İnsanlık tarihinin en eski ve en büyük milletlerinden birisi olan Türk Milleti çağlar boyu kültürü ve yaşantısıyla insanlığa örnek olmuş bir millettir. İmparatorluklar, medeniyetler kurmuş, destanlar yazmış, güzel ve örnek ahlakı ile insanlık dersi vermiş, ahlakta medeniyette, sosyal yaşantı da parmakla gösterilir hale gelmiştir. Ortaçağın karanlık dünyasını aydınlatan Türk Milletidir. İnsanlık tarihi geleceğini Türk Mlletine borçludur. Bu seçkin millet İslamiyetle şereflenmiş, Türk -İslam kültürü olarak asırlar boyu örnek ve muhteşem bir hayat sürdürmüştür.
Türk Milli Eğitiminin gelişimi ve geleceği konusundaki düşüncelerimizi ifade edelim. Malesef, Türk Milleti kendisi için değil, hep insanlık tarihi için, başkaların mutlulğu için yaşamış ve insanlığın kurtuluşunu hedeflemiştir. Hayatı kazanmaktan çok ahiret duyugusunu kazanmayı amaçlamıştır. Malesef dememizin nedeni şu ki, birileri bu kutlu gelişim ve bu kutlu sevdayı kendi aleyhimize çevirerek Türk Milletini istilacı bir millet olarak yargılamayı hedeflemişlerdir. Oysa Türk -İslam kültürü dünü, bugünü ve yarını ile insanlığın huzur ve refahını amaçlayan bir kültür olarak varlığını devam ettirmektedir. Doğusun da, batısını da, Amerikalısının, İngilizin, Çinin de bu kutlu çağrıya ve bu kutlu kültüre ihtiyacı vardır. İnsanoğlu ya iyiyi, güzeli, doğru olanı amaçlayacak ya da kendi elleriyle hazırladığı yok oluşun fitilini çekecektir. Düştüğü bataklık ahlaksızlık bataklığıdır. Bu bataklıktan Türk-İslam kültürüne tutunmasıyla kurtulacaktır.
Böylesine zengin bir kültüre sahip olan Türk Milletinin geçmişinden birileri örnek alıp eğitim modellerini geliştiriken, biz "Avrupa Terinine bindik inmeyiz" türküsünü çağırıyoruz. Eğitim modellerini batıdan alıp her on sene de bir değiştirererk eğitim masasını adeta oyun tahtasına çevirmişiz. Bu kadar oynadığımız eğitim sisteminden bir şeyler beklemek hayal olur. Ne yazık ki, bugün istenilen gelişimi yakalayamamışız. İlk okuldan üniversiteye eğitim yuvalarımızı siyasi hizipleşmeden kurtaramamışız. Bu nedenle de eğitimin kalitesini bir türlü yükseltememişiz. Zaman zaman gittiğimiz yolun yanlışlığını fark edip çark edişlerimiz olmuş acak, bu kısa süreli dönüşlerde de ciddi netice alamamışız.
Burada şunu ifade etmek istiyorum, eğitim politikalarımızı Avrupa'ya -Batıya uyarlayacağız diye yıllarca taklide yönelik sistemlerle yanıltılmışız. Milli bir eğitim politikası uygulayamamışız. Bu sonuç eğitimde bizim yüzümüzü güldürmemiş, ilerlememizi de engellemiştir.
Eğitimle amaçladığımız; ahlaki değerlerle bezenmiş, insanlığa hizmet etmek üzere yetişmiş, gelişimi ve çağın teknoljisini yakalamış bir nesil olma özelliğini kazandıramamışsak, bunun sorumlulğu hepimize aittir. Ahlaki çöküntüler ard arda gelmeye başlamış huzur ve güven ortamı bozulmuş, devlete, millete, vatanına, bayrağına sahip çıkma düşünceleri tahribe uğramıştır. Medeniyet ve gelişim adına atılan hamase nutuklar hep sözde kalıvermiştir. Bugün itibariyle Türk Milli Eğitimi istenilen o gelişimi, o medeniyeti ve o teknolojiyi yakalamaktan çok uzaktır. Siyasi otoritenen düşünüp ders çıkarması ve tedbir alması gerekir diyoruz.
Türk -İslam kültürünü çağlara, asırlara taşımaktan söz ettik. Hayali dağların ardında ve devler ülkesinde hayali medeniyetler arayan, kafasını ve beyinlerini ipotek altına almalarına izin veren batı hayranlarına ve Türk İslam Kültürü düşmanlarına el-insaf demekten başaka çara bulamıyoruz. Dostlarımızın tabiri ile: "Titre ve kendine dön!.." demek için zamanımız var mı aceba?..Türk İslam kültürü sadece bizim için değil, dünya insanlığı için bir kurtuluş reçetesidir.
Eğitimde bir hedefimiz olmalı, eğitimde araç gereçleri çağın modern sistemine göre ayarlamalıyız. Üniversitelerimiz araştırma ve geliştirme modelleriyle dünyaya örnek bir sistem sunmalı. Başta aile düzeni olmak üzere aile, okul, öğretmen ve çevere modellerimiz geliştirilmeli. Bilgilendirilmiş eğitimle sürekli bir gelişim içinde olmalıyız. Kadın, erkek, kız-oğlan, genç-ihtiyar, saglam engelli denilmeden eğitim herkese eşit ve adil olarak ulaştırılmalı. Ahlaki değerlerle bezenmiş, insanlığa umut olmuş, huzur ve güveni kazanmaya aday , iki cihanı aydınlatan bir model olmak zorundayız. Ahlaksız bir eğitimi eğitim modeli olarak benimseyemeyiz.
Eğtimin temelini okuma alışkanlığı oluşturur. Bu anlamda devam eden okuma alışkanlığını topluma kazandırma ve okuma seferberliğene dönüştürme poliitikasına destek olmamız gekekiyor. Okulda, otobüste, evde, tarlada, kıraathanede velhasıl her yerde kitap okuma alışkanlığı verilmeli ve toplum bu seferberliğe sahip çıkmalıdır. Eğitime sevdalı, kitaba dost nesiller yetiştirmek zornudayız.
Bugün itibariyle bu amaçları hedeflemeyen bir eğitim sistemimiz var mı? Eğitimde hedeflerimiz, amaçlarımız var mı? Bu hedefleri ve amaçlara ne kadar ulaşabildik diye sorgulayanımız var mı? Aile , okul çevre faktörlerini kontrol altına alıp bunları yönlendiren kurumlarımız var mı? Bu soruları eğitim adına sorup cvaplar hazırlamılyız. Aileyi, öğretmeni, çevreyi, eğitim kurumların masaya yatırıp bunların sonuçlarını almak ve başarısızlığın hesabını da sormak zorundayız. Kimse sorumlulktan kaçamaz ve geleceğin nesillerini başıbozuk bırakamaz.
Türk Milli Eğitimi kendine has bir model geliştirmelidir. Tarihi gelişime uygun bir model...Bu model dünya eğitimine de örneklik teşkil edecektir. Gelişmiş ülkeler sizin eğitim modellerini irdeliyip faydalanırken siz geçmişinizi yargılıyorsunuz, yazık...İyi bir eğitim sistemi ile gelecekte söz sahibi olmanız mümkündür. Bugün yediden yetmişe tüm Türk ulusu eğitim modeli ve örnek hayat felesefesi ile dünya insanlığına saadet ve mutululuk reçetesini sunmayı amaçlamalıdır. Eğitmde sorgulayacağımız çok şey var galiba...Ne dersiniz?...