlerin bekası için kardeş katilini bile mübah kılmıştır.
Bana göre de cemaatin yaptığı son derece yanlış. Fakat yanlış tek taraflı değil. Cemaatin kadrolaşmasını ülkemizde hemen herkes biliyor. Sınav sorularının bazı çevrelere servis edildiğini, özellikle polis okulları ve yargının ele geçirildiği bizler bile bilirken hükümetin ve MİT’in bilmemesi mümkün değil. O halde neden buna bu kadar müsaade edildi?
Bu konu adeta bizim ülkemizde bir devlet geleneği halini almış. Kim hükümet olursa olsun kendi adamını yerleştirmek istiyor ya da yerleşmesinin önüne geçiyor, belki de geçemiyor. O bizden, bu bizden değil demek bana göre yanlış. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Bu ülke yıllarını, milyar dolarlarını bu gruplaşmalar yüzünden kaybetmiştir. Artık kimsenin devlet kurumlarını eve geçirmesine müsaade edilmemeli, kim işinin ehli ise, kim hak ediyorsa ona destek çıkartılıyordur diye umut ediyorum.
Adam kayırma, rüşvet, hile, torpil fıtratımız da var. Bunu ne kadar dizginleyebilirsek ülkemiz o kadar ileri gidecektir. Bugün yanımızda olan yarın karşımızda olabilir. İnsanlar elde ettiği güçle değişebilir. Hükümetlerin bu tarz yapılanmalara müsaade göstermemesi gerekiyor. Onların adamı olacağına bizim adamımız olsun diyerek bir şeylere göz yumulursa orada aksaklıklar, sıkıntılar, tıkanıklıklar olacaktır.
Adaletli ve eşit bir dağılım yaparak devlet kadrolarında homojenliği sağlamak hem devlet kadrolarına güveni hem de verimliliği artıracaktır. Devletten ve milletten güçlü hiçbir yapılanma bu ülkenin menfaatine olmaz. Buna şimdi de, on yıl sonra da, elli yıl sonrada izin verilmemeli. Kadroları ele geçirenler ne kadar yanlıştaysa buna müsama gösterende o ölçüde hata yapmıştır.