Allah (c.c.), Kuran-ı Kerim’de Peygamberimiz (sav)’e "Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerindesin" (Kalem Suresi, 4) buyurmuştur. Resul-ü Ekrem (sav) bir hadisinde, "Ben ancak ahlak faziletlerini tamamlamak için gönderildim" (Beyhaki) diyerek, yaşantısının, her müminin uygulaması gereken örneklerle dolu olduğunu bildirmiştir.
Kendisine peygamberlik gelmeden önce de güzel ahlakın en güzel örneklerini sergileyen Resulullah Efendimiz (sav), İslam dinini insanlığa anlatırken de seçkin kişiliği ve güzel ahlakı ile bütün insanlığa örnek olmuştur.
Aradan geçen on dört yüzyılda insanlık O’nun ortaya koyduğu güzel ahlak ilkelerini yakalamaya çalışmıştır. Peygamberimiz (sav)’in hanımı Hz. Ayşe, Resulullah'ın (sav) güzel ahlakını şöyle anlatıyor: "Çirkin söz söylemezdi. Haya, terbiye ve nezakete aykırı bir davranışta bulunmazdı. Çarşı ve pazarda yüksek sesle konuşup gürültü çıkarmazdı. Kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Affeder bağışlardı." 
Hz. Ayşe’nin Peygamberimiz (sav)’in ahlakı ile ilgili bir soru üzerine verdiği cevap, O’nun yaşantısının, Kuran ahlakının hayata geçirilmiş şekli olduğunu göstermektedir :  "Ey müminlerin annesi Peygamberin ahlakı nasıldı?" Cevap verdi: "Resulullah’ın ahlakı... Mü’minun suresini okuyabiliyor musun? Bu sureyi onuncu ayetine kadar oku! İşte Allah’ın Resulü’nün ahlakı böyle idi" dedi. (Buhari)
Resulullah "En hayırlınız, ahlakça en güzel olanınızdır" diyerek bunun her mümin için ulaşılması gereken bir hedef olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, mümin nefsindeki tüm kötülüklerden sakınıp bu ahlaka ulaşmak için çaba harcamalıdır. Su, buzu erittiği gibi güzel ahlak da günahları eritir; sirke balı bozduğu gibi kötü ahlak da ameli bozar. 
Benim Katımda en sevimliniz, ahlakça en güzel olanınız ve etrafındakilerle hoş geçineninizdir ki, onlar herkesi sever ve herkeste onları sever. Benim Katımda en sevimsiziniz dedikodu yapan, dostların arasını açan ve tertemiz kimselerde kusur arayanlardır. (Bezzar)  Allah Katında kötü ahlaktan daha büyük bir günah yoktur. Çünkü kötü ahlak sahibi, bir günahtan çıkmadan diğerine düşer. 
Bir mümin güzel ahlakıyla gece ibadet eden, gündüz oruç tutan kimselerin seviyesine yetişir. Kıyamet günü mizana konan iyiliklerin en ağırı takva ve güzel ahlaktır. (Ebu Davud). Resulullah Efendimiz ( s.a.v.), namaza başlamadan şu duayı ederdi: “Allah’ım bana güzel ahlak ihsan eyle, zira senden başka kimse güzel ahlak ihsan edemez. Allah’ım beni kötü huylardan koru ve uzaklaştır.” (Müslim)
Peygamberimizin ahlâkının en önemli özelliği, Allah vergisi oluşudur. O bütün güzel vasıfları, çalışıp, emek verip, bir çaba sonucu kazanmış değildir. Onun ahlâkı Allah tarafından ihsan edilmiş, ikram edilmiştir. Yüce Allah onu insanların örnek alacağı kusursuz, eksiksiz ve seçkin bir şekilde yaratmıştır.
Peygamberimizin ahlâkının en belirgin özelliklerinden birisi de, insan yaratılışında var olan birbirine zıt ve ters huyları en mükemmel şekilde bağdaştırıp, bütün duyguların ideal noktasını bulmasıdır. Hiçbir şekilde aşırılığa kaçmadan, orta yola, doğruya ulaşmasıdır.
O her zaman muhtaçlara yardım eder; zayıfları korur; tatlı sözlü, güler yüzlü bulunur; izzet ve vakarını muhafaza eder; tevazu ve hoşgörüsünü hiç kimseden esirgemezdi. Güneş nasıl ki, Allah'a inananın da, inanmayanın da üzerine doğarsa, Peygamberimizin dünyayı kaplayan şefkati de küçük-büyük, genç ihtiyar, müslim-gayr-i müslim herkese aynı şekilde yayılırdı. O güvenilen bir Peygamberdi, hiç yalan söylediği görülmedi. Emin’di, Muhammedül Emin olarak tanındı ve ashabı tarafından çok sevildi. Bizim de örnek alacağımız yüce bir şahsiyetti.