Yazı başka, kışı başka, baharları bir başka güzel olan turizmin başkenti Antalya’dayız epeydir.
Yağmurun ardından çıkan Güneşin muhteşemliği bambaşka oluyor. Onu görüp hissetmek apayrı bir duygu. Islanan yaprakların arasından portakal, turunç, mandalina ve limon ışıl ışıl kendini gösteriyor. Bir ağacın dalları arasında asılı duran tepsi gözümüze çarpıyor. Tepsinin üzerinde bırakılan ekmek parçacıkları ıslanan yağmurla kuşlara mükellef sofra oluyor.
Topluca yenen yiyeceklerin ardından aynı hızla gökyüzüne doğru kanat çırpıyor kuşlar. Tepsi sallanmış sallanmamış umurları olmuyor. Onlar kursaklarına yiyecek gönderme çabası içindeler. Kim ya da kimler düşünmüşse bu bize iyi bir fikir gibi görünüyor. Yapılan bu ikramdan kuşların mutluluğu da kanat çırpışlarından belli oluyor.
***
Omca yaprağı büyüklüğündeki ebegümeci bitkisinin yapraklarıyla yapılan sarma tarifini yapıp yiyenlerden öğrendik. Hem de bir çırpıda anlattılar. “Sakın yaprakları haşlamayın. Yoksa erir gider. Sadece sıcak suyun içine daldırın, kaldırın.” dediler. “İç harcı ise tıpkı yaprak sarması iç harcı gibi hazırlanıyor” diye de eklediler.
***
Bir yerde rengarenk eşofman takımları satıldığını gördük. Bu giysilerin çok farklı bir yapısı, dokusu vardı. Görünce beğendik, albenisi vardı. Sorduk, “Kadın için mi erkek için mi bunlar?” diye. Aldığımız cevap ilginç olduğu kadar akıllıca ve politikti : “Kadını erkeği yok, üşüyen alıp giyiyor.” Bu cevap sonrasında almayı uygun gördük. İyi ki de almışız dedik, üşüyen giyiyor.
***
Uzun zamandır görmediği bir genci gören kadın hal hatır girizgahından sonra gence, “Geçenlerde aldığın yavru bir kedi vardı, ona ne oldu? Senin kadar oldu mu bari?” diye bir soru soruverdi. Günümüzde böylesi muhabbetler de oluyor diyelim.
***
Binilen otobüsün düğmesine basıldığında kırmızı yanan “Duracak” yazısının yanmasıyla birlikte, her seferinde Lambada filminin meşhur müziğinin çalması, eş zamanlı olarak kocaman büyük harflerle “İnişler arka kapıda” yazısının kırmızı harflerle ekranda görünmesi, yolculuğu sevimli hale getiriyor.
***
Unutmadan, Antalya’ya gelindiğinde Tünek Tepe’ye çıkıp, şehri panoramik olarak seyretmeden, Çakırlar’da köy kahvaltısı yapmadan, oradaki köşklerde çay keyfi yapmadan sakın dönmeyin derim.
***
Hepsi bir yana da, ilk kez oynadığım bowling oyununu ailemle beraber oynamış olmamın keyfi de bambaşkaydı.