Herkesin birbirine tuhaf baktığı şu günlerde iyi niyetli olmak ve iyi niyetli olduğunu karşıdaki kişiye anlatabilmek çok zor ve insanlarla diyalog kurmak günümüzde git gide zorlaşıyor.
Çünkü insanlar birbirlerine yaklaşırken karşıdaki kişinin nasıl tepki vereceğini bilmeden, her an ters bir şey olacakmış gibi yaklaşıyor. Karşıdaki kişiden bir zarar geleceğine inanarak temkinli davranıyorlar. Buda bizi millet olarak güvensizliğe ve samimiyetsizliğe sürüklüyor. Eğer muhatap aldığımız kişiye şüphe ile yaklaşırsak o kişiyi ta en başından anlamayız. Biz insanlar öyle bir hale gelmişiz ki artık karşıda ki, kişi doğru söylese bile eğri anlıyoruz . Söylenen sözün ardında başka başka manalar çıkarıyoruz.
Oysa zihnimizi yorup, söylenen sözler hakkında kendi kafamızda yorumlar yapıp yanlış düşüncelere kapılmaktansa; konuya dair idrak edemediğimiz noktaları karşıdaki kişiye sorsak, yaklaşımlarımızı iyi niyetle yapsak, önce anlayıp, tartıp, düşünüp sonra yargılasak belki de hiç sorun yaşamayız insanlarla. Belki büyütülecek bir şey olmadığını en baştan görüp ona göre davranırız. Böylece insanlar birbirine samimice yaklaştığı için diyaloglar da daha sıcak olur.
Aslına bakıldığında kendimize sormamız gereken bir soru var oda şu; biz bu duruma nasıl geldik insanlar birbirlerine karşı sonsuz hoşgörü ve güvenle yaklaşırken ne oldu da bu duruma geldik? millet olarak. Ve ne değişti ki, dünden bu güne birbirimize karşı tahammülsüz hale geldik?. Düşünsenize önceden insanlar evinin kapısını sonuna kadar acarmış, kim gelirse gelsin bir kötülük düşünülmezmiş. Çünkü gelen kişinin de evinin kapıları açık. Şimdi ise tam tersi yaşanıyor bu durumun evlerin kapıları kat kat kilitlenmiş durumda, öyle herkese de açılmıyor o kapı.
Tabii önce kendinizi sorgulayıp iyi bir muhasebe yapmamız gerek içimizde. Neden böyle oldu? Diye. Yani işe kendimizden başlayıp sonra etraftakileri irdelememiz ve yargılamamız gerek. Anlamadan, düşünce ve tavırlara saldırmak yerine ortada bir sorun varsa, sorunun köküne inmek ve kaynağına varmak için çaba sarf etmeliyiz. Sorunu kaynaklandığı yerden çözümlemeliyiz, ama herhangi bir sorun yoksa da insanların birbirlerini yanlış anlamasını gerektirecek bir durum yok demektir.
Hoşgörünün olduğu bir yerde de sorun olmaz zaten, çünkü insanlar karşıdakine iyi bakarsa karşıdaki kişi de onlara iyi bakar böylelikle karşılıklı huzur ve güven ortamı oluşur kendiliğinden, ne de olsa insan insanın aynasıdır derler, karşıdakine iyi bakan iyi şeyler görür. Ve bu durum topluma yayılırsa bozulan düzen yeniden düzelmeye başlar.
Belki bunu yaparken zorluklarla karşılaşılabilir ama önemli olan zorlukları yenmek ve zor olanı başarmaktır. Bizler, insan olarak yaşadığımız toplumun düzenini korumak adına elimizden geleni yaparsak bir şeyler kendiliğinden düzelecektir zaten. Ne ekersen onu biçersin, ata sözünden de anlaşılacağı üzere hayatta hiçbir şey karşılıksız kalmaz. Mutlaka verilen emeğin karşılığı alınır.
Biz iyilik ekelim iyilik biçeriz İnşallah. İyiliğin, dürüstlüğün, kardeşliğin ve hoşgörünün hakim olduğu insanların birbirlerine kucak açtığı ve ön yargısız yaklaştığı bir ortam dileğiyle ….