Üzerinden üç gün geçtikten sonra seçim sonuçlarıyla  ilgili olarak soğukkanlı yorumlar yapmak mümkün hale geldi sanırım. Demokrasi tarihimizin şartları ve dengeleri farklı seçimlerinden birini yaşadık. Seçimin kendisi gibi sonuçları da sıra dışı, alışageldiğimizden farklı, değişik etkileri olabilecek bir biçimde ortaya çıktı.  
Sandıktan  belirsizlikle beraber yeni bir sandık çıktı. Matruşka misali, içinden ne çıkacağını merakla beklediğimiz sandıktan yeni bir seçim sandığı çıktı. İnşallah ondanda yeni bir sandık çıkmaz. 

Türkiye bu seçimle beraber bazı ilkleri yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın  bizzat, tüm ağırlığı ile parti başkanlarından daha fazla gayretle propaganda yaptığı, taraflılığını  sonuna kadar gösterdiği ilk seçimdi. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin lideri olarak Davutoğlu’nun  değil Erdoğan’ın yarıştığı bir süreç yaşadık. Halk, Cumhurbaşkanı’nın görev alanını aşmasını ve taraf olmasını tasvip etmedi. 

Diğer bir ilk, dolaylı olarak,  parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin oylanması idi. Tayyip Erdoğan’ın  Başbakan’ lık tan sonra Cumhurbaşkanı olması ancak bununla da yetinmeyip Başkanlık istemesi sonrasında,  seçimin şekli de buna göre oluştu. Halk, başkanlık sistemini benimsemedi ve Erdoğan’a bu izni vermedi. 

Adalet ve Kalkınma Partisi, doğal lideri olan Erdoğan’ın resmi olarak partisinin başında olmadığı bir seçime girdi. Davutoğlu’nun pozisyonunu tam olarak nitelendirmek mümkün değildi ama emanetçi olduğu kesindi.  Emanetçiliğin demokrasi hayatımızda hiç tutmadığının bir örneğini daha yaşadık.  Halk, ya partinin başında ol ya da karışma dedi. 

HDP, alışılmışın dışında bağımsız adaylarla değil, parti olarak seçimlere girdi. Demokratik olmayan yüzde on barajı HDP’yi engelleyeceğine sıçrama tahtası işlevi gördü. HDP tüm Türkiye’de, her ilde  oy aldı. Ankara’dan, Bursa’dan, Kocaeli’nden bile milletvekili çıkardı. Sadece Kürtlerden değil Türklerden de aynı oranda oy aldı. Halk, HDP’ye sorumluluk yükledi: Dağdan in, terörle ilgini kes, Türkiye partisi ol, herkese hitap et. 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin on üç yıldan beri süregelen, on kez seçim kazandığı, seçmenin yarısının desteğini aldığı süreç ilk kez sekteye uğradı. Seçmen sayısı arttı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oyu azaldı. 

Adalet ve Kalkınma  Partisi’nin siyasi başarıları,  muhalefetin elini tıkamıştı. Siyasi kilitlenmeyi, kapının kilidini açacak iki parti vardı. CHP ve MHP. Geçmiş on seçimde her iki anahtarda bu kilidi açamadı. Halk bu sefer çareyi maymuncuk kullanmakta buldu. Özellikle CHP seçmeninden kayan oylarla kilit açıldı. 
Yozgat’ta ise Türkiye kadar derin siyasi sonuçlar çıkmadı. Milletvekili dağılımı değişmedi. Ancak iktidar partisinin kalesi haline gelen Yozgat’ta bile oy düşüşü ve halkın MHP’ye yönelişi dikkate değerdi. 

Seçimlerde yaşadığımız ilkler kadar  seçim sonrasında da birçok ilki yaşamaya hazır olun. Benim tanıdığım Tayyip Erdoğan boş durmaz ve yeni yeni stratejiler geliştirir. Çok hareketli siyasi günler yaşayacağız. Yakın seçimi bekleyin.