Birbirleriyle elti (erkek kardeş eşleri) konumundaki iki bayandan büyük olanı gezip tozmayı pek severmiş. Evine geçerken de aynı mahallede oturan evi yolunun üzerindeki eltisini sıklıkla uğrarmış. Bu durumdan pek hoşnut olmayan diğeri ise eltisinin çat kapı pek gelip gitmesini istemezmiş. Bu düşüncesini konu komşusu ve yakın akrabaları da bilirlermiş.
Günlerden bir gün büyük elti küçük eltisini özel ziyaret etmek için yola çıkmış. Komşularından biri gelen kişiyi görünce hemen haber vermişler. Davetsiz misafir sevmeyeni oflayıp puflayıp “Yine mi o?” demiş.
Bu sefer diğer komşusu “Ama başında sinisi var.” der demez ev sahibi elti “Buyursun gelsin, benden başka kimisi var.” deyivermiş. Ya… Bu işler böyle…
(Hikayenin anlatımı annemden)
TISLAMA SESİ
İçi su dolu çaydanlığı kaynatmak için ocağa koyun. Biraz sonra hepimizin bildiği o tıslama sesi çıkmaya başlar. Bu oluşuma çaydanlığın şarkısı mı, türküsü mü, melodisi mi denir? Neyse o adlandırma da size kalsın.
Biz başa dönelim. Bu ses zamanla artmaya devam eder. Ta ki su kaynayınca tıslama sesi kesilir. İşte o zaman çaydanlıktaki su kaynamıştır artık.
İyi güzel hoş da tıs tıs tıslamaya ne sebep olabilir ki?
Bilimsel açıklaması  şöyle: Çaydanlıkta önce ısınan kısım bilindiği üzere çaydanlığın tabanı oluyor. Sıcaklık zamanla yükseldikçe de dipteki buhar kabarcıkları oluşmaya başlıyor. Sudan hafif olan bu kabarcıklar yukarı doğru yükseldiklerinde daha soğuk olan su tabakasıyla karşılaştıklarında baloncuklar gibi sönüyorlar. Pek çok kabarcığın sönüşü bizlerin kulaklarına tıslama sesi olarak geliyor.
Su kaynama noktasına ulaştığında herhangi soğuk tabaka kalmadığından dolayı da doğal olarak tıslama sesi işitilmez oluyor.
*
İnsan niye bir yerden bir yere gitmek ister?  Görmek ve görülmek için.