Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ''Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir'' diyerek, sanatın önemine vurgu yapıyor.
Sanat, bir milletin, toplumun ufkunun açılması gibi daha bir çok açıdan büyük bir önem taşıyor. Bir ülkenin zanaatkarı ne kadar çok ise, o ülkenin imarı da o kadar hızlı ve düzgün olmaktadır.
Bu veciz sözlerden hareketle yaşadığımız bu kentin bu denli geri kılmış, görsellikten uzak bir yapılaşma, planlamanın nedenlerini gözlerimizi kapatıp, düşündüğümüz, ''Sanatkarının'' sayılı düzeyde kalmasından, daha doğrusu sanatkarına sahip çıkmamasından kaynaklandığını daha net görebiliriz. Zira, Yozgat'ta ''Sanatkar'' olarak adlandırdığımız o kadar çok insan var ki; bunların önemli bölümü kendi dünyalarına sıkışıp kalmışlar, çıkış yolu bulamamışlardır.
Hafızalarımızı fazla zorlamaya gerek yok. Daha dün gazetemizde yayınlanan haberde yeralan sanatçının durumunu daha önce de gündeme taşımıştık. Sadece o mu, ona benzer daha nice sanatkarlar mevcut, kendi halinde yaşam sürecini tamamlamak üzre gün sayan.
Yine gazetemizin sürekli okurları hatırlarlar, Yozgat'tan yetişmiş, Yozgat dışında kendisine yer edinmiş isimlerin, sanatçıların sanatlarını geliştirip, topladıkları takdiri, teveccühü ödüllerle taçlandırmalarına ilişkin haberleri.
Yozgat'ta sanatçı bir ''Hiç'' iken, Yozgat dışında Yozgatlı sanatçı bir ''Güç'' olarak karşımıza çıkmaktadır. Antalya'nın Alanya'nın, Bursa'nın, İzmir'in, Ankara'nın, İstanbul'un ve daha bir çok kentin mimarisinde, çevre düzenlemesinde söz sahibi olan isimlerden birisinin de ''Yozgatlı'' olduğunu biliyoruz.
Yozgat'ta eğitim ve öğretimini sürdüren ''Güzel Sanatlar ve Spor Meslek Lisesi'' de, sanata ve sanatçıya bakış açımızı ortaya koymaktadır. 2008-2009 eğitim yılında öğretime açılan bu okulu daha müstakil bir binaya kavuşturamadık, başka bir okulun bünyesinde eğitim, öğretim görüyor. Okulda eğitim görürken edindikleri bilgi ve becerilerle ortaya koydukları eserlere sadece bakıp geçiyoruz, destek verip, daha üst noktalara gelmelerine katkıda bulunmak aklımızın ucundan dahi geçmiyor.
İşte tüm bunlar, kentin görüntüsüne bir şekilde yansıyor. Hani diyoruz ya, ''Çarpık kentleşme, yapılaşma'' diye. İşte yakındığımız bu görüntülerin ortaya çıkmasına, sanatçılarımıza sahip çıkmayışımızdan, sanatçılarımızı devre dışı bırakmamızdan neden oluyor.
Söze, ''Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir'' diye başlamıştık, Ata'mızın veciz sözüyle...
Görülen o ki; bu sözden bizler yeterince ders çıkartamamışız. Sanatkarını, sanatçısını yok sayan toplulukların gelişmekte yaşadıkları sıkıntıların, sorunların neler olduğu konusunda yeterince incinmemişiz, kafa yormamışız.
''Geç mi kaldık'' dersiniz!..
Bana kalırsa geç sayılmaz...
Önemli olan yaşananlardan ders çıkartıp, geleceğimize yönelik planlarımızı daha iyi yapabilecek adımları atmaktır, yarınlara bırakmadan...
__________________________
Getirdikleri gibi gönderdiler!
Dün itibariyle görevinden resmen ayrılan teknik direktör Galip Gündoğdu'nun göreve gelmesini kimler sağladı?... ''Ligin 5'inci haftasında hem teknik direktör, hem de yönetim gider!'' diyenler.
Galip Gündoğdu'nun getirilmesi, daha doğrusu getiriliş şeklinin yanlış olduğunu daha önce yazmıştım. Bunu yazarken de, ''Başarı gelmiş olsa bile, başarının devamlılığına engel olunacak sıkıntıların ortaya çıkmasından endişe duyduğumu'' dile getirmiştim...
Öyle de oldu...
Galip Gündoğdu ve ekibinin görevden ayrılması gerektiği 5'inci haftadan itibaren dillendirilmeye başlandı. 2 yenilgi, 2 galibiyeti bulunan kırmızı siyahlı ekip, sahasında 2-0 galipken yediği iki golle 2-2'lik skorla ayrılmasının ardından ''Gitmeli'' denilmeye başlandığı gibi, gidince gelebilecek isim de dillendirilmeye başlandı.
Bunları o gün söylediklerimin doğru çıktığını, iddiamda ne kadar haklı olduğumu ifade etmek için yazmıyorum, gündeme getirmiyorum. Aksine, her zaman söylediğim gibi ''Yanılan'' olmayı isterdim. Suçlu aramak niyetinde de değilim. Tek derdim, kapanan bir devrin ardından, ilerleyen haftalarda da yeni bir devrin kapanmasına neden olacak adımlardan kaçınılmasına katkı vermektir.
Dün dünde kalmıştır...
Bugün, dünden edinilen tecrübelerle hareket edip, geleceğe yönelik daha olumlu bakma zamanıdır. Teknik heyet konusunda atılacak yanlış bir adım daha Yimpaş Yozgatspor'un geleceğini de olumsuz etkileyecektir.
Açık ve net söylüyorum; Yimpaş Yozgatspor yönetimi, yeni bir teknik heyet tercihini yaparken, daha önce Yozgat'ta görev yapıp, bir şekilde sorunlu olarak ayrılan isimlerden uzak durmalıdır. Bunların hiçbirisinden hayır gelmez. Dün başarılı olmuşlarsa bile , dünde kalmıştır. Dün bugün değildir.
Biliyorum ki; çok sayıda teknik adam göreve talip. Görevlendirilmenin yapılabilmesi için de, daha doğrusu teknik heyet konusunda yönetimin tercihinin kendisinden yana olmasını isteyenlerin devreye akla gelmedik isimleri soktuklarını da tahmin edebiliyorum. TBMM Baştanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ başta olmak üzere diğer vekillere, ilgililere ulaşanlar bile vardır, aracılık yapmaları için. Bunlar arasından yönetime telefon edip, ''Bu adam bizim adamımız, iyi çocuktur'' diyenler de çıkacaktır.
Ama yönetim tüm bunları bir kenara bırakıp, kendi kararını kendisi doğru bir şekilde vermek durumundadır.
Yok eğer, dün olduğu gibi bugün de birilerinin tavsiyeleri, önerileri doğrultusunda teknik adam tercihi yapılırsa, o zaman fazla değil, bir iki hafta sonra yine aynı sorun ile karşı karşıya kalınır, sorun çıkar.
Yönetim, teknik adam tercihi konusunda yeterli bilgi sahibi olmayabilir. Ama bu konuda bilgi sahibi olan insanlar vardır, gerek Yozgat'ta gerekse Yozgat dışında. Bu isimlerle irtibata geçilip, gerekli görüşmeler, fikirler alınmadan önce, ''Hedef'' ortaya konmalıdır. İrtibata geçilip, önerileri alınacak isme, ''Bizim hedefimiz bu, bu hedefe ulaşabilmemiz için katkı sağlayacak teknik adam kimler olabilir?'' sorusu yöneltilmelidir.
Alınan isimler masaya yatırılıp, bir sıralamaya konduktan sonra, görüşmelere başlanılıp, sorun kısa sürede giderilerek, yeni teknik adamın takımın başına getirilmesi sağlanmalıdır.
Geçmişte yapılan bir başka hatadan daha bahsetmekte yarar var. Göreve getirilecek olan teknik direktörle ilgili futbolcuların görüşlerinin alınması da başka bir yanlıştır. Zira, getireceğiniz teknik adama karşı futbolcuyu peşin hükümlü kılarsınız. Gelecek teknik heyeti önerenler ''Hocanın adamı'' konumuna gelir, diğerleri ''İstenmeyen adam'' olarak lanse edilir. Bu durumda takıma ciddi oranda zarar verir, sakıncaları geçmiş dönemlerde birebir yaşanmış görülmüştür.
Sonuç olarak yönetimin işi zor, Allah kolaylık versin...