Yozgat'ın siyasi tarihine baktığımız zaman bazıları önemli görevlerde üstlenen çok sayıda siyasetçi gelip geçti. Bunlardan büyük çoğunluğunu unuttuk.
Bugün sokağa çıkıp, ''Yozgat'ı mecliste temsil eden milletvekillerinden bugüne kadar kaçını tanıyorsunuz?'' şeklinde bir soru yöneltmiş olsak, sanırım bu bir elin parmaklarını bile bulmaz.
İlk akla gelecek isimlerden birisi halen aktif siyasetin önemli isimlerinden TBMM Başkanı Cemil Çiçek, diğeri ise aktif siyasete ara veren eski Bakanlardan Lütfullah Kayalar olurdu. Bu iki isme, siyasi tercihe bağlı olarak farklı partilerden bir-iki isim daha ilave edilebilir.
Bu isimlerin akılda kalmasının temelinde yatan gerçek, görev süreleri içerisinde Yozgat'a bıraktıkları hizmet, yatırım ve eserlerdir. Yozgat'ta yapılan yatırım ve hizmetlerin önemli bölümünde bu iki ismin imzası bulunuyor.
Haksızlık olmasın, rahmetli İlyas Arslan ve MHP döneminde Devlet Bakanı olarak görev yapan Şuaip Üşenmez'in de Yozgat'a yaptığı yatırım ve hizmetler var. Sorgun ilçesinde bulunan Şeker Fabrikası'nın biran önce hizmete açılmasında, Boğazlıyan'daki Devecipınar Damızlık Düve Çiftliği'nin kuruluşunda İlyas Arslan'ın da payı büyük. Kadarstro Bölge Müdürlüğü'nün kurulması, Şefaatli yolunun yapılması gibi konuların altında da Şuayip Üşenmez ismini görebiliriz.
Yozgat'ta siyaset yapmak istemeyen, Yozgat'ta gelecek nesillerini bırakmayan, Yozgat'ta yaşamak istemeyenler, Yozgat'a neden hizmet etsin, yatırım yapsın ki?...
***
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın Milliyet Gazetesinde yayınlanan bir röportajı iletildi. Zeynep Miraç isimli gazetecinin ''Aklımdaki Sorular'' isimli köşesinden tam sayfa olarak yayınlanan röportajın ilk bölümü Yozgat'ı da ilgilendiriyor. Oldukça ilginç bir röportaj, ülke gündemine yönelik açıklamalarda bulunan Bozdağ'ın bazı sözleri de ilginç. İşte o röportajdan Yozgat'ı ilgilendiren kısmı:
''Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile Meclis’te buluştuk. Fotoğraf çekimi için bahçede dolaşırken doğup büyüdüğü Akdağ’ı (Yozgat) anlattı; nasıl yemyeşil bir yer olduğunu. Sandım ki, beton altındaki Ankara’dan bunalıyor ve bir gün memleketine dönmeyi hayal ediyor. Siyaset nasıl işliyorsa damarlara, “Hiç bunalmıyorum” dedi. Hatta yüzünde sorduğum soruyu manasız bulan bir ifade vardı.
Sonbaharda sapsarı bir renge bürünmüş bir ağacın önünü seçti Ercan (Arslan). Bir tek o an, “Yanında lacivert yok ama” derken biraz olsun siyasetten sıyrılır gibi oldu. Her Fenerliye sorduğumu ona da sordum: “Alex mi, Aykut mu?” Cevabı “Fenerbahçe“ oldu. Ama Alex’e haksızlık yapıldığını düşünenlerden olduğunu da ekledi: “Orada Fenerbahçe yönetimini de, Aykut’u da haksız görüyorum. Bu kadar ter döken, emek veren, Fener’in aldığı her galibiyette herkesten çok payı olan birinin hak ettiği bir muamele değildi”.
Çekim bitip de ben söyleşi için teybin düğmesine bastığımda katıksız siyasetçi kimliğe geri döndü, başkanlık sisteminde neden ısrar ettiklerini anlattı.''
Yorum sizin...