Dost denilen kelimenin anlamının unutulduğu, dost kavramının çıkar ile yer değiştirdiği bu günlerde Mevlana’dan bir dost hikayesini paylaşmayı uygun gördüm...
    Biz ne dostlar gördük demek için yaşım biraz genç ama eminim sizlerin hayatında böyle güzel dostluklar yer alıyordur...
    Eğer yoksa da zaten hayatınızda bir eksiklik var mutlaka gözden geçirilmesi gerekir diye de düşünüyorum...
    İşte Mevlana’nın düşündüren dostluk hikayesi; Genç adamın biri, dermiş babasına her gün; \"Benim de  dostlarım var, sendeki dost gibi...\" Baba itiraz eder, olmaz öyle çok dost. Hakikisi belki bir belki iki, fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki dostun...
    Devam eder durur konuşma... Aralarında başlar bir tartışma, karar verirler bir sınava, dostun hakikisini anlamaya...
    Bir akşam bir koyun keserler, ve koyalar çuvala... Baba der ki oğluna:
    - \"Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dost bildiklerine\" Çuvaldan kanlar damlamakta...
    Delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı...
    O dost bakar ki çuvala hem de kanlı bir çuval, kapar hızla kapıyı delikanlının suratına. Almaz içeri arkadaşını...
    Böylece tek tek dolaşır delikanlı, kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. Evlat geriye döner, ama içten yıkılır... Babasına dönerek:
    - \"Haklıymışsın baba\" der. Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana... Baba:
     - \"Hayır evlat, der. Benim bir dostum var bildiğim. Hadi çuvalı sırtla ve bir kere de ona git, selamımı söyle. Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından terler, çuvaldan kanlar damlar...
    Gider, baba dostuna, selam verir. Kabul görür sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye, bir çukur kazarlar birlikte, koyunu gömerler adam diye, üzerine de serpiştirirler toprak belli olmasın diye dikerler üzerine sarımsak...
    Genç adam gelir babasına;
    - \"Baba işte dost buymuş\" diye konuşunca, babası:
    - \"Daha erken, o belli olmaz daha, sen yarın git O\'na, çıkart bir kavga, atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona... İşte o zaman anlaşılacak dostun hakikisi... Sonra gel olanları anlat bana...
    Genç adam aynen yapar babasının dediğini, maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokat!..
    Der ki tokatı yiyen dost; \"Git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasına böyle iki tokada!..\"
    Dostun hakikisini anlatan güzel bir hikaye (Mevlana Hazretlerinden)
    DOST Dediğin; Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı... Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı...
    Dost Dediğin; Fanatik olmalı, bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli... Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, ve ağladığında seninle ağlamalı...
    Ama hepsinden çok, dost matematiksel olmalı; sevinci çarpmalı... üzüntüyü bölmeli, geçmişi çıkarmalı yarını toplamalı... Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı... Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
    Dost
    Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
    Sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı....
    Dayanılmaz oldugun zamanlarda bile Sana Dayanmalı.. Dost dediğin fanatik olmalı;\" Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.. Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli.. Ve ağladığında, seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok..\" Dost matematiksel olmalı.. Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı... Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı... Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı..