Sadece Yozgat’ta mı küfür ediliyor, o konuda fazla bilgi sahibi değilim. Ancak, Star Tv’de yayınlanan polisiye dizi filmde, abartılı da olsa gerçek yaşamdan kesitler alınarak gerçekleştirilen çekimlerin yansımasında, sadece Yozgat’a özgü bir durum olmadığı gerçeğini söylememiz mümkündür.
Türkiye’nin her bölgesinde küfürlü konuşmaların bulunup, bulunmaması, Behzat Ç dizisinde çok fazla argo ve küfürün telafuz edilmesi, Yozgat’ta da sokak ortasında küfür yapılmasını mübah kılmaz.
Yozgat’ta sokaklarda küfürlü ve argo konuşmaların bulunduğunu belirtip, halkı, özellikle de gençleri ‘‘Potansiyel Suçlu!’’ ilan etmek de ne kadar doğru, onu bu konuyu polisiye tedbirlerle çözme fikrini ortaya atanlara sormak gerekir.
‘‘Küfür’’ ve ‘‘Argo’’ bir eğitim sorunudur. Eğitimle ilgili bir sorunu, ‘‘Yapılan uyarılar karşısında gençler saldırganlık yapabilir’’ mantığı ile polisiye tedbirlerle çözmeye kalkışmak, böyle bir talepte bulunmak, Yozgat’a Yozgat insanına vurulan en büyük darbe ve yafta olacaktır.
Özellikle genç neslin hem küfürbaz, hem de saldırgan olduğunu söylediğimiz zaman, işin ucunun eğitim sektöründe görev yapan idarecisinden, müstahdemine kadar herkesi suçlamak, suçlu ilan etmek yetmez, onların da aynı şekilde hem küfürbaz, hem de saldırgan bir yapıya sahip oldukları iddiası ortaya atılmış olunur ki; o durumda da eğitim sisteminin tamamen çöktüğünü söylemek, hakkısızlığını da yapmış oluruz.
Geçmiş yıllarda aynı konu yine gündeme taşınmıştı. Sokakta küfürlü konuşmanın önüne geçilebilmesi, en azından gelecek nesillerin küfür konusunda daha hassas olması konusunda başlatılan çalışma, polis ve zabıtanın dahil edilmesiyle farklı bir boyuta taşındı. 
Uluslararası E-88 Karayoluna asılan pankartlar, hazırlanan bildiriler ulusal basında ciddi yankı buldu, Yozgat ve Yozgat insanı hem yurt içerisinde, hem de yurtdışında ‘‘Yozgatlıyım’’ demekten utanır hale getirildi.  
Sadece sokakta değil, ev ortamında bile hem ‘‘Küfüre’’ hem de ‘‘Şiddete’’ karşı olmakla birlikte, bunun önlenmesi yönünde yapılacak eğitim çalışmalarına destek vermeye hazır olmakla birlikte, konuyu önlemek adına poliseye tedbirlerin devreye sokulması, konunun polis ve zabıta marifeti ile yok edilmeye çalışılmasının ‘‘Küfür’’ ve ‘‘Şiddetten’’ daha büyük travmalara neden olabileceği gerçeğini kimse gözardı etmemelidir. 
Bu konuda yapılacak çalışmalara öncülük edenlerin, yönlendirmede bulunanların, ilerde ulusal televizyon programlarındaki açıkoturumlara konuk olup, davet edildiklerinde, yöneltilecek sorulara verecekleri yanıtları da şimdiden hazır hale getirmeleri gerekir.
Sorunun ‘‘Eğitim’’ ve ‘‘İletişim’’ yolu ile çözümlenmesine ‘‘Evet’’ diyorum. Ama konunun, sorunun polisiye tedbirlerle, il yöneticilerinin himayelerinde, zabıta ve polis marifetiyle çözümlenmeye çalışmasına şiddetle ‘‘Hayır!’’ diyorum. Yozgat ve Yozgat insanı bunu haketmediğini, bundan sonra ortaya koyacağı ‘‘Küfürlü’’ konuşmama eylemiyle kanıtlayacaktır, buna inanıyorum...