Rahmetli Ayhan Köylüoğlu ile İleri Gazetesi’ndeyken tanışmıştık. Uzun bir süre birlikte çalıştık. Ufak tefek kırgınlıklarımızın dışında iyi bir dostluğumuz oldu. O, İleri Gazetesi’nde çalışan herkesin ağabeyiydi. Bir çok konuda danıştığımız, sorunlarımızı açtığımız, yardımını takip ettiğimiz insandı.
Ayhan Köylüoğlu’nun dostluğu ve arkadaşlığı adam gibiydi. Güçlü kalemi ses getirir, yazdıklarının sonucunu alırdı. Kanser tedavisi görmüş ama sağlıklıydı. Zaman zaman anılarını bizimle paylaşır, öğüt de verirdi. Gazeteciliğe ileri de başlamıştı ama iyi bir gazeteci profili çizerdi.
 Ayhan Abi ile uzun bir süre çalıştık. Sonra rahatsızlandı ve yatağa düştü. Bir süre yatağa mahkum kaldı. O süre içinde kendisini birkaç kez ziyaret ettik. Kızıyla ve annesiyle tanıştık. Son derece fedakar bir annesi vardı. Rahatsızlığına rağmen gelen herkese iyi davranır, “Ayhanımın arkadaşları!” diye güler yüzle hizmet ederdi.
Takdiri ilahi Köylüoğlu yakalandığı kanser hastalığına yenik düştü ve rahmetli oldu. Kızı ve annesi onun bize bıraktığı emanetiydi. Annesi Şahinde teyze onun vefatıyla birlikte yıkılmış kalmıştı.
Ayhan Abi eşinin ölümünden sonra annesi ve kızıyla kalıyor, eşine olan saygısından dolayı evlenmek istemiyordu. Annesinin rahatsız olmasının yanı sıra kızı da birkaç defa rahatsızlık geçirmiş, Ayhan Abi’yi üzmüştü. Her şey yalanmış, her şey geçiciymiş. O günler yalan oldu ve biz hep Ayhan Abi’nin hatırasına saygı duyduk.

ALLAH RAHMET EYLESİN

Ve Ayhan Abi’nin emaneti olan Şahinde Teyze de hayata veda etti. Babasını bilmem, babasının Yozgat’ın köklü esnaflarından olduğunu anlatırlar. Şahinde Teyzeyi gerçek bir hanımefendi olarak tanıdım. O iyi bir Osmanlı Hanımefendisiydi. Oturuşu, duruşu, davranışı ve konuşmalarıyla dikkatimizi çekerdi. Eli öpülesi bir anneydi.
Şahinde Teyze, Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mevla rahmet eylesin, mekanı da cennet olsun. Ancak üzüldüğüm bir konu var. Şahinde Teyzenin selâsını duymadım. Cenazesinin kaldırılacağı vakti de bilmiyordum. Maalesef cenazesine de katılamadım. Buna çok üzüldüm. Ayhan Abim rüyalarıma girer de; “Annemi size emanet etmiştim. Cenazesinde bile bulunmadınız!..” diyecek olursa, bilmem ne yaparım?
Cumartesi günü arkadaşlarımızla bir programımız vardı. Biraz da telaşeli idi. Öğle namazına geldim ama, cenazeleri fark etmeden erken çıkıp gittim. Misafirler uğraşınca vakit bir hayli geçmişti, akşam oldu. Akşam camisinden çıkarken biraderimle tokalaştık; “Bugün sizin gazeteden birinin cenazesi vardı, öğleyin kaldırdık sen yoktun” dedi. Kaygılandım, hemen Tarık’ı aradım. “Evet Ahmet Hoca, Ayhan Abi’nin annesi ölmüştü onu kaldırdık” deyince bir hayli üzüldüm. Çünkü cenazesine katılmak istiyordum.
Dedim ki, “Ey Ahmet Hoca, Yozgat’ta yaşıyorsun, bir dostunun annesi ölüyor haberin bile olmuyor. Yazıklar olsun sana… ” evet yazıklar olsun bana… Birilerine desek inanmaz, ama gerçek burnumuzun dibindeki cenazeyi göremedik ve son görevimizi yapamadık. Affet bizi Ayhan Abi, hakkını da helal et, dünya telaşı bizi görevimizi yapmaktan uzak eyledi.
Hem Ayhan Abime, hem de fedakar annesine rahmet diliyorum. Sevenlerine ve dostlarına baş sağlığı diliyorum. Biricik kızına da uzun ömürler temenni ediyorum. Ne diyeyim ki, yalan dünya yine bizi kandırdı, dünya telaşı ile oyalandık. Mevla gafletten uyandırsın.