Sen bizim dağları bilmezsin gülüm, 
Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
Her haftası bayram, her günü düğün, 
Hele yaylalara çıkılsın da gör.
Pazar günü yapılan halk oylamasına Anadolu vilayetleri yoğun bir  evet desteği sundu.
Özellikle sosyal medyada Yozgat ve Anadolu insanına bin bir türlü hakaret…
Elbette bu hakaretler vatansever, feraset sahibi hayır oyu veren seçmenden gelmiyor.
Anadolu’yu tanımayan, Anadolu insanını bilmeyen, zihni ve kökü başka medeniyet, kültür ve milletlerin hamuruyla yoğrulmuş kişiliksizlerden geliyor.
Bilmezsin ovalar nasıldır bizde; 
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde...
Saydıklarım damla değil denizde, 
Hele bir ekinler ekilsin de gör
Yolu hiç Anadolu’ya uğramamış, başı dumanlı dağları, yeşil ovaları görmemiş bu ülkeye ve coğrafyaya Fransız kalmış isimlerden geliyor hakaretler.
Abdurrahim Karakoç’u tanımamış, Mahsuni Şerif dinlememiş, Neşet Ertaş’ı anlayamamış siliklerin hakaretleri Anadolu ve Yozgat’a şeref ve şan katar…
Sen bizim köyleri görmedin ki hiç, 
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.
O kirli kabukta, o en temiz iç; 
Hele bir yakından bakılsın da gör.
Buraya kadarki duygularımı Abdurrahim Karakoç’un ‘Anadolu Sevgisi’ adlı şiiriyle aktarmaya çalıştım.
Bizim buraların Karakoç’u da bitmez, Mahsuni Şerif’i de…
Referandum öncesi hayır oyu verenleri terörist ve vatan haini gören zihniyet ile referandum sonrası evet veren memleketleri küçük ve hakir gören zihniyet bire bir aynıdır.
Bu bakış ve zihniyetin partisi, ideolojisi ve evet-hayır tercihlisi yoktur.
Bu zihniyet Birinci Dünya Savaşı’nda cepheden kaçan zihniyettir.
Bu zihniyet Kuvay-i Milliye yerine Yunan ordusunu destekleyen zihniyettir.
Bu yazıyı da Yozgat’tan sonra tercihinden dolayı en çok küfür ve hakaret yiyen Kahramanmaraş ile bitirelim.
Bak Maraşlı Mahsuni de oraları nasıl anlatmış…
Göksun'un dağları dillere destan,
Afşin'in etrafı bağ ile bostan.
Ne kadar özledim seni Elbistan!
Dumanlı dumanlı oy bizim eller.