Hayat güzel ve yaşamaya değer. İnsan muhterem bir varlık, yaratılmışların en şereflisi. Yüce Mevla insana ruhundan nefes üflemiş. Meleklere de insanın yaratılışı adına kendisine secde etmelerini emreylemiş. İnsanın kutsallığına karşı çıkan şeytan lanetlenmiş ve huzurdan kovulmuş…
Cennetin güzel ve cazibeli yaşamında mutlu bir hayat süren insanoğlu merakı ve şüphesi nedeniyle yasaklanan meyveden tadarak Cennet'ten kovulmuş ve kendisine bu Cenneti kazanma şansı tanınmış. Adem ve Havva anamızın çocukları olarak bizler yaşadığımız o mutlu ve huzurlu anın hevesiyle bir yaşam mücadelesine başlamışız.
Yeryüzünde yaratılan her şey insanın emrine verilmiş ve bu nimetlerden yararlanması istenmiş. Aynen Cennette olduğu gibi, şunları yap, şunları da yapma diye bir seçim tercihi verilmiş. Bunun adına da hayat imtihanı denilmiş. Bu nimetler insanlara eşit olarak takdim edilmişken, bazı gözü açıklar torbasını doldurup depolamaya başlamışlar. O nimetlerden az istifade eden zavallılarda elinde olanlarla yetinmeye çalışmışlar.
Paylaşımı insanoğluna eşit takdim eden yüce Mevla meşru ve alın terine bağlı kalmak kaydıyla nimetleri çalışanlara daha fazla verip bizi çalışmaya, çabalamaya, didinmeye sevk etmiş. Ama helal kazanç da yarışmamızı istemiş. Bencilliğimize, nankörlüğümüze, menfaat peresliğimize bağlı olarak biz ne yapmışız? Paylaşımı unutup kendi heybemizi basa basa doldurmanın telaşına düşmüşüz. İşte o zaman ortaya, garipler, yetimler, zavallılar, yoksullar ve çaresizler çıkı vermiş!..
Böyle bir girişten sonra biz konumuza dönelim. Her şeye rağmen Cenabı Hak bize bir sağlık vermiş, çocukluk-gençlik-olgunluk-ihtiyarlık dönemi ile hayatın her bölümünde yaşayabileceğimiz mutluluklar takdir etmiş. Evlenme, çoluk çocuk sahibi olma, sahiplenme, mal-mülk edinme, huzurlu yaşama, eş ve dostlarıyla mutlu bir çevre oluşturmayı istemiş.
Bu mutluluğun kıymetini bilip hayatı paylaşanlar çıkmış. Yaşadığı hayattan zevk alanlar, meşru ve helal zeminlerde hayat mücadelesini kazanmaya çalışmışlar.
Bir de her şeye karşı çıkıp, yaradılışın gayesini unutup kafasına göre takılanlar, gününü gün edenler çıkmış. Hatta hayatı ve her şeyi hem kedine hem de çevresine zehir edenler bunları vefakar babanın asi ve hırçın çocukları olarak nitelendirebiliriz…
Yaşam felsefesi, hayattayım yaşıyorum. Öyleyse ben de varım. Varlığımın ve yaşamın tadını çıkarmak ve hayattan zevk almak durumundayım. Doğmuşum, bir annem babam, kardeşlerim var, ne mutlu bana; gelişeceğim, büyüyeceğim, bende anne-baba olacağım, para kazanacağım, itibarım olacak, ne mutlu bana…
Okula gideceğim, yeni çevre edineceğim, arkadaşlarım olacak, sonra askerliğim başlayacak vatan görevimi huzurla yapacağım. İçime bir sevgi ateşi düşecek iyi bir eşle evleneceğim, sıra bende anne-baba olacağım, para kazanacağım… Bu özellikler benim hayattan ayrıldığım ana kadar devam edecek… Bütün bu güzellikleri bana takdir eden yüce Mevla hayatımın bir sonu olduğunu ve her nefsin ölümü tadacağını bildiriyor. Belki bugün, belki yarın, belki yarından da yakın bir bekleyiş…
Sayamayacağım kadar nimet emrinize sunulmuş mu evet. Hayattan, maldan, mülkten, sağlıktan ve bu güzel nimetten istifade edemeyenler var mı, evet.
Biz o güzellerin kıymetini biliyor muyuz, hayır!
En önemli varlığın bedenin, sağlığın var mı, kıymetini bil; çocukların-eşin dostun, arkadaşların var mı kıymetini bil; vatının- yurdun, bayrağın devletin, milletin sağlam bir karakterin var mı kıymetini bil… Daha ne kadar saymamı istersin? Koskoca dünya ve içindeki her şey sana nimet olarak takdim edilmiş, kıymetini bil… Bencillik etme, nankörlük etme, isyankar olma, hırtçınlaşma, asi davranma, yaradılışına uygun hareket et ve hayatı paylaşımla güzelleştir ve insan gibi yapmaya çalış…
Uzattık galiba, biz ne yapıyoruz? Çoğu şeyin kıymetini bilelim. Tüm bu kıymetler elimizden gidip, kaybolunca kıymetini anlayabiliyoruz ama o anda iş işten geçmiş oluyor.
Yaşadığın her anın ve elinde bulunan her şeyin kıymetini bilip, takdir edebilirsen mutlu olursun! Ey zavallı ve garip insanoğlu koskoca dünya yetmedi mi sana? Mutlu olmak için neyi bekliyorsun? Gök kubbede hoş bir seda olabilmek varken yoksa arkadan lanet okutmaya mı talipsin? Seni yaratan yüce Mevla'nın; “Kulumun gözü doymak bilmez, onun gözünü bir avuç toprak doldurur” ilahı buyruğunu ne de çabuk unutuverdin?
Hayat güzel ve yaşamaya değer, hayatı güzel bilip elindeki imkanların tadını çıkaranlar hayattan mutlu ayrılırlar…