Geçtiğimiz Cuma günü MHP’de muhaliflerin kongre talebi için mahkemeye yapmış olduğu başvuru sonuçlandı.
Herkesin malumu olduğu üzere, mahkeme kurultayın toplanması yönünde bir karar verdi.
Şimdi ben kurultay tartışması yapmak niyetiyle bir yazı yazmış değilim.
Bu konuyla alakalı söylemek istediklerim farklı şeyler.
Elbette ki Türkiye’yi yönetme iddiasında olan büyük ve köklü partilerin kurultay süreçleri, yönetim kademelerinde yaptığı değişiklikler veya politikacı transferlerini her siyasi parti takip eder, etmek zorundadır.
Buna göre mevzi alır, politika üretir, strateji geliştirir.
Bu konuda da şüphesiz ki AK Parti bir numaradır.
Yeri gelir Tuğrul Türkeş’i transfer eder, yeri gelir Yalçın Topçu’ya koltuk verir, yeri gelir farklı bir partiye operasyon yapabilir BBP’de ki Serkan Tüzün olayı gibi…
Asıl konumuz MHP’nin kongre sürecini AK Parti’nin parti kademesiyle kalmayıp, topyekûn tüm fertleriyle takibe alması.
AK Parti sempatisi taşıyanların MHP’de ki olası değişikliğe karşı gösterdiği reaksiyon.
Benim ilginç karşıladığım ve beni derin düşünceye sevk eden konu bu.
Meseleyi esasen tam çözüp-kavrayabilmiş değilim.
Yozgat’ta ki AK Partililer dahi neden Bahçeli’yi bu kadar koruma ve kollama gereksinimi hissediyor ?
Hatırlıyorum da geçmişte MHP liderine küfür, hakaret ve özel hayatından dolayı alaya almaya kadar birçok kusur ve ayıpta bulunmuş kitle şimdi neden Bahçeli’yi koruma gereksinimi duyuyor?
Buradan şöyle bir sonuca varmayın, AK Partililer dahi Bahçeli’yi koruyup-kolluyor, Bahçeli gitmeli gibi bir sonuç çıkarma derdinde değilim.
Daha düne kadar Bahçeli’nin Cuma namazı kılmadığını, HDP’li hainler ile diyalog kurduğunu, MHP’yi ana çizgisinden çıkardığını iddia edenler neden bugün onun kudretli bir devlet adamı olduğunu söylüyor?
Şimdilik bu sorulara aciz kafam ile bir cevap bulabilmiş değilim.
Yalnız kestirebildiğim tek bir şey var, o da Türkiye’de iktidara gelebilecek alternatif parti MHP.
Yaklaşık 50 yıllık bir çınarın kongresi, lider değişikliği bu yüzden her kesimin dikkatini çekiyor ve gözler MHP’ye dikiliveriyor.
MHP, 50 yıllık birikimiyle, toplumun değer yargılarıyla çelişmeyen ve çatışmayan, milli kültür ve ahlaki değerler ile barışık bir siyasi parti olarak Türk seçmeninin yeniden gönlünü fethederek iktidar olabilecek bir parti.
Bundan dolayıdır ki MHP’nin şu bulanan suyunda herkes kendince bir balık avlama derdine düştü.
Görünen o ki MHP’deki kongre sürecinde daha birçok yeni gelişmelere dahi tanıklık edeceğiz.
Hiç beklemediğimiz yerlerden, beklemediğimiz isimlerden MHP’ye dair yorumlar, görüşler ve iddialar gelecek.
Tüm bunların hepsi de yukarıda belirttiğim gibi belirli merkezlerin MHP’ye karşı geliştirdiği politika, strateji ve plan doğrultusunda olacak.
Yerele kadar inen ve alakasız kesim ve isimlerin konuşma ve yorumlarını televizyon ekranlarında da göreceğiz ve dinleyeceğiz.
Son olarak ve özetle, MHP gibi bir siyasi partiyi birilerinin iddia ettiği gibi, ne AK Parti kontrol edebilir, ne de paralel yapı…
MHP zor günler yaşasa da veya dışarıdan bu tür müdahaleler denense de henüz o kadar güçsüz düştüğü kanaatinde değilim.
Unutmayın, MHP’ye 12 Eylül’de bitti dediler, SSCB dağıldı misyonunu tamamladı dediler, Başbuğ Türkeş vefat etti dağıldı dediler, 3 Kasım’da baraj altında kaldı eridi dediler, kaset operasyonu yapıldı çöktü dediler bilginize.
Selametle.