Kamuoyuna "rüşvet" ve "yolsuzluk" kılıfıyla sunulan operasyonun kısa ve orta vadeli hedefinin, genellikle demokrasilerin kesintiye uğradığı ve ekonomik krizlerin yaşandığı süreçlerde örneklerine rastlanan "Teknokratlar Hükümeti oluşturmak" olduğu öğrenildi. Teknokratlar hükümetinin başbakanının bile hazır olduğu belirtiliyor.
         Bu noktada medya yeniden devreye girerek, "krizden çıkış reçetesi" olarak "partiler üstü milli mutabakat hükümeti" formülü sunulacaktı. Muhalefet partilerine, "Ülke elden gidiyor" çağrıları yapılarak, olası hükümet senaryolarında yer almaları istenecekti. Böylece kamuoyunda, "Teknokratlar Hükümeti" tartışması başlatılacaktı. Yeni hükümetin güvenoyu almasının sağlanması için AK Partili bazı vekillere yakın markaj uygulanıp, "bakanlık" rüşvetiyle partilerinden istifa etmeleri istenecekti.
Şubat kıyamet planıyla yerle bir olan ekonomi ise tıpkı 12 Mart 1971 muhtırasından sonra Nihat Erim'in Başbakanlığı'nda kurulan hükümette ve DSP-ANAP-MHP koalisyon hükümetinde olduğu gibi, ABD'den gelerek kabineye dışarıdan katılacak "kurtarıcı bakan" formülüyle dizayn edilecekti.
Teknokratlar Hükümeti'nin güvenoyu almasından sonra, 2014 sonbaharı için erken seçim kararı alınacaktı. Böylece Türkiye, 30 Mart yerel seçimleri ve ağustostaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, son derece gergin bir atmosferde girecekti. Paralel yapının hesaplarına göre bu gelişmelerin ardından Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkışı zora girecek ve AK Parti dağılarak küçülecekti.
Paralel yapının planları tutsaydı, başta Halk bank olmak üzere Türkiye'nin elinde kalan devlet bankaları özelleştirme ya da halka arz yöntemiyle, sessiz sedasız yabancı fonların kontrolüne geçecekti. Kuzey Irak yönetimiyle petrol ve doğalgaz konularında sürdürülen çalışmalar askıya alınacak, İran ile köprüler atılacak ve Türkiye içe döneceği için Suriye ile ilgili tüm tezlerinden vazgeçecekti. Bu arada, Kıbrıs çevresindeki doğalgaz parselleri üzerindeki Türkiye iddiası da Defakto girişimlerle ortadan kalkacaktı.
Çok ayaklı planlama ile harekete geçen paralel yapı, 25 Aralık tarihinde kalkıştığı ikinci dalga operasyonda başarıya ulaşsaydı, çapı giderek büyüyen bir dizi operasyon da peşinden gelecekti. "İtibarsızlaştırma" algısı üzerinden devreye sokulan plan uyarınca, paralel yapının elemanları tarafından üretilen bazı ses kayıtları ile belgeler de aynı süreçte, internet üzerinden servise konularak, tahribat artırılacaktı.
Ekonomik dengeleri altüst edecek girişimler sürerken, paralel medyada "yolsuzluk" ve "rüşvet" haberleri körüklenerek hükümet üzerindeki baskılar yoğunlaştırılacaktı. Bu süreçte, 12 Haziran seçimlerinde AK Parti'ye sızmayı başarmış az sayıda vekilin toplu istifası sağlanarak, "Hükümet dağılıyor" görüntüsü verilecekti.
Provokatörlerin sahneye çıkmasıyla birlikte 'Gezi' benzeri olayların fitili ateşlenecek ve metropollerden başlayarak ülke geneline yayılması sağlanacaktı. Ülke kaosa sürükleniyor algısı yaratılacaktı.
Derin yapılanmanın planına göre hükümet baskılara dayanamayıp istifa edecekti. Teknokratlar Hükümeti 2014 sonbaharına kadar yönetecekti. Teknokratlar hükümetinin kurulmasıyla birlikte paralel yapının tasfiye edilen emniyet, yargı ve bürokrasideki kadroları terfi ettirilerek görevlerine dönecekti.
Türkiye siyaseti kesinlikle bir tehdit altında. Her türlü enstrüman kullanılıyor. Türkiye'nin 2014 yılı içerisinde ülke olarak ödemesi gereken borç miktarı 200 milyar dolar. Buna özel sektör ve devlet borçları hepsi dahil. 50-60 milyar dolar da cari açık var. Bu şu demek: Türkiye'nin bir yıl içerisinde 250 milyar dolar civarında bir kaynak bulması lazım! Türkiye'nin kredibilitesini düşürerek, zayıflatarak bir ekonomik açmaza sürüklemek istiyorlar. Öyle bir ekonomik istikrarsızlık olursa piyasalardaki dalgalanmanın üretimi azaltıp, işsizliğe sebebiyet verebileceği ve zamlara yol açabileceği varsayılıyor. Böyle bir tablonun da seçmen eğilimlerini olumsuz etkileyeceği düşünülüyor. Yani  tezgâh büyük.
(05.02. 2014—Anahaber- Yorum:
Haber Sitesi- Darbe fark edilince paralel
yapının planı suya düştü)