YOZGAT'ta seçimin rengi, deyim yerinde ise 'kavga-gürültü' ile devam ediyor. Her partinin yüksek ses veren cihazlarla donatılı araçları, Saat Kulesi'nden dönüş yapıp, Kent Park bölgesini dolaşıp, aynı noktaya ulaşırken, kulaklarımız kimin ne söyledini anlamaya çalışıyor. Çalınan müziklerin temposu bazen içimizi gıcıklandırıp,  sokak ortasında kollarımızı kaldırıp, oynama hevesimizi, geniş kaldırımları dolduran insan kalabalığı engelliyor. İftar öncesinde yoğun olarak taciz edilen kulaklarımız, beynimiz bedenimizin de yorgun düşmesine vesile oluyor. Aç olan karnımızı iki lokma ekmek, üç kaşık çorba ile doyurup, kanepenin bir köşesine şekerleme yapmak üzere ilişmemiz, sahuru bile yapmadan sabaha ulaşmamıza neden oluyor. Gerçekten merak ediyorum; acaba iftar öncesinde tüm partilerin karşılıklı olarak, kimi zaman peşpeşe çok sesli donatılı otobüs turlarının sonucunda kaç seçmen ikna edilmiştir?...
Son günlerin modası haline gelen 'uzaya dört şeritli yol yapımı' konusu gündeme getirildiğinde sinir katsayım artıyor. Bunanla kalsa iyi. Kıskançlık damarlarım öylesine şişiyor ki; sanırsınız yapımı devam eden hızlı trenin en uzun ve ferah tünellerinden birisi. Nasıl şişmesin! Ellerin memleketinde uzaya bile dört şeritli yollar yapılırken, benim garip Yozgat'ımdaki iki şeritli yolların bir türlü bitirilememiş olması karşısında suskun kalabilmek mümkün mü? Kalamıyorum. İtiraf ediyorum, Yozgat'ın iki şeritli yolları bitirilmeden uzaya dört şeritli yolların yapılacak olmasını kıskanıyorum. Krizlere giriyorum. Hastalanmaktan korkuyorum...
Seçim davulunun başkent dolaylarından sesinin duyulmasıyla birlikte başlayan soruların ardı arkası kesilmiyor. 'Kimler aday olacak?' sorusunun yarıtını aldıktan sonra, 'kimler listeye girer?' sorularını yöneltmeye başladık. Listeler ilan edildi. Bu kez 'böyle liste mi olur!' tepsikini verdik. Son günlerin tartışma konusu ise, 'hangi parti kaç vekil çıkartır?' sorularıyla başlayıp, tatsız, tutsuz bir hal alıyor...
Sahi Yozgat'ta seçim sonucu ne olur? Benim için fark etmez. 24 Haziran gecesine geldiğimizde ne olacağını görüyoruz. Yani bu seçim beni fazla heyecandırmıyor. 'Fazlası' bile fazladan. Heyecan duymuyorum. Yoruluyorum. Bedensel bir yorgunluk değil. Zihinsel bir yorgunluk. Herhangi bir partiye gönül vermiş, sanal da olsa bağ kurmuş olanların, hem sohbet ortamını oluşturup, hem de sohbet yerine suçlamalarda bulunmaları yoruyor...
O  sohbet ortamlarımda söyleme fırsatım olmuyor. Buradan söyliyeyim.  Her seçimde oy verme eyliminde olan bir seçmenim. Her partiye oy verebilirim. Öncelikli tercihim Yozgat. Kim Yozgat'a dahi iyi hizmet verir? sorusunun yanıtını bulduğum şahsa ve partiye oy verebilirim. İkinci tercihim, birincisinden farkı yok. Ülkem için hangi iktidar daha faydalıdır? sorusunun karşılığını bulduğum partiye oy veririm. En sonunda, düşüncelerime yakın hissettiğim parti gelir. Gerçekten yoruldum, bitse de hep beraber uyusak, modundayım...