CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz Cuma günü, seçim sonuçlarıyla ilgili bir açıklama yapmıştı.
Sayın Erdoğan yaptığı bu açıklamada vatandaşların en çok ‘tevazu’ aradığını dile getirdi.
Hakikaten de ne kadar doğruydu.
Düşünsenize sivil bir yayaya süratli bir sürücü çarpma noktasına gelsin, aracından insin ve yayayı tokatlasın.
Akabinde yaya polisi çağırdığında, devletin polisi “Yahu bu AK Parti il yönetiminde ayrıca MÜSİAD Üyesi, istersen gel burada barış” diyerek vatandaşa teklifte bulunsun.
Komşu bir ilde, bir garip Yozgatlının birebir yaşadığı olay aynen böyledir.
Tevazuya gelene kadar akşam olur Sayın Cumhurbaşkanım…
ÇAY İÇMEYEN BELEDİYE BAŞKANI
Sayın Erdoğan aynı açıklamasının devamında vatandaşın kendisini ziyaret etmeyen belediye başkanlarından da dert yandığını söyledi.
Erdoğan konuşmasında “Vatandaş, ‘belediye başkanı benim dükkanıma gelip, bir çayımı içmedikten sonra, ben bu belediye başkanını ne yapayım’ diyor” ifadelerini kullandı.
Yozgat özelinde bu durumu değerlendirirsek, bizim başkanın bu açıdan hiçbir sorun ve sıkıntısı söz konusu değil.
Makam arabasına binmeyen, Yozgat’ın ara sokaklarından evine veya işine giden bir başkan var.
Mesai bittikten sonra Lise Caddesi ve Meydan Yeri’nde turlayan, her dükkana ‘selamın aleyküm’ diyen bir belediye başkanı var.
İlin şenlik veya etkinliklerinde eline mikrofon alıp, türkü söyleyen bir belediye başkanı var.
Yine makam şoförlerini kamyon ve iş makinelerinde görevlendirerek, bürokratına ve başkan yardımcılarına kendi arabasını kendi sürdüren bir belediye başkanına sahip Yozgat.
Makam aracını garajda bekleten, devletin resmi tören ve programlarında belediye plakası ve flamasıyla makam aracına binen, sıradan bir belediye başkanımız var.
AK Parti, önümüzdeki yerel seçimlerde, bu kriterleri daha çok göz önünde bulunduracaksa, Başkan Arslan bu açıdan beş on adım öndedir.
KÜÇÜK DAĞLARI YARATANLAR
Peki, Yozgat’ta Sayın Erdoğan’ın anlattığı gibi, ‘küçük dağları ben yarattım’ pozisyonunda olanlar yok mu?
Olmaz mı beyim!
Her yerde var onlar.
Adamlara meramınızı anlatamıyorsunuz.
Derdinizi dahi söyleyemiyorsunuz.
Nasılsa oturduğu koltuğu ona bir vekil veya, bakan verdi.
Yaptığı yanlış da olsa, işini yapmasa da onu eleştirmek, şikayet etmek, BİMER’e yazmak kimin haddine?
Bürokraside de varlar, siyasette de.
Yerel meclislerde de varlar, devletin işçi kadrosu içinde de.
Bunlar öyle bir noktadalar ki, vatandaşa Abdurrahim Karakoç’un ‘İsyanlı Sükut’ şiiri gibi yeni şiirler yazdırırlar.
O derece yani.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Etkinlikleriyle dikkatleri çeken Yozgatlı bisikletçileri.
*Bekçi olabilmek için başvuruda bulunan binlerce Yozgatlı genci.
*Yeni şiir kitabını okuyucuyla buluşturan Erdoğan Bektaş’ı.