Geçenlerde elime taa 1947 yılında bir Yozgatlı tarafından Almanca\'dan Türkçeye tercüme edilmiş, bir dönemin tarihini küçük bir hikaye gibi anlatan bir kitapcık geçti. 50 sayfadan oluşan bu kitabın, sayfaları yılların ağırlığı ile sapsarı olmuştu.
Çok merak ettim, çünkü kitabın dış yüzünde, yazarın yani Süleyman Duygu\'nun \'Trova Savaşları\' adlı bu kitabının ardından hazırladığı Yozgat hakkında ki kitabın ön sözü idi. O kadar içten, o kadar samimi idi ki bu sözler aynen yazıyorum; “Yozgat Tarihi ve Çapanoğulları, Hazırlanmakta olan bu eser şu konuları ihtiva edecektir,Bölgenin eski devirleri, Orta Anadolu\'nun Türkleşmesi, Cennuptan gelen göçebe Türkler.
Bozok sancağı, kazaları ve hududu, kanun, örf ve adetleri. Yozgat\'ın kuruluşu. Çapan oğullarının menşei meselesi. En parlak devirleri ve sönmeleri v.s.” yani Yozgat tarihi hakkında ki belki de herşey, yayımlanmaya hazırlanan o kitapta açıklığa kavuşacaktı, ama olmadı. Niye mi? Çünkü, Süleyman Duygu Trova savaşı adlı kitabın çevirisin yapıp, halka dağıttığı için o dönem cezalandırılmış ve asılmıştı.
Yani hazırlığı içerisinde olduğu hatta tüm verilerinin hazır olduğu Yozgat kitabını da basamamıştı.
Peki araştırılan ve toplanan bu bilgiler ne olmuştu. 1947 yılında bulunan göçler, göç eden insanlar yada buralarda yaşayan kavimlerin bilgileri de Duygu ile birlikte asılıp yok mu olmuştu? Sanmam bir yazar asla bilgilerini kafasında toplamaz, mutlaka kaleme almış ve hatta bir kaç kopyasını da bazı merciilere ulaştırmıştır. Ama duyarsızlığın kurbanı olmuştur. Her yerde olduğu gibi burada da yani tarihte de ihmalin kurbanı Yozgat.
Bir zamanlar Kültür eski Bakanı Erkan Mumucu\'nun laf olsun diye söylediği, \'Almanlar Yozgatlı\' sözü belki de ta o zamanlar Süleyman Duygu tarafından bulunmuştu.
Belki birilerine anlatılmıştı, belki bağlantılar kurulmaya başlamıştı ama o infaz olayı, son noktayı koymuş ve tarihin köprülerini yıkmıştı. Yani tarihe sünger çekilmişti, en acısı da Yozgat sırlarının üstüne.
Çok isterdim, memleketini seven bir genç olarak, Yozgat\'ı Yozgatlı\'yı tüm çıplaklığıyla, yine bir Yozgatlı tarafından duymayı, dinlemeyi yada okumayı...
Çok isterdim, yıllar önce tarihine sahip çıkan ataların torunu olmayı, kendilerinden çok gelecek nesilleri düşünerek onlara değer verdiklerini düşünmeyi...
Çok isterdim, ne isek, nerden gelip, nerelere gitti isek, yıllar önce bilmeyi...
Belki şu anda yaşadığımız karmaşayı yıllar önce atlatmış, hatta Almanlar\'ın birçok özelliğinden de yararlanmış teknolojimizi geliştirmiştik. Belki Almanya Yozgatlı\'nın kurtuluş ümidi olarak görülmez, oralara gidilmek için bu kadar çileyi de çekmek zorunda kalmazdık.
Şu anda Almanya\'da yaşayan Türklerin büyük bir çoğunluğunu Yozgatlılar\'ın oluşturduğunu duymuştum. Bu yüzden de Almanlar\'ın Yozgatlı olup olmadığından ziyade Almanlaşan bir çok Yozgatlı\'nın olduğu düşüncesine kapılmıştım. Yani kültür göçünü başlatmaya zorlayan bir tarihimizin olduğunun bir kez daha ağırlığını hissetmiştim.
Bu yüzden de Almanlar\'ın Yozgat\'ta yaşadığı fikrini kabul edememiştim.
Ama şuanda her şeyi farklı boyutundan düşünüyorum, bir Yozgatlı\'nın Almanya\'da çektiği sıkıntıları hissediyorum, hatta Yozgat\'ta da Almancı diye hitap edilip dışlanmalarının ezikliğini yaşıyorum.
Eğer tarihimize zamanında sahip çıkıp, Yozgat\'ın ne kadar üstün değerlere sahip olduğunu, hangi kültürlerin eşiği olduğunu araştırıp öğrenseydik, bu ezikliği, bu hezimeti yaşamayacaktık.
Belki geç kalmış sayılmayız, tarihin sayfalarını karıştırıp, şimdiye kadar bulunan bulguları bir araya getirelim ve bundan sonraki nesillere birşeyler bırakmanın haklı gururunu yaşayalım derim haddim olmayarak.