BİLİNDİĞİ gibi son yıllarda ilimizde kaz ve kaz yetiştiriciliğiyle ilgili önemli çalışmalar yapıldı.
Yozgat’ta kaz’ın yeniden yaygınlaşması, kaz yetiştiriciliğinin teşviki için hem akademik anlamda, hem de ekonomik anlamda çalışmalar yürütüldü.
Aslında biz kazı sadece kışın hatırlıyoruz ve kışın ön plana çıkıyor.
Bunun nedeni şüphesiz kazlar kış aylarına kadar besiye çekiliyor.
Yumurtadan çıktıktan sonra, ilkbaharda meralarda otlatılabiliyor.
Yazın sonuna doğru ise iyice besiye çekilerek, büyümesi için özel ilgi gösteriyorsunuz.
Eskiden büyüklerimiz kış kapıya dayandığı vakit kazlarını keser, buzdolabı olmayan zamanlarda, çeşitli geleneksel yöntemlerle paketler ve kışın yemeklerin içine koyarlarmış.
Böylece yaza kadar et ihtiyacı giderilirmiş.
Yine Yozgat’ta yaygın inanca göre, kazların kar yağışını görmesi, hatta kar üzerinde en az bir kere yürümesi gerekiyormuş.
Kar yağışı gören kazın artık kesim zamanının geldiği kabul ediliyor.
Bu anlattıklarım geleneksel yöntem ve uygulamalar.
Bu konuda Bozok Üniversitesi önceki yıllarda ciddi çalışmalar gerçekleştirdi.
İşin akademik boyutuna girdik aslında.
Bozok Üniversitesi’nin kaz ile ilgili çalışmaları yakından takip eden bazı girişimciler ise halen kaz üretmeye ve satmaya devam ediyorlar.
Ülkemizde son yıllarda artış gösteren bir takım hastalıklar ve sağlık problemlerinin beslenmeyle ve tüketilen gıdalarla ilgisi sık dillendirilmeye başlandı.
Hal böyle olunca birçok insan, yeniden organik beslenmenin hesaplarını yapmaya başladı.
Bu manada Yozgat vilayeti, kaz üretimi konusunda, Türkiye’de söz sahibi olabilir.
Kaz üreticiliğini sadece kışın kar yağdığında hatırlıyor, kalan aylarda unutuyoruz.
Yozgat’ın kırılgan ve tüketen bir ekonomiye sahip olduğunu hepimiz söylüyoruz.
Lakin bu kırılgan ekonomiyi canlandıracak ve üretimle birleştirecek adımlar da atmıyoruz.
Bu manada hayvancılık ve tarım memleketi olan Yozgat’ta kaz yetiştiriciliği unutulmamalıdır.
Bu alanda önceki yıllarda atılan adımlara yeni ve kalıcı adımlar ilave edilmelidir.
Yozgat, maalesef kalkınma ve gelişim için uçuk kaçık hayaller peşinde koşmaktadır.
Hatta bazen hayal dünyasında yaşamaktadır.
Oysa küçük, basit ve önemsiz gibi görünen bu projelerin memlekete katkısı ve faydasının büyük olacağı düşüncesindeyim.
Şehrin geçmişinde var olan, dört vatandaştan ikisinin daha evvel uğraştığı bir alan olan kaz yetiştiriciliğinin ilimizde hak ettiği noktaya gelmesi lazım.
Günümüzde sadece etinden faydalanılmayan, birçok açıdan da gelir getirici olan kaz yetiştiriciliğini bu vesileyle hatırlatmak istedim.
YAZMIYORSUNUZ DİYENLERE
Yozgatspor yenilince soluğu gazetelerde alanlar var ‘neden yazmıyorsunuz kötü gidişatı!’ demek için geliyorlar.
Kimse ne yaptığını bilmediği için, o işlere pek bulaşmıyoruz.
Bir de takım üç puan aldığında, puanı yani nimeti paylaşmak için statta ve sosyal medyada takla atan, zıplayan, yuvarlananları görüyoruz.
Lakin takım puan kaybettiğinde, külfete de ortak olması gerekenlerin, sessizce sıvışıp, ortadan kaybolduğunu gözlemliyoruz.
Böylesine karmaşık bir düzenden ne bekliyoruz ki?
Yazmıyorsunuz diye eleştirenlere ise daha önce nedenini anlatmıştım.
Takım galip geldiğinde “Kaç kuruş verdiniz ki, verdiğiniz kadar yazacaksınız koçum!” atarını yapanlar olmuştu.
Biz de o münasebetle bir hesap yaptık ve baktık ki herkesten olduğu gibi, bizden de, sadece önceki yıllarda su faturalarımızdan ayda 5’er lira kesmişler ve yaklaşık toru-topu 60 lira Yozgatspor’a para vermişiz.
O nedenle biz de sadece 60 liralık yazı yazdık.
Sonrasına paramız yetmedi, yazmıyoruz.
Kraldan çok kralcıların sayesinde sanırım Yozgatspor bu durumda.
Haydi selametle.