Bu hikâyeyi 13 Aralık 2013 tarihinde kaleme almıştım. Bir kez daha yayınlama ihtiyacı hissettim. Umarım beğenilir…
“Acıkmıştı; döndü dolandı, döndü dolandı nereye baksa uzun uzadıya bir beyazlık görmeye başladı.
Hiç hoşuna giden bir durum değildi bu.
Ne zaman buralara bu beyazlık çökse aç kalır, açıkta kalır hayli zayıflardı.
Çok zamanlar bu beyaz örtünün kalkmasını beklediğini çok iyi hatırlar, ancak beklerken de tek elbisesinin, o kızıl tüylü kürkünün kendisine bol geldiğini düşünür, kemikleri ve kürküyle baş başa kalırdı.
Onda yılların tecrübesi vardı ve o evsiz barksız, yazın çamlıktaki piknikçilerin artık kemiklerini yemeye gelen sokak köpekleri gibi değildi.
Kızıl tüylü tilki yıllardır çamlığı mesken tutmuş, çamlıktaki korularda, çamlığın şehri görmeyen arka taraflarında hayatını idame ettirmişti.
Piknik alanlarına pek uğramaz, kimseyi rahatsız etmek istemez, kimsenin de onu rahatsız etmesini istemezdi.
Yaz aylarında yemeğini kendi bulur, yer içer gezerdi.
Ancak bu seferki durum biraz daha farklıydı, o beyaz örtü yine her tarafı kaplamış, avlandığı yerlerde avları yok olmuş, yiyecek bulduğu yerler boşalmıştı.
Nereye kafasını sokarsa soksun bir sonuç bulamıyordu.
Düşündü durdu ve çareyi köpeklerin gezindiği yerlere, aşağıya, piknik alanlarına inmekte buldu. Onlarla yüz göz olmak, karşı karşıya gelmek de istemiyordu ancak başka çaresi kalmamıştı, açlığa dayanamıyordu.
Merkezde kar yağışı durmuştu, ancak çamlıktaki çam ağaçlarından savrulan kar toz halinde kızıl tilkinin suratına çarpıyordu.
Bu şekilde parkın olduğu yere kadar inmişti, ortalıkta kimsecikler yoktu ve her taraf bomboştu ilerideki bekçi kulübesini gördü. 

Her zaman tüten bacası bu sefer daha bir bol dumanlıydı.
Sessizce çöp bidonlarının dibine yaklaştı, yiyecek bir şeyler aradı bulamadı, parkın içine girdi ve etrafını süzdü, soğuktan buz kesmiş demirlere ve salıncaklara bakındı durdu.
Yaz ayında olsaydı ne o buralara girebilirdi, ne de parktaki oyuncaklar boş kalırdı “keşke de öyle olsaydı o zaman bende aç kalmazdım işte” diye düşündü kendi kendine.
Aklına bir an evsiz, cılız, çelimsiz sokak köpekleri gelmişti sahi onlar neredelerdi? Hep burada olurlardı diye düşündü.
Çaresiz yiyecek ararken motor gürültüleri duydu, yazın çok duyduğu seslerdi bunlar, birileri geliyor olmalıydı hemen bir çam ağacının dibine pustu ve etrafı izledi.
Üç adet araç peş peşe çamlığın kıvrımlı yollarından, parkın üstüne doğru çıkmaya çalıştılar, asfalt yol bittiğinde kamyonetlerin içinden yeşil montlu görevliler indi ve kamyonet kasalarındaki çuvalları indirerek, çamlığın üst eteklerine doğru götürmeye başladılar.
Kızıl renkli tilkinin burnu kokular almaya başladı, bu çuvalların içinde yiyeceği şeyler olduğunu anladı.
Ancak o yeşil montlu görevliler gitmeden, onlara sokulamayacağını düşündü. Daha önce çok denemiş ancak, karşılığında avcılar tarafından üstüne mermiler yağmış, ne olduğunu bilmediği bu seslerden çok ürkerek kaçmış ve canını zor kurtarmıştı.
Çuvalları bırakan görevliler kamyonetlere bindiler ve aşağıya doğru hareket ettiler.
Kızıl tüylü tilki koştu, üç sıçrayışta kafasını çuvallardan birinin içine soktu ve karnını doyurmaya başladı. Şimdilik yine paçayı kurtarmıştı, tez zamanda beyaz örtünün kalkması için dua etti kendi kendine. “
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Cuma günü büyük bir konser verecek olan Sürmeli Topluluğu’nu