''Bugün ne yazacağım?'' sorusunun yanıtını bulmaya çalıştığım bir esnada, çalıştığım işyerinin yarı açık penceresinden ilişti gözüme, karşı binanın çatısı. Sanki daha önce hiç görmemişim gibi inceledim, kahverengi, kızıl, siyaha yakın renklerinin olduğunu farkettim...
Aslında hergün görebildiğim karşı binanın çatısı bu denli ilgili hiçbir zaman çekmedi. Bugün bu kadar neden ilgimi ve dikkatimi çektiğini, duygusallığıma bağlamaya çalıştım ama duygusallığa neden olabilecek bir olay yaşamadım. ''Başka bir şey var ama nedir?'' dediğim de buldum...
Hafta sonunda, Cuma günü Sürmeli Şenliği etkinliklerinin başlaması nedeniyle gerçekleştirilen gala öncesinde, Yozgat'ın doğal güzelliklerini ön plana çıkartmaya çalıştığım fotoğraf sergisi açtım. Sergide yeralan fotoğrafların önemli bölümünü Yozgat kent merkezini çevreleyen Nohutlu ve Çamlık bölgesine ait olmasına karşın, ''Burası Yozgat mı?'' sorularıyla da karşılaştım. Demek ki, Yozgat'ı biz yayla olarak görmemize karşılık, dört duvar arasına sıkışmışız, doğa ile bağımızı, bağlantımızı büyük oranda kesmişiz. O yüzden de Çamlığın doğal güzelliği, bitki örtüsünü tanımıyoruz. Nohutlu tepesinin havasını, kuşların, böceklerin, çiçeklerin seslerini unutmuşuz.
Unuttuğumuz sadece kent merkezini çevreleyen çamlık ve Nohutlu tepesinin güzellikleri değil elbette. Bu kadar yakınımızda, evimizin bahçesi konumunda olmasına karşın, sıkıştığımız alan içerisinde, yarı açık camdan dışarıya baktığımız da görebildiğimizle yetinmişiz. Veya bize sunulanı olduğu gibi kabul edip, sorgulamadan duvarımızın en müstesna köşesine asar gibi, yüreğimizin, beynimizin bir kenarına işlemeyi tercih etmişiz.
Hepimiz, hepiniz gittiğiniz kafelerde, otellerde, motellerde, lokantalarda, restaurantlarda, konaklama tesislerinde vs. yerlerde görmüşünüzdür, karşılaşmışınızdır. Duvarları süsleyen fotoğraflar, resim çalışmaları vardır. Bunların içerisinde Karadeniz, Gaziantep, Mersin, Antalya yöresine ait fotoğrafları, resim çalışmalarını görürsünüz, aklınıza yer eder.
Bir zamanla Antalya'nın Kemeraltı denilen bölgedeki dere içerisinde kaz ve ördeklerin fotoğrafları meşhurdu. Merak etmiştim yıllar önce, ilk gittiğimde de orasını gördüm. Antalya'nın tanıtımında önemli bir yere sahip fotoğraflar arasında yeralan bu görüntüye çıplak gözle baktığınızda Türkiye'nin her yerinde rahatlıkla karşılaşmanız mümkün olan bir görüntüden ibaret olduğunu ilk bakışta söylersiniz.
Ama öyle değil. Çıplak gözle bakıldığında sıradan gibi görünen yer, fotoğraf karesine, vizörün arkasından bakana göre yansımaktadır. O bakış ki, başkalarının dikkatini çekmekte, günlerce onun üzerinde konuşmakta, benliğine yer etmektedir.
''Tanıtım'' diyoruz...
Neyi nasıl tanıtacağımız konusunda fazla bilgimiz yok...
Elimizdeki değerleri değerlendirdiğimizde amacımıza daha çabuk ulaşacağımıza inanıyorum...

__________________________________

MAÇ KRİTİK

Yimpaş Yozgatspor'un yansıması iyi değil!..


Kapalı kapılar ardından neler oluyor bilemiyorum ama Yimpaş Yozgatspor kulübünden dışarıya yansıyanlar veya dışardan bakıldığında görülenler hiç de olumlu gelmiyor.
Geçtiğimiz hafta içerisinde karşılaştığım bir taraftar heyecanlı bir şekilde anlattı, ''Yukarıda tansiyon çok yüksek!'' diyerek söze başlayarak.
''Yukarısı'' dediği yer Yimpaş Yozgatspor kulübü binası. Anlattığına göre, kulüp yönetiminin toplantısı varmış, bu toplantı da oldukça gergin geçiyormuş. Öyleki sesler dışarıdan rahatlıkla dinlenebiliyormuş. Fazla ilgimi çekmedi. Zira sonuçta ''Derdikodu''dan ibaret bir durum. Hatta bana konuyu aktaran taraftara da ''Olmaması yanlış olurdu!'' diyerek karşılık verdim. Devamla, ''Yönetim eğer her şeyi olduğu gibi kabul edip, onay verecekse o zaman sıkıntı var demektir, yönetime de gerek yoktur'' diyerek, normal bir durum olduğuna dikkat çektiğimde, tarafktardan da ''Haklısın'' diye, onay aldım.
Sonrasındaki yansımalara bakıldığında durum hiç de ''Normal'' olmadığı kanısı uyandırdı. Özellikle konuya vakıf ''Spor Adamları'' tarafından yapılan yorumlara bakıldığında Yimpaş Yozgatspor, bu yıl şampiyonluk yerine kümede kalma mücadelesi verir. Ligde kalması bile büyük başarı olabilir.
Yansıma bu yönde. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış dediğim gibi bilemiyorum. Bilebildiğim tek şey, yansımaların iyi olmadığı, ''Dedikodu'' niteliğindeki söylemlerin de doğrular nitelikte olduğunun altını çizmekte yarar var.
Ne deniyor?...
-Futbolcular sezonluk, kiralık olarak alınıyor...
Başka...
Kulüpten bir şekilde kovulan veya uzaklaştırılan futbolcularla masaya oturuluyor...
Diyen kim?...
-Taraftar...
Aslında taraftar adı altında bu iddiaları gündeme taşıyan kulüp yönetiminden isimler...
O halde ortada bir sorun var demektir. Ve bu sorun ciddi bir sorun...
Yapılanlar yönetimde mutabakata varılıp da hayata geçirilmiyorsa, ileride ciddi sıkıntılar yaşanacak demektir. Bu sıkıntılar da söylendiği gibi, şampiyonluk için çıkılan yola sekte olacaktır, bu kez takım kümede kalma mücadelesinde hedefine ulaştığında başarı olarak kabul edilecektir.
Tersi olduğunda ''Her şeye rağmen!'' denilecektir. Daha kötüsü olduğun da ise her zamanki beylik laflar gündeme getirilip, ''Ne yapalım biz elimizden geleni yaptık ama kimse bize destek olmadı, yardımcı olmadı'' kabilinden sözlerle gerekli savunmalar yapılacaktır.
Kapalı kapılar ardından yapılan, kamuoyu ile zamanında paylaşılmayan konular her zaman sorun olmuştur. En azından doğru olmayan bilgilerle oluşturulmaya çalışılan kamuoyu, kendi gerçeğini onaylatma adına dedikoduları yorumlayarak piyasaya sürmeyi tercih edecektir.
Bu arada bir not düşmekte de yarar görüyorum; İşin ilk başından itibaren düşüncem belli. Sezon sonunda ligde kalabilen bir takımın olup, olmamasının ötesinde lige devam edebilecek bir kulübün ve bu kulübün takadının kalıp, kalmayacağı daha önemli. Bunu bir dip not olarak düşerken, umarım yanılan ve gerekirse özür dilemek zorunda kalan olurum.