Kazma, kürek, sopa, tırpan, taşıyla,
Karar verdi Nene Hatun bir başıyla,
Ermeniye, Rusa, gözü dönmüş düşmana,
Karşı çıktı Nene Hatun gelin başıyla.
Osmanlı Rus savaşı çıkıverdi ülkede,
Aziziye Tabyasının savundu tüm gücüyle,
Küçük yaşta oğlu kızı bırakıldı yalnızca,
Nene Hatun tarihlere yazıldı bölyece.
Daha yirmi yaşında taptaze bir gelindi,
Moskof Aziziye Tabyasını ele geçirdi,
Erzurum halkı duydu, herkes fırladı çıktı,
İçlerinde Nene Hatun en genç bir gelindi.
Kocası, ağabeyi gitmişlerdi cepheye,
İkisi de şehit olmuşlardı cennet ülkeye,
Üç aylık bebeğini eyledi Allah’a emanet,
“Nene Hatun kurbandır, bu can olsun hediye.”
Aziziye Tabyası bin şehitle alındı,
İçlerinde Nene Hatun da yaralandı,
Aldırmadı yarasına, düşünmedi bebeğini,
Nene Hatun hemşire oldu, sardı sarmaladı.
Düşman gidinceye kadar, gitmedi evine,
Mazhar oldu Erzurum halkının sevgisine,
Vatan minnettardır, öksüz değidir asla,
Ecnebi hayrandı, Nene Hatun hizmetine.
Bir asalet yaşadı, Nene Hatun ve halkı,
Elindeki baltaydı; yıldırdı topu, tankı,
Bir ecnebi subaya cevabı top gibiydi,
Aynı heyecanla dünyaya veriyordu yankı.
(Eğitimci Şair
Yazar EKREM GÜRER)
EFSANE AZİZ AĞA
On sekiz yaşlarında uğradı haksızlığa,
Terkettirdi köyünü zâlim Hüseyin Ağa,
Bırakmadı peşini Erzincan ilinde de,
Yedi köye hükmeden bir zâlim İbiş Ağa.
Çok insan ağalardan eziyet çekiyordu,
Yeter diyordu Aziz, kırata biniyordu,
Zalim İbiş Ağayı Palangada yakalar,
Tek kurşunla, İbiş’e hesabı kesiyordu.
Yıl bin dokuz yüz on beş veyahut on altıydı,
Ermeni çeteleri her evde, kapıdaydı,
Pastırmacıyan adlı tanıdık bir ermeni,
Rus-ermeni çetelerinin de başındaydı.
Kafkasya, Erzurum’u işgal etmişti düşman,
Hele Pastırmacıyan hiç vermiyordu aman,
Erzurum heyeti de sığındı Erzincan’a,
Doğunun sınırtaşı olmuştu darma duman.
Düşman azgın yaratık gibi saldırıyordu,
Çocuk, yaşlı, kadınlar... asla aldırmıyordu,
Vahşetin her türlüsü icra ediliyordu,
Doğmamış çocuklar bile yok ediliyordu.
Onlar için, sadece birer kurbandı Türkler,
Başladı hemen yurtlarından topluca terkler,
Ancak biri vardı ki kurtulan yoktu ondan,
Topluca katledildi anneler ve bebekler.
Cihan duydu olanı, Aziz Ağa duymaz mı?
Duyar duymaz fırladı, bu cihada uymaz mı?
Bir kıratı vardı, şimşekten hızlı mı hızlı,
Kırata bile Allah’ın yardımı olmaz mı?
Fırladı kıratıyla Aziz, düşman içine,
Tek kurşunu gönderdi Karakin’in içine,
Nankör Pastırmacıyan cehennemi boyladı,
Mezarını kazdırttı, karargâhın içine.
Bir kişi bir de kırat, görünmez oldu çıktı,
Düşman çetesi şaşkın, rast gele kurşun sıktı,
Sadece kıratıyla yetti düşmana Aziz,
Dağıldı ermeni çete, Erzurum’dan çıktı..
Boş durmadı ermeni, intikam almak için,
Bizans oyunlarına başvurdu Aziz için,
Tetikçiyle başladı Aziz’i öldürmeye,
Tetikçi de haklandı, başka plânlar seçin.
Ermenide kurşun çok, işkence, oyun pek çok,
Bu çokların yanında insanlık yok, imân yok,
‘Aziz Ağa sayesinde tehlike atlattık.’ Dedi
Atatürk; Azizler çok, çok yaşasın çok!
(Eğitimci Şair Yazar EKREM GÜRER)