Malzemeleri:
100 gram az yağlı kıyma, 2 orta boy yeşil sivri biber, 2 büyük domates, (Tercihe göre salça da kullanılabilir) 1 adet orta boy kuru soğan, 3-4 kaşık zeytinyağı, yeteri kadar bayat ekmek ve yine yeteri kadar tuz, karabiber ve pul biber.
Yapılışı:
Bir tencereye kıyma, yağ, incecik doğranmış soğan ile biber konur. Kısık ateşte kıyma suyunu çekene kadar kavrulur. Üzerine kuşbaşı doğranmış domateslerin katılmasıyla pişirme işlemine devam edilir. Taa ki domatesler iyice eriyinceye kadar.
Sonra 1 yemek kaşığı tuz ilave edilip, tencere bir güzel karıştırılıp ağzı kapalı olarak 10 dakika kadar pişirilmeye bırakılır.
Bütün veya küp küp doğranıp kızartılan ekmekler servis tabağına konur. Tüm ekmek parçacıklarını örtecek şekilde tenceredeki karışım kepçe yardımıyla dökülür. Mmm…
Son olarak karabiber, pul biber eklenerek afiyetle yenir.
Arzu eden üzerine sarımsaklı yoğurt da dökebilir. Hatta sıralamayı şöyle de yapabiliriz; önce kızarmış ekmeği, sonrasında ince dilimlenmiş peyniri, en son kıymalı karışımı tabağınıza koyup yiyebilirsiniz.
Afiyet olsun.
CINCIK
Cadde ve sokaklar tertemiz olduğu zaman kimi “Cıncık gibi, cıncık!”, kimi “Ayna gibi parlıyor!”, kimi de “Kaymak gibi, bal dök, ye!” diyor.
DAĞLARIN EKMEĞİ
Eski dönemlerden beri, insan beslenmesinde oldukça önemli bir yere sahip olan kestaneye Halk dilinde “Fakirin ekmeği”, “Dağların ekmeği” diye söyleniliyor. (Eskiden mektupların sonunda kestane kebap acele cevap yazılırdı. Devamı da yemesi sevap şeklindeydi.) Bir “sonbahar meyvesi” olan kestanenin hasadı, bu aylarda yapılıyor.