ÖNCEKİ gün internette bir habere denk geldim.
Başlığı dikkatimi çekti ve haberi okumaya başladım.
Haberde Ayder Yaylası’na, TOKİ tarafından, kentsel dönüşüm projesi uygulanacağı yazıyordu.
Bilindiği gibi bizim memleketimiz ve ilimiz, bol bol kavram karmaşası yaşar.
Bir şeyin ne olduğunu tam olarak bilmez, lakin keskin ayrımlar yapmayı çok sever.
Haberin içeriği bana göre Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu, tam manasıyla özetliyordu.
Kırsal bölgeye kentsel proje…
Belki editör tarafından yapılan hatadır, orasını bilemem.
Lakin bu bile benim anlatmak istediğim şeyleri, anlatmaya yeter.
Yozgat gibi Anadolu vilayetlerinin kırsal dönüşüm projelerine şiddetle ihtiyacı var.
Ülkemizin son günlerde yaşadığı ekonomik buhran; bize birden, yeniden ve aniden yerli üretim ve tarımsal üretimin önemini hatırlattı.
Bir anda herkes köyündeki bağını-bostanını sohbetlerde anlatmaya başladı.
Eskiden bağının ne kadar bol üzümler verdiğini, şimdi kilosu bilmem kaç liraya ürün aldığını, dertlenerek anlatmaya koyuldu.
Yozgat’ta geçtiğimiz yıllarda Karanlıkdere bölgesindeki bağcılığı canlandırmak ve üretimi teşvik amaçlı projeler hazırlanmıştı.
Proje şimdi ne aşamaya geldi bilmiyorum.
Yöredeki çiftçi ve üreticiler bazı illere teknik gezilere götürülmüştü.
Sevinmiş ve umutlanmıştık, lakin henüz somut bir adım göremedik.
Bayramdan önce marketten aldığım Sekili kavununu, il dışından gelen tüm misafir ve akrabalarım severek ve iştahla tüketti.
Kendi vilayetlerinde bu tarz ürün bulamadıklarını söylediklerinde, “Bu bizim Sekili’nindir, yerlidir” diye övündüm.
Lakin tekrar aynı markete vardığımda, ürünün devamı olmadığını söylediler.
Çünkü Sekili’de üretim artmıyor artık.
Ya azalıyor ya da mevcudu koruyor.
Üretici, tarlasında mahsulü en ucuz fiyattan satıyor, kamyonlara yükleniyor ve ürün elinden çıkıyor.
Çünkü kendisinin ulaşabileceği bir pazar veya pazar ağı mevcut değil.
Gazeteci olarak, her sene ‘yer muzu’ diye Aydıncık’ın lezzetli kavununun haberini yazarız.
Allah sizi inandırsın, daha bir kere tatmış, tüketmiş değilim.
Vatandaşa ulaşamadıktan sonra, pazar tezgahlarını süslemedikten sonra, üreticisine para kazandırmadıktan sonra ne kıymeti var?
Konuyu ve örnekleri çoğaltmak mümkün…
Demem o ki Yozgat’ın belde ve köylerinde kırsal dönüşüm projeleri hazırlanmalı.
Bugüne kadar Türkiye’de yapılan kentsel dönüşüm projeleri, kırsaldan göçenlerin kurduğu plansız ve düzensiz yaşam alanlarında uygulanmadı mı?
O halde dönüşüm önce kırsalda sağlanmalı.
Genç nüfusu artık kırsalda tutmak öyle pek de mümkün değil.
Öyleyse mevcuttaki aileleri tarımsal üretime teşvik etmeliyiz.
İl ve ilçelerde tarım ve hayvancılığa dayalı tesisleşme, sanayileşme, markalaşma hamleleri başlatmalıyız.
İşte o zaman, belki Yozgatlı gençler, büyük vilayetlere göçmek yerine, bu sektör içinde kendisine iş bulabilir.
Örneğini Boğazlıyan’da bulunan, patates üreten fabrikada gördüm.
Yozgat Meslek Yüksekokulu’nun bilgisayar bölümünden mezun olan Boğazlıyanlı öğrenciler, halen bu fabrikanın bölümleriyle alakalı kısmında çalışıyor ve ekmek yiyor.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Mahalle muhtarlarının ‘tam destek’ verdiği Başkan Kazım Arslan’ı.
*Köylülerin hakkını arayan ve gündeme taşıyan Yozgat Milletvekilini.
*Türkiye’de en pahalı TOKİ konutlarının satıldığı Yozgat’ı.