YOZGAT'ta çekilen bir filmde, bildik şarkının sözleri değiştirilerek, 'Aşk Yozgat'ta yaşanır güzelim' şekliyle yeniden seslendirildi. Aşkı yaşayabilmek, hissedebilmek için önce aşkın ne olduğunu bilmek gerekir. Aşkı bilirsen, Yozgat'ta yaşamanın da bir aşk, bir sevda olduğunu, bunun çile örtüsünü kadınların yemeni, erkeklerin kasket olarak tepesinde taşıdığını görürsün...
Yaşadığın, doğup, büyüdüğün, anılarının geçtiği bir çok yerin arkanı döndüğünde yok olup gittiğini fark ettiğinde, gözünden akan bir damla yaşı silerken, yareğini avuçlarının içerisine alıp, sımsıkı tuttun mu? Bu şehre aşık olduğunu düşündün mü? Veya daha düz bir soru, sen hiç aşık oldun mu?...
Memleket Hastanesi, kanayan parmağına sargı yapıp, acılarını dindirmeye çalışan hemşireyle biran gözgöze gelip, aşık olduğun yerdir. Cumhuriyet Mektebi, Sakarya Okulu çocukluğunun, Yozgat Lisesi gençliğe ilk adımını attığın mekanlardır. Lise Caddesi'nin dili olsa da konuşsa. Büyük Sinema Salonu'na ne demeli. Saat Kulesi'nin etrafında, hayatının gelecek dilimini birlikte geçireceğin kızı uzaktan görebilmek için yaşadığın heyecanı. Çamlığın tepesinde tüten tütünün, senin tepende esen kavak yellerinin eseri olduğunu, nasıl unutursun. Meydan yerinden, Un pazarından, Tol çarşıdan karşıladığın düğün ihtiyaçlarını. Damatlık traşını. Paşanın hamamdan yükselen 'Aynalı Körük olmazsa ben gelin gitmem' türküsüne, Çarşı Hamamının göbek taşından, 'Çamlığın başında tüter bir tütün, acı çekmeyenin yüreği bütün' diye yanıt veren, damat adayını, sağdıcını, damadın yakın arkadaşlarını...
Yozgat'ta aşk başkadır. Aşk Yozgat'ta yaşanır. Aşkı yaşayanlar yaşlandı. Dünü yaşayanlar, arkadalarına döndüğünde yok olan anılarının enkazı altında kaybolup, gitti/gidiyor. Bir çoğu ise gurbeti seçti. Kimisi enkazı görmemek için, kimisi zorunlu. Ama gitti/gidiyorlar...
Bu toprağın insanı... Bu topraklarda doğup, büyüyen, çilesini çekmeye doğduğu gün karar veren insanlar, birden fazla nedene bağlı olarak gurbet ellerini mesken tuttu. Önceleri hasretliklerini giderebilmek için yılın belirli dönemlerinde geliyor, düğünü, nişanı, sünneti, cenazeyi, bayramı, festivali, şenliği bahene edip, soluğu doğduğu topraklarda alıyordu. Peki n'oldu da, gurbette yaşayanlar Yozgat'a olan aşkını, sevdasını, kara sevdasını 'platonik' hale dönüştürdü! Uzaktan seviyor...
Cumhuriyet Mektebindeki anılar, Memleket Hastanesi'ndeki platonik aşklar, çamlığın tepesinde kutlanan mutluluklar, Lise Caddesi'nde aşk ile atılan turlar. Saat Kulesi etrafında yoğunlaşan sevdalar, başlayan mutlu yuva hayalleri. Dahası da var. Ötesi de var... Hepsi yok oldu/yok edildi. Bir bir... Hep 'daha iyisini yapmak için' dendi ama daha iyisi hiç olmadı. 'Çürük' diye yıkılanın yerine daha 'nodern' denilip, son teknoloji kullanılarak inşa edildiği belirtilen bina, hizmete açıldığı gün çatısından sular şırıl şırıl aktı. Onca harcanan emekler boşa gitti. Yozgat insanı da gurbetin yollarına düştü...
DÜNDEN BUGÜNE, BUGÜNDEN YARINA
-Meçhul Anıt
SARIKAYA-Çayıralan İlçeleri yol güzergahındaki anıt, yoldan geçenlerin ilgisini çekiyor. Babayağmur Beldesi sınırları içerisindeki anıta benzer beton, ağaç, taş karışımı yapının üzerinde yok yok. Araba tekerinden, kanı tekerine, eski sokak lambasından, mermer üzerine yazılmış anlamlı sözlere kadar ne ararsanız mevcut. Ne amaçla yapıldığı konusunda kimsenin bilgisi yok. Anıta benzer yapının 1985 yılında Emekli olan Astsubay Halil Erkılıç isimli şahıs tarafından yapıldığı belirtiliyor. Fotoğrafın çekildiği tarih 27 Ağustos 2003
