Dostum, kardeşim ve aziz hemşehrim Kenan Yılmaz’ın cenazesine acilen katıldım. Eşimin rahatsızlığı nedeniyle çok tedirgindim. Kenan Yılmaz kardeşimin vefatını öğrenince üzüldüm, eşimi eve bırakıp cenaze törenine katıldım. Kalabalık bir dost gurubu vardı cenazede. Ayrılıklar ve ölüm içime bir hüzün bırakır. İyi biliyorum ki, giden dostlar bir daha geri dönmeyeceklerdi…
Kenan beyle birkaç kez bir arada bulunmuş, nezaketine, efendiliğine ve candan tavrına hayran kalmıştım. Son derece beyefendi, nazik, samimi tavırları ile dikkatinizi çekerdi. İyi bir Yozgat hastasıydı. Yozgat Sevdası benim de yüreğimde yeni sevdalar açmıştı. Yozgatspor’a olan hizmetleri asla unutulamaz. Emeği vardı demek az geliyor bana, Yozgatspor un can damarıydı bir zamanlar.
Yurt dışı macerasını pek bilmem, benim bildiğim onun Yozgat Sevdasını bayraklaştırmış olmasıdır. Bu sevdayı onun yüreğinde görünce kanım kaynadı kendisine. Çamlık’ta bizzat ziyaretine gittik. Bize o kadar candan davrandı ki, adeta onun efendiliğinden utandık. Gazeteye röportaj hazırlama niyetim vardı sanırım ama haberini yapıp geri dönmüştük..
Yine onun mekânda bir Galatasaray müsabakası izlemiştik. Galatasaray’ın yabancı takımlarla maçı vardı. Duvarların yumruklandığı heyecanın doruğa çıktığı o anı ve bu güzel insanı ikinci kez tanımıştım. Spora olan yatkınlığı, Yozgat Sevdasına olan hayranlığı ve memleketine olan aşkı yüreğimizde çığır açmıştı…
Kenan Yılmazla yakın bir dostluğum olmadı ama, ilişkilerinde fark ettiğim seviye ve insani yaklaşım beni ona yakınlaştırdı. Dostluklarımız candan, karşılaşmalarımız samimi ve güler yüzle devam etti. Samimiyetine, güler yüzlü tavrına ve memleket sevdasına hayran kaldığımı içtenlikle ifade ediyorum.
Zaman içinde matbaa kurduğunu, gazete çıkarmaya başladığı öğrendim. Hayırlı olsuna Hakimiyet Gazetesine gittim. Kapıları sonuna kadar açıp “Burası sizlerin mekânı, gazetemizin tüm sayfaları size açıktır buyurun” diyordu. Bu açık bir davetti. Ben de kendisiyle zaman içinde birlikte çalışmaktan mutluluk duyacağımı ifade etmiştim. Ama gazetesinde yazmak nasip olmadı. Birkaç defa yazımı ve röportajımı yayınlayarak jestini fazlasıyla yapmış oldu.
Birkaç defa şaka vari aradım: “Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği” nin haberlerini yayınlamıyorsunuz başkan böyle olmaz”, dedim. “Asla Ahmet Hocam, bu kapı her zaman size açık haberini yolla bizzat ben ilgileneceğim” dedi gülüştük hal hatır sorduk.
Gerçekten de derneğimizin haberlerini manşetten yayımlayarak bizi utandırmıştı.
Bir defasında matbaaya uğradım, beni gezdirdi. Yozgat’ın kapasitesinin üstünde bir tesis kurmuş, matbaa ustası bulamamaktan dert yanıyordu. Dev makinelerle adeta Yozgat’a bir fabrika kurmuş gibiydi. Kenan Beyin gazete merakını bilmezdim, orada gördüm ki Kenan Bey de gazete ve yayın dünyasına ilgi duyuyor, gazeteciliği seviyordu.
Son dönmelerde rahatsızlandığını öğrendim, yine telefonlaştık. Geçmiş olsun dileklerini bildirdim, tedavi gördüğünü öğrendim. Sanırım ayaktaydı, aciliyeti yoktu ama hastalığı malum çağın hastalığıydı ve her an fani dünyadan göçecek haldeydi. Tedavi döneminde aramışsam da kendisine ulaşamadım çünkü aradığımda tedavi gördüğünü söylüyorlardı.
Aynı hastalığı ve aynı kaderi paylaşan gazeteci arkadaşımız Muammer Karadeli’nin vefatı onu da üzmüş olmalıydı. Kısa bir süre sonra aynı kaderi paylaşıp hayata veda ettiğini öğrendik. Kader bu, çare yok, emir büyük yerden gelmişse boyun eğilir ve kadere rıza gösterilir. Dostlarını üzerek, sevdiklerini geride bırakarak aramızdan ayrıldığını öğrendik ve Büyük Camii avlusuna koştuk.
İşte bu ara eşim rahatsızlanmıştı, hastanede tedavi görüyordu. Eşimden izin istedim bir dostun cenazesine katılacağım hanım azıcık bana müsaade et dedim ve Büyük Cami de cenaze namazına katılmak üzere koştum Ulu Camie…
Evet tüm sevenlerimiz gibi onu da Büyük Camiinin avlusundan sevenlerinin omzunda Sarıtopraklıkta ebedi istirahatğahına uğurladık. Hayalleri, umutları, idealleri ve memleket sevdasıyla çok sevdiği vatan toprağının bağrına onu da bırakıverdik..Allah Rahmet eylesin, Mekanı Cennet olsun ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun…